YUHANNA 2:23-3:21

  • İSA NİKODİMOS’LA KONUŞUR

  • ‘YENİDEN DOĞMAK’ NE ANLAMA GELİR?

İsa MS 30 yılında Fısıh için Yeruşalim’deyken etkileyici alametler, mucizeler yaptı. Bunun sonucunda birçok insan ona iman etti. Sanhedrin denen Yahudi yüksek mahkemesinin bir üyesi, aynı zamanda bir Ferisi olan Nikodimos olanlardan çok etkilendi. Daha çok şey öğrenmek istediğinden, hava kararınca İsa’yı ziyaret etti. Herhalde, diğer Yahudi dini liderlerin gözündeki itibarının zedeleneceğinden korktuğu için kimseye görünmeden gelmişti.

Nikodimos İsa’ya şöyle dedi: “Öğretmen, senin Tanrı’dan gelmiş bir öğretmen olduğunu biliyoruz. Çünkü Tanrı kendisiyle beraber olmadıkça, hiç kimse senin yaptığın alametleri gerçekleştiremez.” İsa da ona, bir kişinin Tanrı’nın Krallığına girmesi için ‘yeniden doğması’ gerektiğini söyledi (Yuhanna 3:2, 3).

Peki bir insan nasıl yeniden doğabilir? Nikodimos da bu soruyu sordu: “İnsan . . . . tekrar ana rahmine girip ikinci sefer doğabilir mi?” (Yuhanna 3:4).

Hayır, yeniden doğmak bu anlama gelmiyordu. İsa bunu şöyle açıkladı: “Bir kişi sudan ve ruhtan doğmadıkça Tanrı’nın krallığına giremez” (Yuhanna 3:5). İsa vaftiz edildiğinde ve kutsal ruh onun üzerine indiğinde ‘sudan ve ruhtan doğmuştu.’ O sırada gökten gelen bir ses de şunu bildirdi: “Sevgili oğlum budur, ondan memnunum” (Matta 3:16, 17). Tanrı bu şekilde İsa’nın, artık gökteki Krallığa girme ümidine sahip ruhi oğlu olduğunu bildirmişti. Daha sonra MS 33 yılının Pentekostunda, kutsal ruh vaftiz edilen diğer kişilerin üzerine de dökülecekti ve böylece onlar Tanrı’nın ruhi oğulları olarak yeniden doğmuş olacaklardı (Elçiler 2:1-4).

Fakat Nikodimos için, İsa’nın Krallıkla ilgili öğrettiklerini anlamak zordu. Bu yüzden İsa ona, Tanrı’nın insan oğlu olarak sahip olduğu özel rolüyle ilgili daha çok bilgi verdi. Şunları söyledi: “Musa çölde yılanı yukarı kaldırdığı gibi, İnsanoğlu da yukarı kaldırılmalı ki, ona iman eden herkes sonsuz yaşama sahip olsun” (Yuhanna 3:14, 15).

Yüzyıllar önce, zehirli yılanlar tarafından ısırılan İsrailoğullarının hayatta kalmak için Musa’nın yaptığı bakır yılana bakmaları gerekmişti (Sayılar 21:9). Benzer şekilde bütün insanlar da ölümlü durumlarından kurtulmak ve sonsuz yaşamı kazanmak için Tanrı’nın Oğluna iman etmelidir. İsa bu sevgi dolu düzenlemede Yehova’nın payını vurgulamak için Nikodimos’a şöyle dedi: “Tanrı dünyayı öyle sevdi ki, biricik oğlunu verdi; ona iman eden hiç kimse yok olmasın, hepsi sonsuz yaşama sahip olsun diye bunu yaptı” (Yuhanna 3:16). Böylece İsa, insanlığın kurtuluş yolunun kendisi olduğunu hizmetine başladıktan altı ay kadar sonra Yeruşalim’de açıkça söylemiş oldu.

İsa Nikodimos’a Tanrı’nın, Oğlunu “dünyayı mahkûm etsin diye” göndermediğini söyledi. Yani İsa, bütün insanlığa aleyhte hüküm vermek, yok edilmelerine karar vermek için gönderilmemişti. Aksine kendi sözlerinde de belirttiği gibi, “dünya onun aracılığıyla kurtulsun diye” gönderilmişti (Yuhanna 3:17).

Nikodimos korktuğu için İsa’ya karanlıkta gelmişti. Bu yüzden İsa’nın ona söylediği şu son sözler dikkate değer: “Hüküm şu esasa dayanır: Dünyaya ışık [hayatı ve öğretileriyle İsa] geldi, fakat insanlar ışığı değil karanlığı sevdiler, çünkü işleri kötüydü. Kötü işler yapmayı alışkanlık edinen, ışıktan nefret eder ve yanlışları  ortaya çıkmasın diye ışığa gelmez. Fakat doğru olanı yapan ışığa gelir ki, işlerinin Tanrı’nın isteğine uygun olduğu açıkça görülsün” (Yuhanna 3:19-21).

Artık bundan sonrası, hem Ferisi hem de öğretmen olan Nikodimos’a kalmıştı. O, İsa’nın Tanrı’nın amacındaki rolüyle ilgili duydukları üzerinde düşünmeliydi.