LUKA 17:20-37

  • “TANRI’NIN KRALLIĞI ARANIZDA”

  • İSA’NIN ORTAYA ÇIKIŞI NASIL OLACAK?

İsa ya hâlâ Samiriye’de ya da Celile’deydi. Ferisiler ona Krallığın gelişi hakkında soru sordu. Onlar Krallığın gösterişli törenlerle, şatafatlı bir şekilde gelmesini bekliyorlardı. Ancak İsa şöyle dedi: “Tanrı’nın krallığının gelişi göze çarpan şekilde olmayacak. İnsanlar da, ‘Bakın burada!’ ya da ‘Bakın şurada!’ demeyecekler. Çünkü işte, Tanrı’nın krallığı aranızda” (Luka 17:20, 21).

Bazıları bu Krallığın bir yönetim değil insanların yüreğindeki bir güç olduğunu, sembolik bir anlam taşıdığını düşünebilir. Ancak Krallık İsa’nın o sırada konuştuğu Ferisilerin yüreğinde bulunamayacağına göre bu doğru olamazdı. Tanrı’nın krallığının kralı olarak seçilmiş olan İsa onların yanında olduğu için ‘Tanrı’nın krallığının aralarında’ olduğu söylenebilirdi (Matta 21:5).

Herhalde Ferisiler gittikten sonra İsa öğrencilerine Krallığın gelişiyle ilgili ek ayrıntılar verdi. Krallık yetkisiyle hazır bulunacağı dönem hakkında ilk olarak şu uyarıda bulundu: “Öyle günler gelecek ki, İnsanoğlunun günlerinden birini özleyeceksiniz, ama göremeyeceksiniz” (Luka 17:22). İsa bu sözlerle İnsanoğlunun Krallıkta hüküm sürmesinin gelecek bir zamanda olacağını gösterdi. Öğrencilerden bazıları bunu bir an önce görmek isteyebilirlerse de İnsanoğlunun gelmesi için Tanrı’nın belirlediği zamana kadar beklemeleri gerekecekti.

İsa şöyle devam etti: “İnsanlar size ‘Bakın şurada!’ ya da ‘Bakın burada!’ diyecekler. Siz gitmeyin, onların peşine takılmayın. Çünkü, şimşek çakınca göğü bir uçtan diğer uca nasıl aydınlatırsa, İnsanoğlu da böyle olacaktır” (Luka 17:23, 24). İsa’nın öğrencileri, sahte mesihlerin peşinden gitme tehlikesine karşı kendilerini nasıl koruyacaklardı? İsa gerçek Mesih’in gelişini geniş bir alandan görülebilen şimşeklere benzetti. Krallık yetkisiyle hazır bulunması bunu dikkatle gözleyen herkes için açıkça belli olacaktı.

Bunun ardından İsa, gelecek o dönemde insanların sergileyeceği tutumu göstermek için eski zamanlarda gerçekleşen olaylardan bahsetti: “Nuh’un zamanında neler olduysa, İnsanoğlunun zamanında da öyle olacaktır . . . . Yine, Lût’un zamanında da böyle oldu: İnsanlar yiyor, içiyor, satın alıyor, satıyor, ekip dikiyor ve binalar yapıyorlardı. Fakat Lût’un Sodom’dan çıktığı gün, gökten ateş ve kükürt yağdı ve hepsini yok etti. İnsanoğlunun ortaya çıkacağı gün de böyle olacaktır” (Luka 17:26-30).

İsa, Nuh ve Lût’un zamanındaki insanların yiyip içtikleri, alışveriş yaptıkları, ekip biçtikleri ya da binalar yaptıkları için yok edildiklerini söylemedi. Nuh, Lût ve aileleri bu gündelik faaliyetlerin en azından birkaçını yapmış olmalı. Ancak diğer insanlar tüm bu şeyleri Tanrı’nın isteğine  hiç dikkat etmeyerek ve yaşadıkları dönemin anlamını görmezden gelerek yapıyorlardı. Bunun için İsa, öğrencilerine Tanrı’nın isteğine dikkat etmelerini ve bu isteği yerine getirmek için uğraşmalarını tembih etti. Bu şekilde onlara, Tanrı’nın gelecekte gerçekleştireceği yıkımda canlarını nasıl koruyabileceklerini, yani nasıl hayatta kalabileceklerini göstermiş oldu.

Öğrenciler “geride kalan şeylere” dönmemeli, başka sözlerle etraflarındaki dünyanın dikkatlerini dağıtmasına izin vermemeliydiler. İsa şöyle dedi: “O gün damda olan kişi evine eşyasını almaya inmesin; tarlada olan da geride kalan şeylere dönmesin. Lût’un karısını hatırlayın” (Luka 17:31, 32). O tuzdan bir direk olmuştu.

İsa İnsanoğlunun Kral olarak hüküm sürdüğü sırada neler olacağını anlatmaya devam ederek öğrencilerine şöyle dedi: “O gece bir yatakta iki kişi olacak; biri alınıp götürülecek, diğeri bırakılacak” (Luka 17:34). Demek ki bazıları kurtulacak, bazıları ise bırakılacaktı, yani hayatlarını kaybedeceklerdi.

Öğrenciler bu olacaklarla ilgili İsa’ya, “Efendimiz, nerede?” diye sordular. O da, “Ölü nerede ise, kartallar da orada toplanacak” dedi (Luka 17:37). Evet, bazıları uzağı gören kartallar gibi olacaktı. Onlar gerçek Mesih’in, yani İnsanoğlunun yanına toplanacaklardı. O zaman İsa öğrencilerine, iman edenlerin hayatını kurtaracak hakikatleri sağlayacaktı.