İçeriğe geç

İçindekiler kısmına geç

 ENDONEZYA

Duyuru İşi Ülkenin Doğusuna İlerliyor

Duyuru İşi Ülkenin Doğusuna İlerliyor

1953 yılında, Peter Vanderhaegen Endonezya’daki çevre hizmetine tayin edildi. Hizmet ettiği çevre tüm ülkeyi, yani doğudan batıya yaklaşık 5.100 kilometrelik ve kuzeyden güneye yaklaşık 1.800 kilometrelik bir bölgeyi kapsıyordu. Bu geniş sahada hizmet ederken pek çok şaşırtıcı tecrübe yaşadı.

Peter Vanderhaegen

1954 yılında Peter birader Endonezya’nın doğu bölgelerine seyahat etti. Bu bölgede kalabalık bir Hindu nüfusun bulunduğu Bali Adası; halkın çoğunun Müslüman olduğu Lombok ve Sumbawa adaları; çoğunluğu Katolik olan Flores Adası ve çoğunluğu Protestan olan Sumba, Alor ve Timor adaları bulunuyordu. Külüstür bir tekneyle seyahat ederken Timor’un başkenti  Kupang’a varmadan önce yol boyunca birçok adada iyi haberi duyurdu. Peter birader şunları söyledi: “Timor’da iki hafta iyi haberi duyurdum. Sağanak yağışa rağmen elimdeki tüm dergileri verdim. 34 kişi dergilerimize abone oldu ve birçok Kutsal Kitap tetkiki başlattım.” Özel öncüler ilgi gösteren kişilerle görüşmeye devam etti ve böylece Kupang’da bir cemaat kuruldu. İyi haber oradan yakınlardaki Rotè, Alor, Sumba ve Flores adalarına yayıldı.

Kupang’daki Protestan din adamları, kilise üyelerinin Yehova’nın Şahitlerini dinlediğini fark ettiğinde kıskançlıktan deliye döndüler. Üst düzey bir din adamı, tek eli olan ve kalaycılık yapan yaşlı Thomas Tubulau’ya Şahitlerle inceleme yapmayı bırakmasını emretti ve öğrendiklerini başkalarına anlatmaya devam ederse kan döküleceğini söyledi. Thomas cesaretle şöyle cevap verdi: “Hiçbir Hıristiyan senin az önce söylediklerini söylemez. Bir daha kilisene gelmeyeceğim.” Thomas iyi haberi gayretle duyuran bir müjdeci oldu ve kızı da özel öncü olarak hizmet etti.

Bununla birlikte, Timor’daki din adamları Yehova’nın Şahitlerini ortadan kaldırmaya kararlıydı. 1961’de Diyanet İşleri Bakanlığına ve yerel askeri yetkililere baskı yaparak evden eve duyuru işini yasaklatmayı başardılar. Bunun sonucunda kardeşler şahitlik yöntemlerini değiştirdiler. Çarşılardaki ve kuyu başlarındaki insanlarla, yakaladıkları balıkları sahile getiren balıkçılarla ya da mezarları ziyaret eden ailelerle konuşuyorlardı. Bir ay sonra askeri yetkililerin tutumu yumuşadı ve radyodan Timor’da bütün dinlere özgürlük tanındığı duyuruldu. Diyanet İşleri Bakanlığı evden eve duyuru işinin hâlâ yasak olduğunda ısrar edince kardeşler bu kararlarını  yazılı olarak bildirmelerini istedi. Yetkililer bunu yapmayı reddetti. Böylece kardeşler evden eve faaliyetine sorunsuz şekilde devam edebildi.

