“Bir varlığın canı kandadır, Ben kanı canlarınız için kefarette bulunsun diye sunak için ayırdım” (LEVİOĞULLARI 17:11).

TANRI’NIN yaptığı düzenleme sayesinde hem bireyler hem de tüm halk, işledikleri günahlar için kurbanlar aracılığıyla bağışlanma dileyebilirdi. Kanuna göre, günah işleyen biri yanlışını düzeltmeli ve sonra uygun bir kurban sunmalıydı. İşlenen günaha göre belirli sunular talep ediliyordu (Levioğulları 5:5-7). Bunlar bir ölçüde de olsa, kişinin suçluluk duygusundan kurtulmasını sağlıyordu.

İnsanlar sunulan kurbanlar sayesinde suçluluk duygusundan arınıyordu

Başkâhin yılda bir gün, hem kendi hem de halkın günahlarına kefarette bulunmak için sunulan kurbanların kanıyla mabedin En Kutsal Yerine girerdi (Levioğulları 16:11, 14, 15). Halk, o gün yapılan bu ve benzeri törenler sayesinde, önceki yıl işlenen günahların sebep olduğu ağır suçluluk duygusundan kurtulabiliyordu. Günahların bağışlanabilmesi için kurban edilen hayvanın kanı mutlaka akıtılmalıydı, çünkü “kefareti sağlayan kandı” (Levioğulları 16:30; 17:11).

Tanrı neden bizi koşulsuz şekilde bağışlamıyor?

Yehova bizi ‘bol bol bağışlamaya’ isteklidir (İşaya 55:7). Fakat asla belirlemiş olduğu ahlak kanunları yokmuş gibi davranmaz. Koyduğu kusursuz standartlara saygı duyduğu için, kusurlarımızı ve günahlarımızı görmezden gelemez. “O kayadır, işleri kusursuzdur, çünkü her yolu adalettir. Sadakat Tanrısıdır, hiç haksızlık etmez; dürüst ve doğru olan O’dur” (Tekrar 32:4).

Şunu düşünün: ‘Yetkililer keyfi davranarak hapishanedeki tüm suçluları affedip serbest bıraksaydı toplum bundan nasıl etkilenirdi? Tanrı yerçekimi yasası gibi fizik kanunlarını birden iptal etseydi evren ne hale gelirdi?’ O’nun ahlak kanunları da aynı derecede önemlidir.

Söylendiği gibi, kusurlu insanların Tanrı’nın Kanununa kusursuz şekilde uyması mümkün değildir ve günahlarının bağışlanabilmesi için sürekli kurban sunmaları gerekir. Peki insanları günahtan kurtaracak kurban nasıl olmalı?