“Yeryüzünde hep iyilik yapan ve hiç günah işlemeyen doğru bir kişi yoktur” (VAİZ 7:20).

İYİ bir kişi her zaman doğru olanı düşünmek, hissetmek ve yapmak ister. Günah, bu hedefi tam anlamıyla başaramamaktır. Bu durumu bir okçunun hedefi ıskalamasına benzetebiliriz.

Günahın kapsamına sadece ciddi suçlar mı girer?

Öfkenize engel olamadığınız zamanlar oluyor mu?

Kötü olan tüm davranışlar, duygular ve düşünceler günahın kapsamına dahildir. Örneğin bir kişinin öfkesini kontrol altında tutmaması, eşi ve çocuklarına karşı kaba konuşması, yanlış bir arzu beslemesi veya bencil istekler duyması günahtır.

Bir kişi hiç günah işlemeden yaşayabilir mi?

Herhangi biri Kutsal Kitaptaki “Yalandan uzak duracaksın” emrini yaşamı boyunca hiç çiğnemediğini söyleyebilir mi? (Çıkış 23:7). Gerçekten de “Günah işlemeyen insan yoktur” (1. Krallar 8:46). Biz kusurlu insanlar için bir günü bile günah işlemeden geçirmek imkânsızdır.

Bazen aklınızdan kötü düşünceler geçiyor mu?

Günah içimizde ne kadar kök salmıştır?

Hata yapmaktan kaçınamıyor olmamız, günahın sadece yanlış davranışlarda bulunmaktan çok daha köklü bir sorun olduğunun kanıtıdır. Hepimiz günahı miras aldık; hastalanıyor, yaşlanıyor ve ölüyoruz. Bunun asıl nedeni yaptığımız kötü şeyler değil, doğuştan kusurlu olmamızdır. Kusurlu olduğumuz için hata yapmaya eğilimliyiz. Bu eğilimden kendi çabalarımızla kurtulamayız. Kutsal Yazılar şöyle der: “Kim kirli birinden temiz bir insan meydana getirebilir? Hiç kimse” (Eyüp 14:4).

Âdem ile Havva yaratıldıklarında kusursuzdu, hata yapmaya eğilimli değillerdi. Onlar günah işlemeyi seçtiklerinde kusurlu hale geldiler. Tıpkı kusurlu bir kek kalıbından çıkan kekler gibi Âdem ve Havva’nın soyu olan bizler de kusurlu kişiler olarak dünyaya geldik. Ne yazık ki elimizden bir şey gelmiyor. Hepimiz onlar gibi kusurluyuz ve yanlış eğilimlerimiz var. Kısacası, günahı Âdem ve Havva’dan miras aldık. Peki bu durum bizi nasıl etkiliyor?