LUKA 13:1-21

  • İKİ FELAKET VE BUNLARDAN ALINACAK DERS

  • CİNİN ETKİSİYLE İKİ BÜKLÜM OLMUŞ BİR KADIN SAĞLIĞINA KAVUŞUR

İsa, çeşitli yollarla insanları Tanrı’nın önündeki durumlarını düşünmeye teşvik ediyordu. Ferisinin evinin önündeki kalabalıkla konuştuktan sonra bunu yapması için bir fırsat daha çıktı.

Oradakilerden bazıları bir felaketten söz etti: “İsa’ya Celileliler hakkındaki bir olayı anlattılar; [Romalı Vali Pontius] Pilatus onların kanını dökmüş, sundukları kurbanların kanına katmıştı” (Luka 13:1). Acaba bu sözlerle ne demek istiyorlardı?

Söz ettikleri Celileliler binlerce Yahudinin katıldığı protesto sırasında öldürülmüş kişiler olabilir; bu protestonun nedeni Pilatus’un Yeruşalim’e su getirecek bir su kemeri inşa etmek için mabet hazinesindeki parayı kullanmasıydı. Belki Pilatus parayı mabet yetkilileriyle anlaşarak almıştı. Olayı aktaranlar, ölen Celilelilerin kötü şeyler yaptıklarını ve ceza olarak başlarına bu felaketin geldiğini düşünmüş olabilirler. Ancak İsa bu görüşe katılmıyordu.

Şöyle dedi: “Başlarına gelenler yüzünden bu kişilerin diğer tüm Celileliler’den daha günahkâr olduğunu mu düşünüyorsunuz? Kesinlikle hayır!” Fakat bu olaydan yola çıkarak Yahudileri şöyle uyardı: “Siz tövbe etmezseniz, hepiniz onlar gibi yok olacaksınız” (Luka 13:2, 3). Ardından kısa süre önce yaşanan ve belki de aynı su kemerinin inşasıyla bağlantılı olabilecek başka bir felakete değindi:

“Siloam’daki kule üzerlerine yıkıldığında ölen on sekiz kişinin, Yeruşalim’de yaşayan diğer tüm insanlardan daha günahkâr olduğunu mu düşünüyorsunuz?” (Luka 13:4). Kalabalık belki bu kişilerin de kötü oldukları için öldüğünü düşünüyordu. Ancak İsa bu görüşe de katılmıyordu. O, “beklenmedik zamanda beklenmedik olaylar” yaşandığını biliyordu; bu felaket de büyük olasılıkla böyle olaylardan biriydi (Vaiz 9:11). Yine de insanlar bundan bir ders almalıydı. İsa “Tövbe etmezseniz, hepiniz aynı şekilde yok olacaksınız” diye ekledi (Luka 13:5). Acaba buna şimdi dikkat çekmesinin sebebi neydi?

Sebep o sırada yeryüzündeki hizmetinin hangi evresinde olduğuyla bağlantılı olmalı; İsa şu örnekle durumu açıkladı: “Bir adamın bağında dikili bir incir ağacı vardı. Adam ağaçta meyve aramaya geldi, ama bir tane bile bulamadı. O zaman bağda çalışan işçisine şöyle dedi: ‘Üç yıldır gelip bu incir ağacında meyve arıyorum, fakat bir tane bile bulamıyorum. Onu kes! Neden toprağı boşuna işgal etsin?’ İşçi şu cevabı verdi: ‘Efendim, bırak bu yıl da kalsın; ben etrafını kazıp gübrelerim. Eğer o zaman meyve verirse ne âlâ; yoksa kesersin’” (Luka 13:6-9).

İsa üç yıldan uzun zamandır Yahudilerin iman etmesi için uğraşıyordu. Ancak öğrencisi olanlar, yani emeğinin ürünü olarak görülebilecek kişiler nispeten az sayıdaydı. Artık hizmetinin dördüncü yılıydı ve çabalarını iyice yoğunlaştırmıştı. Yahudiye ve Perea bölgelerinde yerine getirdiği duyuru ve öğretim faaliyetiyle, örnekte Yahudi toplumunu simgeleyen incir ağacının ‘etrafını kazıp gübreliyordu.’ Sonuç neydi? Bu çabaya yalnızca az sayıda Yahudi olumlu karşılık verdi. Millet bir bütün olarak tövbe etmeyi  reddetti, bu yüzden de onları artık yıkım bekliyordu.

Çoğunluğun İsa’ya olumlu karşılık vermediği gerçeği, bir Sebt günü sonrasında bir kez daha gözler önüne serildi. İsa bir havrada öğretim veriyordu. Orada, cinin etkisiyle iki büklüm olmuş bir kadın gördü; o 18 yıldır bu durumdaydı. İsa kadına şefkat göstererek, “Rahatsızlığından kurtuldun” dedi (Luka 13:12). Ellerini onun üzerine koydu, kadın hemen doğruldu ve Tanrı’ya şükretmeye başladı.

Bu, havra yöneticisini kızdırdı; halka, “İş yapmak için altı gün var; şifa bulmak için o günlerde gelin, Sebt gününde değil” dedi (Luka 13:14). O, İsa’nın şifa verme gücünü inkâr etmiyor fakat insanlara iyileşmek için Sebt günü gelmelerinin doğru olmadığını söylüyordu. İsa net bir mantıkla karşılık verdi: “Ey ikiyüzlüler, siz Sebt günü öküzünüzü ya da eşeğinizi ahırdaki yerinden çözüp sulamaya götürmez misiniz? Öyleyse, Şeytan’ın on sekiz yıldır bağlı tuttuğu bu İbrahim kızının da Sebt günü bu bağdan kurtulması uygun değil mi?” (Luka 13:15, 16).

İsa’ya karşı çıkanlar utandı, halk ise onun yaptığı muhteşem işleri görerek seviniyordu. Sonra İsa, ileride Krallıkla ilgili yaşanacak gelişmeleri anlatan iki örneği Yahudiye’de tekrarladı; bunları daha önce Celile Gölü’nde tekneden halka seslenirken de anlatmıştı (Matta 13:31-33; Luka 13:18-21).