Beytel’e Saldırı

Şubat 1998’de hükümet askerleri ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu Gözlem Grubuna (ECOMOG) bağlı birlikler, Freetown’daki isyancı güçleri ülkeden çıkarmak için kararlı şekilde harekete geçti. Ne yazık ki, bu savaş sırasında şarapnel isabet ettiği için bir birader hayatını kaybetti.

Yaklaşık 150 müjdeci Kissy ve Cockerill’deki görevli vaiz evlerine sığındı. Beytel’de gece bekçisi iki biraderden biri olan Laddie Sandy şöyle anlatıyor: “Gecenin geç bir saatinde Philip Turay’le birlikte nöbetteyken silahlı iki RUF isyancısı Beytel’e geldi ve tamamı cam olan lobi kapısını açmamızı emretti. Philip’le birlikte hemen güvenli bir yere geçtik, onlar ise kapı kilidine defalarca ateş etti. İlginçtir ki, kilit kırılmadı ve cama ateş etmeyi de düşünemediler. İstedikleri gerçekleşmeyince öfkeli şekilde oradan ayrıldılar.

İki gece sonra bu isyancılar yaklaşık 20 kişiyle birlikte geri döndü. Bu sefer çok kararlı ve donanımlıydılar. Hemen Beytel ailesine haber verdik ve bodrumda önceden düzenlediğimiz sığınağa koştuk. Altı kardeşle birlikte karanlıkta, iki büyük varilin arkasında saklanmış beklerken korkudan titriyorduk. İsyancılar defalarca ateş ederek kapı kilidini eritip binaya girdi. Adamlardan biri şöyle bağırıyordu: ‘Şu Yehova’nın Şahitlerini bulun ve boğazlarını kesin!’ Onlar yedi saat boyunca binanın altını üstüne getirirken biz çömelmiş sessizce bekliyorduk. Her şeyi talan edip istediklerini aldıktan sonra oradan ayrıldılar.

 Kişisel eşyalarımızı yanımıza alıp yolun biraz yukarısında bulunan ve eski Beytel evi olan Cockerill görevli vaiz evine kaçtık. Yolda başka bir isyancı grup tarafından soyulduk. Görevli vaiz evine vardığımızda korkudan titriyorduk ama hayatta kaldığımız için minnettardık. Birkaç gün dinlendikten sonra dağınıklığı toparlamak için Beytel’e geri döndük.”

İki ay sonra ECOMOG güçleri şehri kontrol altına aldığında görevli vaizler Gine’den dönmeye başladı. Ancak orada uzun süre kalamayacaklarını bilmiyorlardı.

Ölüm Operasyonu

Sekiz ay sonra, yani Aralık 1998’de, yüzlerce delege Freetown’daki Ulusal Stadyumda yapılan “Tanrı’nın Belirlediği Yaşam Yolu” bölge ibadetine katıldı. Birden uzaktan bir patlama sesi duyuldu ve tepelerden bir duman bulutu yükseldi. İsyancı ordusu geri dönmüştü.

Sonraki günlerde Freetown’da durum daha da kötüye gitti. Temsil Heyeti küçük bir uçak kiralayarak 12 görevli vaizi, yabancı ülkelerden gelmiş 8 Beytel işçisini ve inşa işinde gönüllü çalışan 5 Şahidi Conakry’ye götürdü. Üç gün sonra, 6 Ocak 1999’da isyancı güçler bir ölüm operasyonu başlattı. Freetown’da korkunç boyutta bir şiddete yol açarak neredeyse 6.000 sivili katlettiler. İsyancılar önlerine çıkan herkesin kol ve bacaklarını kesti, yüzlerce çocuğu kaçırdı ve binlerce evi harap etti.

Çok sevilen bir birader olan Edward Toby vahşice katledildi. Psikolojik sarsıntıya uğramış 200’den fazla müjdeci hem Beytel’e hem de Cockerill görevli vaiz evine yerleştirildi. Diğer kardeşler de kendi evlerinde saklandı. Kentin doğu ucunda bulunan Kissy görevli vaiz evine sığınan Şahitlerin acilen ilaca ihtiyacı vardı. Ancak şehrin içinden geçmek çok tehlikeliydi. Bunu kim göze alacaktı?  Beytel’in cesur gece bekçileri olan Laddie Sandy ve Philip Turay hemen gönüllü oldu.