Görevli vaiz olan Piet ve Nell de Jager ile Hans ve Susie van Vuure 1962 yılında Papua’ya geldiler ve onlar da Hıristiyan din adamlarının muhalefetiyle karşılaştılar. Üst düzey üç din adamı, görevli vaizlere duyuru işini başka yerde yapmalarını söyledi. Din adamları vaazlarında, basılı olarak ve radyodan, Yehova’nın Şahitlerini hükümet karşıtı olaylar çıkarmakla suçladı. Ayrıca görevli vaizlerle inceleme yapmaya başlayan kilise üyelerini kandırarak, tehdit ederek ya da rüşvetle vazgeçirmeye çalıştılar. Yöredeki toplulukların liderlerine duyuru işine karşı çıkmaları için baskı yaptılar.

Bu liderlerden birinin, görevli vaizleri kendi köyüne davet etmesiyle din adamlarının tüm çabaları başarısızlığa uğramış oldu. Hans şunları anlattı: “Lider tüm köylüleri bir araya topladı, sonra Piet ve ben duyuru işimizi açıklayan iki kısa konuşma yaptık. Sonra eşlerimiz köylülerin kapısını nasıl çalacağımızı ve bizi içeri davet ettiklerinde Kutsal Kitabın mesajını onlarla nasıl paylaşacağımızı açıklayan bir gösteri yaptılar. Bu gösteri köy liderinin ve köylülerin çok hoşuna gitti; hizmetimizi rahatça yapmamıza izin verdiler.”

Buna benzer birçok olay yaşandı. Müslümanlar duyuru işimize pek karşı çıkmıyordu, muhalefet çoğu zaman Hıristiyan din adamlarından geliyordu. Aynı durum günümüzde de devam ediyor.

‘Valilerin Önünde Şahitlik Edeceksiniz’

İsa öğrencilerine şöyle demişti: “Benim uğruma valilerin ve kralların karşısına götürüleceksiniz. Böylece onların ve milletlerin önünde şahitlik edebileceksiniz”  (Mat. 10:18). Endonezya’da yaşananlar bu sözlerin doğruluğunu defalarca ortaya koydu.

Önde gelen Hollandalı bir ilahiyatçı, 1960 yılında Cakarta’da yayımladığı bir kitapta Yehova’nın Şahitlerini sahte Hıristiyanlar olmakla suçladı. Bu kitap, birçok din adamını Şahitlere karşı harekete geçirdi. Örneğin, bir kasabadaki din adamı Diyanet İşleri Bakanlığına mektup yazarak Şahitleri “kilisesindeki insanların aklını karıştırmakla” suçladı. Görevliler kardeşleri suçlamalara cevap vermeleri için çağırdığında, kardeşlerimiz gerçekleri anlattı ve bu etkili bir şahitlikle sonuçlandı. Bakanlıkta çalışan bir görevli meslektaşına şu tavsiyede bulundu: “Yehova’nın Şahitlerini rahat bırak. Onlar uykuya dalmış Protestanları uyandırıyor.”

Cennet kitaplarının bulunduğu koliler kamyondan indiriliyor, 1963

 1964 yılında Papua’daki Protestan Kilisesinden bazı din adamları Yehova’nın Şahitlerinin faaliyetini yasaklamak için Din ve Sosyal İşler Meclis Komisyonuna başvurdu. Buna karşılık Büro savunma yapmak için komisyonla görüşme talebinde bulundu. Tagor Hutasoit şunları anlattı: “Yaklaşık bir saat komisyonun önünde konuştuk ve Kutsal Kitaba dayalı eğitim işimizi net bir şekilde açıkladık. Bize karşı çıkan Protestan bir politikacı, Şahitleri Papua’da dinsel huzursuzluk çıkarmakla suçladı. Fakat komisyonun Müslüman üyelerinin çoğu faaliyetimiz hakkında olumlu düşünüyordu. Bize ‘Anayasa din özgürlüğünü güvence altına alıyor, bu yüzden iyi haberi duyurma hakkına sahipsiniz’ dediler.” Bu toplantının ardından Papua’daki üst düzey bir devlet görevlisi şunları söyledi: “Yeni hükümet . . . . din özgürlüğünü desteklemektedir ve bu ülkemizdeki yeni dinler için de geçerlidir.”