İç Savaş

1980’lerde yaşanan sosyal, politik ve ekonomik sorunlar tüm Batı Afrika’da bir savaşın başlamasına neden oldu. Savaş Liberya’yı kasıp kavururken birçok kişi komşu ülke Sierra Leone’ye kaçtı. Büro, sığınmacı Şahitlerin evlerde ve İbadet Salonlarında kalması için düzenleme yaptı ve kardeşler gelen sığınmacıların ihtiyaçlarını karşıladılar.

Sığınmacılar için çok zor geçen bu dönemde bazı komik olaylar da yaşandı. Uzun süre görevli vaiz olarak hizmet etmiş Isolde Lorenz şunları anlatıyor: “Bir baba oğlunu İbadet Salonunun arkasındaki Büronun bahçesine göndermişti; çocuk orada bulunan ocakta yemek ısıtacaktı. Fakat eve eli boş döndü. Babası bunun nedenini sorduğunda çocuk yüksek sesle, ‘Yehova bugün beni bir aslanın ağzından kurtardı!’ dedi. Neler olmuştu? O, elinde yemekle eve dönerken Büronun korkunç görünen, fakat zararsız olan alman kurt köpeği Lobo’yla karşılaşmıştı. Çocuk hayatı boyunca hiç bu kadar korkmamıştı. Yemek tabağını tutmaya çalışırken bir yandan da kollarını ileri uzatarak köpeği uzaklaştırmaya çalışıyordu. Lobo çocuğun yemeği ona vermek istediğini düşündü ve hepsini afiyetle yedi.”

23 Mart 1991’de Liberya’daki silahlı çatışma Sierra Leone’ye sıçradı ve 11 yıl sürecek bir iç savaş başladı. Birleşik Devrimci Cephe (RUF) denen isyancı bir grup hızla Kailahun ve Koindu’ya ilerledi. Bu yüzden yerel halkın çoğu Gine’ye kaçmak zorunda kaldı.  Sığınmacılar arasında yaklaşık 120 kardeş vardı. Bu sırada Liberya’da yaşayan başka Şahitler, isyancılar gelmeden önce Sierra Leone’ye kaçtılar.

O dönemde Temsil Heyeti koordinatörü olan Billie Cowan şöyle diyor: “Birkaç ay boyunca kardeşler gruplar halinde Freetown’daki Beytel’e geldi, hepsi yorgunluk ve açlıktan bitkin düşmüştü. Birçoğu tarif edilemez bir vahşete tanık olmuş ve yabani otlar yiyerek hayatta kalmıştı. Onlara hemen yiyecek ve giyecek verdik, ayrıca yanlarında gelen akrabalarına ve ilgi gösterenlere yardım ettik. Kardeşler sığınmacılara hem evlerini hem de yüreklerini açtı. Sığınmacı Şahitler hemen tarla hizmetine katılmaya ve cemaatlere yardım etmeye başladı. Zamanla çoğu başka yerlere taşındı, fakat yanımızdayken bizi çok güçlendirdiler!”

Sierra Leone’deki iç savaş 11 yıl sürdü

Teselli ve Ümit

Büro, Gine’nin güneyindeki sığınma kamplarında kalan Şahitlere yiyecek, ilaç, inşa malzemesi, kap kacak ve çeşitli aletler gönderdi. Ayrıca Fransa’dan gelen büyük miktardaki giyecek bağışı da onlara ulaştırıldı. Bir baba şunları yazdı: “Çocuklarım dans ediyor, şarkı söylüyor ve Yehova’ya şükrediyordu. Artık ibadetlerde giyebilecekleri yeni elbiseleri vardı!” Bazı kardeşler daha önce hiç bu kadar güzel giysileri olmadığını dile getirdi.

Bununla birlikte sığınmacıların maddi yardımdan başka ihtiyaçları da vardı. İsa şöyle dedi: “İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Yehova’nın ağzından çıkan her sözle yaşar” (Mat. 4:4). Bu nedenle Büro, onlara Kutsal Kitaba dayalı yayınlar gönderdi ve orada büyük ibadetler  düzenledi. Ayrıca bu bölgeye öncüler ve gezici gözetmenler de gönderildi.

Çevre gözetmeni André Baart, Gine’nin Koundou şehrini ziyaret ettiğinde, bir kamp görevlisi ondan sığınmacılar için Kutsal Kitaba dayalı bir konuşma yapmasını istedi. André biraderin 18. Mezmur’a dayanan “Yehova’ya Sığının” temalı konuşmasını yaklaşık 50 kişi dinledi. Konuşma bittiğinde yaşlı bir kadın ayağa kalkıp şöyle dedi: “Bizi çok mutlu ettiniz. Pirinç sorunlarımızı çözmüyor, fakat Kutsal Kitap bize Tanrı’ya nasıl güvenebileceğimizi gösteriyor. Verdiğiniz teselli ve ümit için tüm yüreğimizle size teşekkür ediyoruz.”

William ve Claudia Slaughter adlı görevli vaizler Guékédou’ye (Gine) tayin edilince cemaatteki 100’ü aşkın sığınmacı kardeş adeta ‘ruhla coştu’ (Rom. 12:11). William birader şöyle diyor: “Birçok genç ruhen ilerliyordu. Vaizlik İbadetinde bir kardeş konuşma yapamayacak olursa, bu görevi almak için gençlerden 10-15 kişi gönüllü oluyordu. Kalabalık gruplar tarla hizmetinde gayretle iyi haberi duyuruyordu. Onların arasındaki bazı gençler daha sonra özel öncü ya da gezici gözetmen oldu.”

