Yeruşalim’in duvarlarının yeniden inşa edilmesinin üzerinden 400 yıldan fazla zaman geçmişti. Şehrin yakınlarında Zekeriya adlı bir kâhin ve karısı Elizabet yaşıyordu. Onlar yıllardır evliydi fakat hiç çocukları yoktu. Bir gün Zekeriya mabetteki kutsal mekânda buhur sunarken karşısına bir melek çıktı. Bu melek Cebrail’di. Zekeriya çok korkmuştu ama Cebrail ona “Korkma” dedi ve şöyle devam etti: “Sana Yehova’nın söylediklerini anlatmak için geldim. Karın Elizabet bir erkek çocuk doğuracak ve adını Yahya koyacaksınız. Yehova onu özel bir görev için seçti.” Zekeriya, “Sana nasıl inanayım? Karım da ben de çok yaşlıyız. Bu yaştan sonra nasıl çocuğumuz olur?” diye sordu. Cebrail ise şunları dedi: “Tanrı beni bu haberi vermem için gönderdi. Ama bana inanmadığın için bebek doğana kadar konuşamayacaksın.”

Zekeriya kutsal mekânda normalden daha uzun süre kaldı. Sonunda dışarı çıktığında, onu bekleyenler içerde neler olduğunu sordu. Ancak Zekeriya cevap veremedi, çünkü konuşamıyordu. Sadece elleriyle işaretler yapabildi. Böylece insanlar Zekeriya’nın Tanrı’dan bir haber aldığını anladılar.

Bir süre sonra tam da meleğin söylediği gibi Elizabet hamile kaldı ve bir oğlu oldu. Arkadaşları ve akrabaları bebeği görmeye geldiler. Elizabet için çok mutluydular. Elizabet “Adı Yahya olacak” dedi. Ama bebeği görmeye gelenler “Ailenizde Yahya adında kimse yok. Adı, babası gibi Zekeriya olsun” dediler. Ancak Zekeriya bir levhaya “Onun adı Yahya’dır” diye yazdı. O anda Zekeriya yeniden konuşmaya başladı! Bebek hakkındaki haberler bütün Yahudiye’ye yayıldı. İnsanlar “Acaba bu bebek büyüyünce nasıl biri olacak?” diye merak ediyordu.

 Sonra Zekeriya, kutsal ruhun etkisiyle gelecek hakkında şunları bildirdi: “Yehova’ya şükürler olsun. O, İbrahim’e bizim için bir kurtarıcı göndereceğine söz vermişti. Yahya bir peygamber olacak ve kurtarıcımız Mesih’in yolunu hazırlayacak.”

Elizabet’in akrabası Meryem de çok özel bir olay yaşadı. Bir sonraki bölümde onun neler yaşadığını öğreneceğiz.

“İnsanlar için bu imkânsızdır, fakat Tanrı için her şey mümkündür” (Matta 19:26)