MATTA 28:3-15 MARKOS 16:5-8 LUKA 24:4-12 YUHANNA 20:2-18

  • İSA DİRİLTİLİR

  • MEZAR YERİNDE YAŞANANLAR

  • İSA BİRÇOK KADINA GÖRÜNÜR

Kadınlar mezarı boş görünce şok geçirdiler. Mecdelli Meryem koşup “Simun Petrus’a ve İsa’nın sevdiği diğer öğrenci” Yuhanna’ya gitti (Yuhanna 20:2). Diğer kadınlar ise orada bir melek gördü. Mezarın içinde de “beyaz kaftanlı” başka bir melek vardı (Markos 16:5).

Meleklerden biri onlara şöyle dedi: “Korkmayın, biliyorum, direğe gerilmiş olan İsa’yı arıyorsunuz. O burada değil, çünkü söylemiş olduğu gibi diriltildi. Gelin bakın, yattığı yer burasıydı. Sonra hemen koşup öğrencilerine onun diriltildiğini söyleyin. Sizin önünüzden Celile’ye gidiyor” (Matta 28:5-7). Heyecandan titreyen kadınlar elçilere haber vermek için koşa koşa gittiler (Markos 16:8).

Bu arada Meryem, Petrus ve Yuhanna’yı buldu. Onlara nefes nefese, “Efendimizi mezardan alıp götürmüşler, nereye koyduklarını bilmiyoruz” dedi (Yuhanna 20:2). Bunun üzerine Petrus ve Yuhanna koşarak mezara gittiler. Yuhanna daha hızlı olduğundan mezara önce o vardı. Mezardan içeriye bakıp orada duran sargıları gördü ancak girmedi.

Petrus ise geldiğinde doğruca mezarın içine girdi. Keten sargıları ve İsa’nın başını sarmak için kullanılan bezi gördü. Yuhanna da ardından mezara girdi ve Meryem’in anlattıklarına inandı. Ancak her ikisi de İsa önceden söylemiş olmasına rağmen onun diriltildiğini anlamadı (Matta 16:21). Şaşkınlık içinde evlerine döndüler. O sırada Meryem mezara gelmişti ve orada kaldı.

Diğer kadınlar da İsa’nın diriltildiğini öğrencilere haber vermek için yola çıkmışlardı. Koşa koşa giderlerken İsa karşılarına çıkıp “Selam!” dedi. Kadınlar onun “önünde eğildiler ve ayaklarına sarıldılar.” İsa onlara şöyle dedi: “Korkmayın!  Kardeşlerime haber götürün, Celile’ye gitsinler; beni orada görecekler” (Matta 28:9, 10).

Mezarda nöbet bekleyen askerler daha önce deprem olduğunda ve melekler göründüğünde ‘korkudan tir tir titreyip ölü gibi olmuşlardı.’ Kendilerine gelince şehre gidip “bütün olanları yüksek kâhinlere anlattılar.” Bunun üzerine kâhinler Yahudilerin ihtiyarlarıyla görüştü. Birlikte karar alıp askerlere rüşvet verdiler; onlardan olayları örtbas etmelerini ve “Öğrencileri gece biz uyurken gelip onu çaldılar” diyerek yalan söylemelerini istediler (Matta 28:4, 11, 13).

Nöbet sırasında uyuyan Romalı askerler ölümle cezalandırılabileceği için kâhinler askerlere şu sözü verdi: “Bu [yalan] valinin kulağına gidecek olursa biz onu ikna ederiz, başınız derde girmez” (Matta 28:14). Askerler rüşveti alıp kâhinlerin istediklerini yaptılar. İsa’nın bedeninin çalındığına dair yalan haber bu şekilde Yahudiler arasında geniş çapta yayıldı.

Mecdelli Meryem kederli bir halde hâlâ mezarın başındaydı. Eğilip mezardan içeri baktığında beyazlar içinde iki melek gördü. Biri İsa’nın bedeninin yatırıldığı yerin başında, diğeri de ayakucunda oturuyordu. Melekler Meryem’e “Neden ağlıyorsun?” diye sordular. O da, “Efendimi alıp götürmüşler. Nereye koyduklarını da bilmiyorum” dedi. Arkasını döndüğünde başka birini daha gördü. Bu kişi de meleklerin sorusunu tekrarladıktan sonra şunu ekledi: “Kimi arıyorsun?” Meryem onu bahçıvan sanıp, “Efendim, onu sen götürdüysen, nereye koyduğunu söyle de gidip alayım” dedi (Yuhanna 20:13-15).

Meryem aslında diriltilmiş İsa’yla konuşmaktaydı, ancak o anda onu tanıyamadı. Fakat sonra kendisine “Meryem!” diye seslenişinden onun İsa olduğunu anladı. Sevinç içinde “Rabbuni!” diye haykırdı; bu “Öğretmenim!” anlamına gelir. İsa’nın hemen göğe çıkacağından endişelenerek ona sarıldı. Bunun için İsa ona şöyle dedi: “Tamam, bana sarılmayı bırak artık; henüz Babamın yanına çıkmadım. Sen şimdi doğruca kardeşlerime gidip, benim Babamın, sizin Babanızın, benim Tanrımın ve sizin Tanrınızın yanına çıkacağımı söyle” (Yuhanna 20:16, 17).

Meryem elçilerin ve diğer öğrencilerin toplandığı yere koşup “Efendimizi gördüm” dedi ve diğer kadınların anlattıklarına kendi yaşadıklarını da ekledi (Yuhanna 20:18). “Ancak, anlatılanlar elçilere saçma göründü” (Luka 24:11).