• DOĞUM YILI 1961

  • VAFTİZ YILI 1988

  • 1991’de savaş başladığı sırada Sierra Leone’nin doğu eyaletinde yer alan Pendembu kasabasında daimi öncülük yapıyordu.

BİR gün öğleden sonra isyancılar kasabamıza geldi ve yaklaşık iki saat boyunca havaya ateş ettiler. Bazılarının yaşı o kadar küçüktü ki, silahlarını bile zor taşıyorlardı. Üstü başı dağınık, kirli bir görünümleri vardı ve uyuşturucunun etkisinde gibiydiler.

Ertesi gün katliam başladı. İnsanları vahşice öldürüyor, sakatlıyor ve kadınlara tecavüz ediyorlardı. Korkunç bir ortamdı. Amara Babawo birader, ailesi ve dört ilgiliyle birlikte benim evime sığındı. Çok korkuyorduk.

Kısa süre sonra isyancıların bir komutanı, ertesi sabah yapılacak askeri eğitime katılmamızı emretti. Bunu reddetmemiz öldürülmek anlamına gelse de tarafsız kalmaya kararlıydık. O gece neredeyse sabaha kadar dua ettik. Sabah erkenden kalkıp günün ayetini inceledik ve isyancıların gelmesini bekledik. Fakat gelmediler.

Daha sonra bir isyancı dört adamıyla birlikte evime el koydu.  Ancak bize evde kalmamızı söylediler. Bu sayede ibadetlerimizi düzenli olarak yapmaya ve günün ayetini incelemeye devam edebildik. Bazı askerler şöyle diyordu: “Günün ayetini okuduğunuza göre Yehova’nın Şahidi olmalısınız.” Onlar Kutsal Kitapla ilgilenmeseler de bize saygı duyuyorlardı.

“Günün ayetini okuduğunuza göre Yehova’nın Şahidi olmalısınız”

Bir gün isyancıların kıdemli bir komutanı evimde kalan birliği teftişe geldi. Komutan, Babawo biraderi görünce asker selamı verip elini sıktı. Sonra askerlere dönüp şöyle bağırdı: “Bu adam benim patronum, sizin de patronunuz. Eğer onun ya da bu insanların saçının tek bir teline bile zarar gelirse başınız belada demektir. Anlaşıldı mı?” Askerler “Evet efendim!” diye karşılık verdi. Sonra komutan bize, Birleşik Devrimci Cephe askerlerine hitaben yazılmış bir mektup verdi. Mektupta barışçıl vatandaşlar olduğumuz belirtiliyor ve bu nedenle bize zarar verilmemesi emrediliyordu.

Birkaç ay sonra isyancı gruplar birbiriyle savaşmaya başladığından komşu ülke Liberya’ya kaçtık. Orada da başka bir isyancı grup tarafından tehdit edildik. Onlara Yehova’nın Şahidi olduğumuzu söyleyince, bir asker “Peki Yuhanna 3:16’da ne diyor?” diye sordu. Ayeti söylediğimiz zaman gitmemize izin verdiler.

Sonra isyancılardan başka bir komutanla karşılaştık. O, Babawo birader ve bana kendisiyle gelmemizi emretti. Öldürüleceğimizi düşünüyorduk. Fakat komutan savaştan önce Yehova’nın Şahitleriyle Kutsal Kitabı incelediğini söyledi. Bize para verdi ve yazdığımız mektubu yakındaki bir cemaate ulaştırdı. Kısa süre sonra iki birader yardım malzemeleriyle yanımıza gelip bizi güvenli bir yere götürdü.