LUKA 15:1-10

  • KAYBOLAN KOYUN VE KAYBOLAN PARA ÖRNEKLERİ

  • GÖKTE SEVİNEN MELEKLER

İsa hizmeti boyunca farklı zamanlarda alçakgönüllülüğün önemini vurgulamıştı (Luka 14:8-11). O, Tanrı’ya alçakgönüllü bir şekilde hizmet etmek isteyen erkek ve kadınları bulmak için büyük bir arzu duyuyordu. Bu kişiler arasında belki hâlâ günahkâr olan insanlar da vardı.

Ferisiler ve yazıcılar değersiz gördükleri böyle kişilerin İsa’dan ve mesajından etkilendiğini fark ediyordu. “Bu adam günahkârları kabul ediyor ve onlarla yemek yiyor” diye yakındılar (Luka 15:2). Ferisiler ve yazıcılar kendilerini herkesten üstün görüyordu. Sıradan insanlar onlar için sokaktaki çamurdan farksızdı. Din adamlarının bu insanlar için İbranice “toprak insanı” anlamına gelen amhaarets sözcüğünü kullanmaları onları nasıl aşağıladıklarını gösteriyordu.

İsa ise tam tersine onlara saygı duyuyor, nazik ve şefkatli davranıyordu. Bu nedenle bazıları günahkâr olarak tanınan düşkün durumdaki insanlar İsa’yı can kulağıyla dinliyordu. Peki İsa böyle insanlara yardım etmesini eleştirenler hakkında ne düşündü ve onlara nasıl karşılık verdi?

Daha önce Kefernahum’da verdiği etkileyici örneğin benzerini burada da anlatarak onlara açık bir cevap verdi (Matta 18:12-14). Örneğinde Ferisileri, Tanrı’nın ağılında güvenlik içinde olan doğru kişiler olarak gösterdi. Düşkün durumdaki insanları ise, yolunu şaşırıp kaybolmuş koyunlar olarak niteledi. Şöyle anlattı:

“Sizden kimin yüz koyunu olur da, birini kaybederse doksan dokuzunu kırda bırakıp kaybolanı bulana dek aramaz? Onu bulunca da omuzlarına alır, çok sevinir. Eve gelince dostlarını ve komşularını çağırıp, ‘Gelin de sevincime ortak olun, kaybolan koyunumu buldum’ der” (Luka 15:4-6).

Bu örneğin o insanlar için anlamı neydi? İsa bunu şöyle açıkladı: “Şunu bilin ki, tövbe eden bir günahkârın gökte yarattığı sevinç, tövbeye ihtiyacı olmayan doksan dokuz doğru kişi için duyulandan daha fazla olacaktır” (Luka 15:7).

İsa’nın tövbeden söz etmesi Ferisileri kendilerine getirmeliydi. Çünkü onlar doğru kişiler olduklarını ve tövbeye ihtiyaçları olmadığını düşünüyordu. İçlerinden bazıları birkaç yıl önce İsa’yı vergi tahsildarları ve günahkârlarla yemek yediği için eleştirdiğinde İsa onlara, “Ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim” demişti (Markos 2:15-17). Kendilerini doğru insanlar olarak gören Ferisiler tövbe etmeye ihtiyaçları olduğunu fark edemediler. Günahkâr  kişilerin tövbe etmesiyle gökte sevinç yaşanırken onlar için tam tersi oldu.

İsa, yolunu kaybetmiş günahkârların geri dönüşünün gökte büyük bir sevinç yarattığı düşüncesini destekleyen bir örnek daha verdi; bu, her evde yaşanabilecek bir durumdu: “Hangi kadının on gümüş parası olur da, birini kaybederse ışık yakıp evi süpürmez ve onu bulana dek dikkatle aramaz? Parayı bulunca arkadaşı ve komşusu olan kadınları çağırıp ‘Gelin de sevincime ortak olun, kaybettiğim gümüş parayı buldum’ der” (Luka 15:8, 9).

İsa bu örnekle ilgili de kaybolmuş koyun örneğindekine benzer bir açıklama yaptı: “Şunu bilin, tövbe eden bir günahkâr için de Tanrı’nın melekleri arasında büyük sevinç yaşanacaktır” (Luka 15:10).

Tanrı’nın melekleri, yolunu kaybeden günahkârların geri dönüşüyle gerçekten yakından ilgileniyor. Tövbe eden ve Tanrı’nın gökteki Krallığında yer alacak olan günahkâr kişileri düşündüğümüzde bu çok daha anlamlıdır; çünkü onlar meleklerden daha yüksek bir konumda olacaklar (1. Korintoslular 6:2, 3). Yine de melekler onları kıskanmaz. Peki tam anlamıyla tövbe edip Tanrı’ya yönelen günahkâr bir insan için bizim ne hissetmemiz gerekir?