Philip birader şöyle anlatıyor: “Şehir kargaşa içindeydi. Birçok kontrol noktasına adamlarını yerleştiren isyancı askerler insanlara istedikleri gibi davranıyordu. Öğleden sonra başlayıp sabaha dek süren sokağa çıkma yasağı yüzünden yolculuk yapmamız çok zordu. Yola çıktıktan iki gün sonra Kissy görevli vaiz evine ulaştığımızda oranın yağmalanmış ve yakılmış olduğunu gördük.

Evin etrafındaki bölgeyi kontrol ederken Andrew Caulker biraderi bulduk. Başında korkunç yaralar vardı. İsyancılar onu bağlamış ve başına balta ile defalarca vurmuştu. Yine de, mucize eseri hayatta kalmış ve kaçmayı başarmıştı. Biraderi hemen hastaneye götürdük.  Orada yavaş yavaş iyileşti ve daha sonra daimi öncü olarak hizmet etmeye başladı.”

(Soldan Sağa) Laddie Sandy, Andrew Caulker ve Philip Turay

Bazı Şahitler de özellikle tarafsız tutumlarıyla tanındıkları için isyancılar tarafından öldürülmekten ya da yaralanmaktan kurtulmuştu. Bir birader şöyle anlatıyor: “İsyancılar bizim beyaz bandanalar takıp sokakta dans ederek onları desteklememizi istedi. Bize ‘Eğer reddederseniz kolunuzu bacağınızı keseriz ya da sizi öldürürüz!’ dediler. Korku içinde karımla beraber bir kenara çekildik ve sessizce Yehova’ya dua ettik. İsyancılarla işbirliği yapan genç bir komşumuz durumumuzu görünce komutana şöyle dedi: ‘O bizim “biraderimiz”, siyasete karışmaz. Bu yüzden onun yerine biz dans ederiz.’ Komutan ikna oldu ve oradan ayrıldı, biz de hemen eve girdik.”

Şehirde olaylar durulduğunda kardeşler temkinli bir şekilde ibadetlere ve tarla hizmetine devam ediyordu. Müjdeciler kontrol noktalarında kendilerini tanıtmak için yaka kartı takıyordu. Kardeşler bu noktalardaki uzun kuyruklarda beklerken Kutsal Kitaba dayalı sohbetler başlatmak konusunda tecrübe kazandılar.

Tüm Freetown’da temel ihtiyaç malzemeleri tükendiğinden Britanya bürosu 200 kutu yardım malzemesi gönderdi. Billie Cowan ve Alan Jones bu sevkıyatın kontrol noktalarından sorunsuz şekilde geçmesini sağlamak için Conakry’den Freetown’a gitti. Gönderilen paketler, öğleden sonraki sokağa çıkma yasağı başlamadan hemen önce Beytel’e ulaştı. James Koroma, düzenli olarak Conakry’ye gidip beraberinde temel ihtiyaç malzemeleri ve yayınlarla dönüyordu. Bu yayınların bir kısmı Bo ve Kenema gibi ücra yerlerde yaşayan müjdecilere de ulaştırıldı.

Yardım malzemeleri Freetown’a ulaşıyor

9 Ağustos 1999’da Conakry’deki görevli vaizler Freetown’a dönmeye başladı. Ertesi yıl Britanya’dan gönderilen  silahlı kuvvetler, isyancıları Freetown’dan dışarı çıkardı. Ara sıra çatışmalar yaşansa da Ocak 2002’de savaşın bittiği ilan edildi. 11 yıl süren bu savaşta 50.000 kişi öldürüldü, 20.000 kişi sakat bırakıldı, 300.000 ev harap edildi ve 1.2 milyon kişi yaşadığı yeri terk etmek zorunda kaldı.

Bu dönemde Yehova’nın, teşkilatını koruduğu ve desteklediği açıkça görüldü. Savaş boyunca yaklaşık 700 kişi vaftiz edildi. Yüzlerce Şahidin savaş bölgesinden kaçmış olmasına rağmen Sierra Leone’deki müjdecilerin sayısı yüzde 50 arttı. Gine’deki müjdecilerin sayısında ise yüzde 300’lük bir artış yaşandı. Daha da önemlisi Tanrı’nın toplumu sadakatini korudu. Bu ‘sıkıntı ocağında’ aralarındaki birlik ve sevgi hiç azalmadı. Onlar ‘sözü öğretmeye ve iyi haberi bildirmeye yılmadan devam etti’ (İşa. 48:10; Elçi. 5:42).