MATTA 17:14-20 MARKOS 9:14-29 LUKA 9:37-43

  • CİNİN ETKİSİNDEKİ ÇOCUĞU İYİLEŞTİRMEK İÇİN GEREKEN GÜÇLÜ İMAN

İsa, Petrus, Yakup ve Yuhanna’yla birlikte dağdan indiğinde büyük bir kalabalıkla karşılaştı. Bir terslik olduğu belliydi; yazıcılar öğrencilerin etrafını sarmış onlarla tartışıyordu. Halk İsa’yı görünce çok heyecanlandı, onu karşılamak için koşarak yanına geldiler. İsa “Onlarla neyi tartışıyorsunuz?” diye sordu (Markos 9:16).

Kalabalığın arasından bir adam gelip İsa’nın önünde diz çöktü ve şunları anlattı: “Öğretmen, oğlumu sana getirdim; çünkü içinde onu dilsiz yapan bir ruh var, ruh onu her ele geçirdiğinde yere çalıyor; oğlumun ağzından köpükler çıkıyor, dişlerini gıcırdatıyor ve dermansız kalıyor. Senin öğrencilerine onu çıkarmalarını söyledim ama yapamadılar” (Markos 9:17, 18).

Anlaşılan yazıcılar, öğrencileri çocuğu iyileştiremedikleri için eleştiriyor, belki de bu çabalarıyla alay ediyorlardı. Bu yüzden İsa, üzüntüden ne yapacağını şaşıran babaya cevap vermek yerine kalabalığa seslenerek “Ey imansız ve bozuk nesil, daha ne kadar aranızda kalacağım? Daha ne kadar size katlanacağım?” dedi. Kuşkusuz bu ağır sözleri yokluğunda öğrencilerini eleştiren yazıcılar için söylemişti. İsa ardından kederli babaya dönerek “Onu bana getirin” dedi (Matta 17:17).

Çocuk İsa’ya yaklaşınca, cin çocuğu yere yıktı. Çocuk cinin etkisiyle şiddetle çırpınmaya başladı. Yerde ağzından köpükler çıkararak yuvarlanıyordu. İsa, babaya “Ne zamandan beri böyle?” diye sordu. Adam “Küçüklüğünden beri” diye cevap verdi ve “Çocuğu öldürmek için kaç kere ateşe ve suya attı. Eğer bir şey yapabilirsen, bize acı da yardım et” diye yalvardı (Markos 9:21, 22).

 İsa’nın öğrencileri bile yardım edemediği için baba çaresizlik içindeydi. Adamın umutsuzca yalvarışı üzerine İsa onu güven veren sözlerle cesaretlendirdi: “‘Eğer yapabilirsen’, öyle mi? İmanı olan için her şey mümkündür.” Çocuğun babası hemen, “İmanım var! İmanımın yetmediği yerde sen bana yardımcı ol!” diye feryat etti (Markos 9:23, 24).

İsa kalabalığın kendisine doğru koşmakta olduğunu gördü. Hepsinin önünde cini azarlayarak, “Sağır dilsiz yapan ruh, sana emrediyorum, onun içinden çık ve bir daha girme!” dedi. Cin çocuktan çıkarken, çocuk onun etkisiyle bağırarak çırpındı. Sonra da yerde kıpırdamadan yattı. Bunu gören birçokları “Öldü!” dedi (Markos 9:25, 26). Fakat İsa elinden tutunca çocuk kalktı ve “o anda iyileşti” (Matta 17:18). Doğal olarak insanlar İsa’nın yaptığı mucizeye hayran kalmıştı.

İsa daha önce öğrencilerini duyuru faaliyeti için gönderdiğinde onlar cinleri çıkarabilmişti. Bu yüzden, evde baş başa kaldıklarında İsa’ya “Onu biz neden çıkaramadık?” diye sordular. İsa bunun nedeninin iman eksikliği olduğunu açıklayarak şöyle dedi: “Bu tür, duadan başka bir şeyle çıkarılamaz” (Markos 9:28, 29). Bu güçlü cini çıkarmak için sağlam bir imanla birlikte, dua ederek Tanrı’nın güç veren yardımını dilemek de gerekliydi.

İsa sözlerini şöyle bitirdi: “Emin olun, sizde bir hardal tanesi kadar iman olsaydı, bu dağa ‘Kalk şuraya git’ derdiniz, giderdi. Sizin için hiçbir şey olanaksız olmazdı” (Matta 17:20). Gerçekten de iman böylesine etkili olabilir!

Yehova’ya hizmet ederken ilerlememizi engelleyebilecek zorluklar bize dağ gibi gelebilir; onları aşamayacağımızı ya da ortadan kaldıramayacağımızı düşünebiliriz. Ancak, imanımızı güçlendirirsek dağ gibi görünen engellerin ve zorlukların üstesinden gelebiliriz.