12 elçi tüm Celile bölgesini dolaşarak iyi haberi duyurmuştu. Onlar, “yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi” İsa’ya anlattılar. Doğal olarak yorgun düşmüşlerdi. Şimdi ise gelen giden o kadar çoktu ki yemek yemeye bile fırsat bulamıyorlardı. Bu nedenle İsa onlara, “Gelin, ıssız bir yere çekilip kendi başınıza kalın, biraz dinlenin” dedi (Markos 6:30, 31).

Onlar büyük olasılıkla Kefernahum yakınlarından tekneyle açıldılar. Ürdün Irmağı’nın doğusunda, Beytsayda’nın biraz ilerisinde ıssız bir yer bulmak istiyorlardı. Ancak onların yola çıktığını görenler ya da duyanlar hemen harekete geçti. Kıyı boyunca koşarak tekneden önce oraya ulaştılar.

İsa tekneden indiğinde bir kalabalıkla karşılaştı ve onlara acıdı, çünkü çobanı olmayan koyunlar gibiydiler. Bu yüzden onlara Krallıkla ilgili “pek çok şey öğretmeye başladı” (Markos 6:34). Aynı zamanda “Şifaya muhtaç olanları iyileştirdi” (Luka 9:11). Bir süre sonra öğrencileri ona, “Burası ıssız bir yer, zaten vakit de ilerledi. Kalabalığı gönder de köylere gidip kendilerine yiyecek satın alsınlar” dedi (Matta 14:15).

İsa onlara şöyle cevap verdi: “Gitmelerine gerek yok, onlara siz yiyecek bir şeyler verin” (Matta 14:16). İsa insanları doyurmak için ne yapacağını zaten biliyordu ama Filipus’u denemek amacıyla şöyle sordu: “Bu insanları doyurmak için nereden ekmek alacağız?” Bu soruyu Filipus’a sorması yerindeydi; o hemen yakındaki Beytsayda kentindendi. Ancak ekmek almak sorunu çözmeyecekti, çünkü orada yaklaşık 5.000 erkek vardı. Kadınlar ve çocuklarla birlikte bu sayı belki iki katına çıkıyordu! Filipus İsa’nın sorusunu, “Her biri bir lokma yese, iki yüz dinarlık * ekmek bile yetmez” diyerek yanıtladı (Yuhanna 6:5-7).

Andreas belki bu kadar insanı doyurmanın imkânsız olduğunu göstermek için “Burada beş arpa ekmeğiyle iki küçük balığı olan bir çocuk var. Fakat bu kadar insan için bu nedir ki?” dedi (Yuhanna 6:9).

MS 32 yılının Fıshından hemen önceydi; mevsim bahar olduğundan bütün tepeler yemyeşil otlarla kaplıydı. İsa, öğrencilerinden halkı 50’şer ve 100’er kişilik gruplar halinde çimenlere oturtmalarını istedi. Beş somun ekmeği ve iki balığı aldı, Tanrı’ya şükretti. Sonra ekmeklerle balıkları paylaştırdı ve oradaki insanlara dağıtmaları için öğrencilerine verdi. Sonuç gerçekten şaşkınlık vericiydi, orada olan herkes yemeklerden doyasıya yemişti!

Daha sonra öğrencilerine “Yemekten artanları toplayın, hiçbir şey israf olmasın” dedi (Yuhanna 6:12). Artan yemeklerle tam 12 sepet doldu!

[Dipnot]

^ p. 4 Bir dinar bir günlük işçi ücretidir.