MATTA 27:15-17, 20-30 MARKOS 15:6-19 LUKA 23:18-25 YUHANNA 18:39–19:5

  • PİLATUS’UN İSA’YI SERBEST BIRAKMA GİRİŞİMİ

  • YAHUDİLER BARABBAS’I TERCİH EDER

  • İSA ALAYLARA VE KÖTÜ MUAMELEYE MARUZ KALIR

Pilatus İsa’yı öldürmek isteyen kalabalığa şöyle seslendi: “Yönelttiğiniz suçlamalar için hiçbir dayanak bulamadım. . . . . Herodes de bulamadı” (Luka 23:14, 15). Sonra İsa’yı kurtarmak için başka bir yol deneyerek halka şöyle dedi: “Fısıh zamanı sizin için birini serbest bırakmam âdettir. Sizin için Yahudilerin kralını serbest bırakmamı ister misiniz?” (Yuhanna 18:39).

Pilatus Barabbas adlı tutukludan haberdardı; o, soyguncu, isyancı ve katil olarak tanınan biriydi. Bu yüzden halka şöyle sordu: “Hangisini serbest bırakmamı istersiniz, Barabbas’ı mı, yoksa Mesih denilen İsa’yı mı?” Halk yüksek kâhinlerin kışkırtmasıyla İsa’nın değil Barabbas’ın serbest bırakılmasını istedi. Pilatus bir kez daha, “Bu ikisinden hangisini sizin için salıvereyim?” dedi. Kalabalık “Barabbas’ı” diye bağırdı (Matta 27:17, 21).

Pilatus dehşete düşmüştü; “O zaman Mesih denilen İsa’yı ne yapayım?” diye sordu. Var güçleriyle “Direğe gerilsin!” diye bağırdılar (Matta 27:22). Suçsuz bir insanın ölmesini istedikleri için gerçekten utanılacak durumdaydılar. Pilatus ısrar ederek “Neden? Bu adam ne kötülük etti?” dedi. “Ölümü hak edecek bir suçunu görmedim; dayak attırdıktan sonra onu serbest bırakacağım” (Luka 23:22).

Pilatus’un gösterdiği ısrarlı çabalara rağmen öfkeli kalabalık hep bir ağızdan “Direğe gerilsin!” diye bağırıyordu (Matta 27:23). Din adamları kalabalığı öylesine kışkırttı ki onlar artık sadece kan görmek istiyordu. Üstelik bu bir suçlunun ya da katilin kanı değildi. Beş gün önce Yeruşalim’e girişi sırasında kral olarak karşıladıkları masum insanın kanıydı. İsa’nın öğrencileri belki de oradaydılar, ancak öyleyse bile dikkat çekmemeye çalışarak sessiz kaldılar.

Pilatus girişimlerinin işe yaramadığını gördü. Kargaşa büyüyordu, bu yüzden kalabalığın gözü önünde su alıp ellerini yıkadı. Sonra onlara “Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Ötesini siz düşünün” dedi. Bu sözler de kalabalığı vazgeçirmedi. Üstelik, “Onun kanının hesabı bizden ve çocuklarımızdan sorulsun” dediler (Matta 27:24, 25).

Valinin kalabalığı memnun etme isteği, doğru bildiği şeyi yapma isteğinden daha güçlüydü. Bu yüzden de onların arzusuna uyarak Barabbas’ı serbest bıraktı. İsa’yı ise giysilerini çıkarttırıp kırbaçlattı.

 İsa kırbaçlanarak işkence gördükten sonra askerler tarafından valinin konağına götürüldü. Orada toplanan tüm tabur ona eziyet etmeyi sürdürdü. Dikenlerden ördükleri tacı canını acıtarak başına geçirdiler. Sağ eline bir kamış tutuşturdular ve ona kraliyet giysisi gibi bir giysi giydirdiler. “Selam sana ey Yahudilerin Kralı!” diyerek İsa’yla alay ettiler (Matta 27:28, 29). Bu yetmezmiş gibi ona tükürüp yüzünü tokatladılar. Elinden çekip aldıkları kalın kamışla başına vurmaya başladılar; aşağılamak için giydirdikleri ‘tacın’ dikenleri her vuruşta başına biraz daha saplanıyordu.

Tüm bunlar olurken İsa’nın sergilediği olağanüstü asalet ve güçlü duruş Pilatus’u çok etkilemişti. Öyle ki olayın sorumluluğundan sıyrılmak için bir kez daha girişimde bulunarak, “İşte! Onda bir suç bulmadığımı bilesiniz diye onu dışarı size getiriyorum” dedi. Acaba Pilatus, İsa’yı vücudundaki yara berelerle, kanlar içinde göstererek kalabalığı insafa getirebileceğini düşünmüş olabilir mi? Pilatus acımasız kalabalığa karşılarında duran İsa’yı göstererek, “İşte o adam!” dedi (Yuhanna 19:4, 5).

İsa, yaralı ve hırpalanmış durumda olduğu halde asaletini ve sakinliğini koruyordu; Pilatus bile bunun farkında olmalıydı, çünkü sözlerinin acımayla karışık bir saygı yansıttığı anlaşılıyor.