MATTA 16:13-27 MARKOS 8:22-38 LUKA 9:18-26

  • İSA KÖR BİR ADAMI İYİLEŞTİRİR

  • PETRUS’A KRALLIĞIN ANAHTARLARINI VERİR

  • ÖLECEĞİNİ VE DİRİLTİLECEĞİNİ BİLDİRİR

İsa ve öğrencileri Beytsayda’ya vardılar. Sonra, insanlar İsa’ya kör bir adam getirdi ve ona dokunup iyileştirmesi için yalvardılar.

İsa kör adamı elinden tutarak köyün dışına çıkardı. Gözlerine tükürdükten sonra “Bir şey görüyor musun?” diye sordu. Adam “İnsanlar görüyorum; çünkü gördüğüm şeyler ağaca benziyor, ama yürüyorlar” diye cevap verdi (Markos 8:23, 24). İsa ellerini adamın gözlerinin üzerine koyarak onun yeniden görmesini sağladı. Adam artık tam olarak görebiliyordu; İsa onu evine gönderdi ve köye girmemesini tembih etti.

Bunun ardından öğrencileriyle birlikte kuzeye, Filipos Sezariyesi bölgesindeki bir köye gitti. Kuzeydoğusunda karlı Hermon Dağı olan ve deniz seviyesinden 350 metre yükseklikte bulunan bu köye varmak için yaklaşık 40 kilometrelik bir yolu çıkmaları gerekiyordu. Yolculukları büyük ihtimalle birkaç gün sürmüştü.

Yolculuk sırasında İsa bir ara yalnız başına dua etmek için onlardan ayrıldı. Ölümüne sadece dokuz ya da on ay kalmıştı ve öğrencileri için kaygı duyuyordu. Son zamanlarda birçokları onu takip etmekten vazgeçmişti. Öğrencilerinden bazılarının ise aklı karışmış, bazıları da hayal kırıklığına uğramıştı. Onlar belki İsa’nın, halkın onu kral yapmak için gösterdiği çabayı neden reddettiğini anlamamışlardı. Ya da neden kimliğini açıkça ortaya koyacak bir alamet vermediğini merak ediyorlardı.

Öğrencileri dua ettiği yere geldiğinde İsa onlara şöyle sordu: “İnsanlar İnsanoğlunun kim olduğunu söylüyor?” Onlar da, “Bazıları Vaftizci Yahya, bazıları İlya, bazıları da Yeremya ya da peygamberlerden biri diyor” dedi. Evet, insanlar İsa’nın bu kişilerden biri olduğunu düşünüyordu. İsa öğrencilerinin görüşlerini ortaya çıkarmak için şöyle sordu: “Peki siz ne dersiniz? Ben kimim?” Petrus hemen “Sen yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” diye cevap verdi (Matta 16:13-16).

İsa Petrus’a bu bilgiyi ona Tanrı’nın açıkladığını, bu yüzden mutlu olması gerektiğini söyledi. Sonra şöyle ekledi: “Sana şunu da söylüyorum, sen Petrus’sun, ben ise cemaatimi bu kayanın üzerine kuracağım ve ölüler diyarının kapıları onu esir tutamayacak.” İsa bu sözlerle bir cemaat kuracağını belirtti. O cemaatin üyeleri sadakatlerini yaşamlarıyla gösterirlerse ölüler diyarı bile onları esir tutamayacaktı. Sonra, Petrus’a şu vaatte bulundu: “Göklerin krallığının anahtarlarını sana vereceğim” (Matta 16:18, 19).

İsa bunu diyerek Petrus’a elçilerinin arasında en önemli yeri vermedi ya da onu cemaatin temeli yapmadı. Cemaatin üzerine kurulacağı Kaya, İsa’nın kendisiydi (1. Korintoslular 3:11; Efesoslular 2:20). Petrus’a ise üç anahtar verilecekti.  O, farklı gruplardan insanlar için gökteki Krallığın yolunu açma ayrıcalığına sahip olacaktı.

Petrus ilk anahtarı MS 33 yılının Pentekost gününde, tövbe eden Yahudilere ve Yahudiliği benimsemiş kişilere, kurtulmak için yapmaları gerekenleri açıkladığında kullanacaktı. İkinci anahtarı ise iman eden Samiriyelilerin, Tanrı’nın Krallığına girme fırsatına sahip olmaları için kullanacaktı. Üçüncü anahtarı da MS 36 yılında kullanarak, Kornelius’a ve Yahudi olmayan, sünnet edilmemiş diğer kişilere bu fırsatı sunacaktı (Elçiler 2:37, 38; 8:14-17; 10:44-48).

Ardından İsa çok yakında Yeruşalim’de acılar çekerek öldürüleceğinden bahsetti, bu elçilerini endişelendirdi. İsa’nın gökte yaşamak üzere diriltileceğini anlamadıkları için Petrus onu kenara çekti ve şöyle azarladı: “Tanrı esirgesin Efendim, bunlar senin başına asla gelmeyecek.” Bunun üzerine İsa “Çekil karşımdan Şeytan! Sen bana ayak bağısın, çünkü senin aklında Tanrı’nın değil insanların düşünceleri var” diyerek ona sırtını döndü (Matta 16:22, 23).

İsa elçilerini ve diğer öğrencilerini yanına çağırıp onun takipçisi olmalarının kolay olmayacağını açıkladı: “Biri benim arkamdan gelmek isterse, kendini reddetsin; işkence direğini yüklensin ve hep beni izlesin. Çünkü kim canını kurtarmak isterse onu kaybedecek. Kim canını benim uğrumda ve iyi haber uğrunda kaybederse, onu kurtaracak” (Markos 8:34, 35).

Gerçekten, İsa’nın lütfunu kazanmaları için takipçilerinin cesur ve özverili olmaları gerekiyordu. İsa onlara, “Zinaya dalmış bu günahkâr nesil içinde benden ve sözlerimden kim utanırsa, İnsanoğlu da kutsal meleklerle birlikte Babasının ihtişamıyla gelince ondan utanacak” dedi (Markos 8:38). Evet, İsa ileride geldiğinde “herkese yaptıklarının karşılığını verecek” (Matta 16:27).