MATTA 26:1-5, 14-19 MARKOS 14:1, 2, 10-16 LUKA 22:1-13

  • YAHUDA İSKARİYOT İSA’YI ELE VERMEK İÇİN PARA ALIR

  • İKİ ELÇİ FISIH İÇİN HAZIRLIK YAPAR

Zeytinlik Dağı’nda kendisine hazır bulunuşu ve bu ortamın sonu hakkında soru soran dört elçisine İsa’nın verdiği öğretim sona ermişti.

11 Nisan Salı gerçekten çok yoğun geçmişti. Geceyi geçirecekleri Beytanya’ya dönerken, muhtemelen yolda İsa elçilerine şöyle dedi: “Biliyorsunuz, iki gün sonra Fısıh olacak ve İnsanoğlu direğe gerilmek üzere ele verilecek” (Matta 26:2).

İsa anlaşılan ertesi gününü elçileriyle birlikte sakin şekilde geçirdi. Salı günü din adamlarını azarlamış ve onların kötülüğünü ortaya sermişti. Onlar İsa’yı öldürmek istiyordu. Bu yüzden İsa 12 Nisan Çarşamba günü halkın içine çıkmadı. Çünkü ertesi akşam gün batarken, yani Yahudi takvimine göre 14 Nisan günü başlarken elçileriyle kutlayacağı Fısha hiçbir şey engel olmamalıydı.

Yüksek kâhinler ve halkın ihtiyarları ise Fısıh öncesini hiç de sakin geçirmediler. Onlar Başkâhin Kayafa’nın avlusunda toplandılar. İsa kötülüklerini ortaya serdiği için çok rahatsız olmuşlardı. Bu yüzden hep birlikte “kurnazca bir düzenle İsa’yı yakalayıp öldürmeyi kararlaştırdılar.” Peki bunu nasıl ve ne zaman yapacaklardı? Şöyle düşündüler: “Bayramda olmasın ki, halk arasında bir kargaşa çıkmasın” (Matta 26:4, 5). İsa halk tarafından sevildiği için korkuyorlardı.

Bu arada biri onları ziyarete geldi. Bu beklenmedik ziyaretçi İsa’nın elçilerinden Yahuda İskariyot’tu. Şeytan, Efendisine ihanet etme düşüncesini ona aşılamıştı. Yahuda din adamlarına, “Onu ele verirsem bana ne verirsiniz?” diye sordu (Matta 26:15). Bu teklife çok sevindiler ve “ona gümüş para vermek üzere aralarında anlaştılar”  (Luka 22:5). Büyük bir zevkle ona verecekleri miktarı 30 gümüş para olarak belirlediler. Bir köle için ödenen bedelin de 30 şekel olması dikkate değer (Çıkış 21:32). Din adamları böylece İsa’yı ne kadar değersiz gördüklerini ve küçümsediklerini gösterdiler. Bundan sonra Yahuda “etrafta kalabalığın olmadığı bir sırada İsa’yı ele vermek için fırsat kollamaya başladı” (Luka 22:6).

Çarşamba güneşin batışıyla 13 Nisan başladı; bu İsa’nın Beytanya’da altıncı ve son gecesiydi. Ertesi gün Fısıh için son hazırlıkların yapılması gerekiyordu. Bir kuzu alınmalı ve 14 Nisan başladıktan sonra kesilip bütün olarak kızartılmalıydı. Acaba yemeği nerede yiyeceklerdi ve kim hazırlayacaktı? İsa bu konuda ayrıntılar vermedi. Böylece Yahuda yüksek kâhinlere bilgi sızdıramadı.

Muhtemelen Perşembe öğleden sonranın ilk saatlerinde İsa Beytanya’da, “Gidin, Fısıh yemeğini hazırlayın da yiyelim” diyerek Petrus ve Yuhanna’yı gönderdi. Onlar “Yemeği nerede hazırlamamızı istiyorsun?” diye sordular. İsa şöyle cevap verdi: “Şehre girdiğinizde testiyle su taşıyan bir adamla karşılaşacaksınız. Gireceği eve dek onu izleyin. Ev sahibine deyin ki, ‘Bizi öğretmen gönderdi, öğrencilerimle birlikte Fısıh yemeğini yiyebileceğim misafir odası nerede? diye soruyor.’ Adam size üst katta, döşenmiş büyük bir oda gösterecek. Yemeği orada hazırlayın” (Luka 22:8-12).

O ev sahibi kuşkusuz İsa’nın bir öğrencisiydi. Belki de İsa’nın bu özel gün için evini kullanmak isteyeceğini tahmin ediyordu. İki elçi Yeruşalim’e vardığında her şeyi İsa’nın dediği gibi buldular. Böylece kuzuyu hazırlamak ve İsa’yla 12 elçisi için 13 kişilik Fısıh yemeğini düzenlemek üzere gereken her şeyi yaptılar.