Savaş Sırasında Süren İnşaat

İç savaş başladıktan kısa süre sonra Freetown’daki kardeşler Büro binasının birkaç yüz metre ilerisinde, 133 Wilkinson Road’da 6 hektarlık bir arazi satın aldı. Alfred Gunn şöyle diyor: “Buraya yeni bir Beytel evi inşa etmek istiyorduk fakat savaş nedeniyle kaygılıydık. O sırada Yönetim Kurulu’ndan Lloyd Barry bizi ziyaret  etti ve bu konudaki kaygılarımızı ona anlattık. O şöyle cevap verdi: ‘Eğer savaşların bizi engellemesine izin verirsek, hiçbir işi tamamlayamayız!’ Onun bu etkili sözleri harekete geçmemiz için bize cesaret verdi.”

Bu projede yüzlerce kardeş çalıştı; onlar arasında 12 ülkeden 50 gönüllü işçi ve yerel cemaatlerden yardıma gelen birçok kişi vardı. Çalışmalar Mayıs 1991’de başladı. İnşaat gözetmeni Tom Ball şöyle diyor: “Bizi izleyenler yapılan binaların kalitesinden çok etkileniyordu. Bu çelik kolonlu beton binalar oradaki yapılardan çok farklıydı. Fakat başka ülkelerden gelmiş beyazlarla o yöredeki siyahların mutlu ve birlik içinde çalıştıklarını görmek insanları daha çok şaşırtıyordu.”

Çeşitli milletlerden oluşan sevinçli bir kalabalık 19 Nisan 1997’de yeni Büro binalarının hizmete açılışı için bir araya geldi. Bundan bir ay sonra, iç savaşın beşinci yılında RUF Freetown’a saldırdı.

Freetown bürosu inşa edilirken; Büro’nun bugünkü hali

Freetown’daki Savaş

Keçeleşmiş saçları, kırmızı bandanalarıyla binlerce RUF savaşçısı, yağmalayarak, tecavüz ederek ve insanları öldürerek şehirde ilerliyordu. Alfred Gunn şöyle anlatıyor: “Ortam aşırı derecede gergindi. Yabancı ülkelerden gelmiş görevli vaizlerin çoğu hemen ülkeden çıkarıldı. Son gidecek olanlar arasında Billie ve Sandra Cowan, Jimmie ve Joyce Holland, ayrıca Catherine ve ben vardık.

Beytel’de kalmaya gönüllü olan kardeşlerle birlikte dua ettikten sonra çıkış noktasına doğru hemen yola koyulduk. Giderken yaklaşık 20 isyancı asker yolumuzu kesti, hepsi sarhoştu ve saldırgan davranıyordu. Onlara yanımızda bulunan dergileri ve parayı verince gitmemize izin verdiler. Ülkeyi terk eden başka 1.000 kişiyle  birlikte, silahlı ABD denizcileri tarafından korunan, dikenli tellerle çevrili kontrol noktasına ulaştık. Orada askeri bir helikoptere binerek kıyıdan uzaktaki bir ABD savaş gemisine götürüldük. Gemideki bir yetkili bunun Vietnam Savaşı’ndan beri ABD Deniz Kuvvetleri tarafından yürütülen en kapsamlı tahliye olduğunu söyledi. Ertesi gün helikopterle Conakry’ye (Gine) götürüldük ve orada geçici bir Büro kurduk.”

Freetown’dan ayrılanlar arasında Alfred ve Catherine Gunn da vardı

Görevli vaizler kaygı içinde Freetown’dan haber bekliyordu. Sonunda bir mektup geldi, şöyle yazıyordu: “Bütün kargaşaya rağmen ‘Bir Gün Tüm İnsanlar Birbirini Sevecek mi?’ başlıklı 35 No’lu Krallık Haberi’ni dağıtmaya devam ediyoruz. İnsanlar hakikate gerçekten ilgi gösteriyor. Hatta isyancılardan bazıları bizimle inceleme yapmaya başladı. Bu nedenle duyuru faaliyetimizi yoğunlaştırmaya kararlıyız.”

O dönemde çevre gözetmeni olarak hizmet eden Jonathan Mbomah şunları anlatıyor: “Freetown’da bir günlük özel ibadeti bile yaptık. Program ruhen öyle güçlendiriciydi ki, Bo ve Kenema kentlerine gidip bu programın orada da düzenlenmesini sağladım. Savaştan zarar görmüş kentlerde yaşayan kardeşler bu muhteşem ruhi gıdayı alabildikleri için Yehova’ya minnettardı.

1997’nin sonlarında Freetown’daki Ulusal Stadyumda bir bölge ibadeti yaptık. İbadetin son gününde isyancı askerler stadyuma girip orayı terk etmemizi söyledi. Programı bitirmemize izin vermelerini rica ettik. Aramızda geçen uzun bir konuşmadan sonra yumuşadılar ve oradan ayrıldılar. Bu bölge ibadetine 1.000’den fazla kişi katıldı ve 27 kişi vaftiz edildi. Birkaç kardeş tehlikeli bir yolculuk yaparak Bo’ya gitti ve programı orada tekrar dinledi. Bu ibadetler gerçekten muhteşem ve heyecan vericiydi!”