Okuma Yazma Bilmeyenlere Yardım

Milton Henschel 1963 yılının başında Sierra Leone’yi ikinci kez ziyaret ettiğinde, oradaki Büronun bir süredir çözmeye çalıştığı bir soruna dikkat çekti. Kardeşleri okuma yazma bilmeyenlere yardım etmek için daha çok çaba göstermeye teşvik etti.

Bazı cemaatler İngilizce okuma yazma kursları veriyordu. Fakat Henschel biraderin ziyaretinden sonra kardeşler insanlara kendi ana dillerinde kurs vermeye başladılar. Bazı cemaatler iki üç dilde kurs veriyordu. Bu kurslar o kadar ilgi gördü ki, ülkedeki müjdecilerin üçte biri bunlara katıldı.

1966’da Liberya’daki kardeşler Kissi dilinde resimli bir okuma kitabı hazırladı. Bunu Liberyalı hükümet yetkililerine gösterdiklerinde, yetkililer çok etkilendi ve kitapçığı ücretsiz olarak basıp dağıtmaya karar verdi. Okuma kitabı Gine, Liberya ve Sierra Leone’de dağıtıldı, böylece Kissi dili konuşan yüzlerce kişi okuma yazma öğrendi. Daha sonra başka kabilelerin dillerinde de okuma kitapları hazırlandı ve birçok insan bu sayede okuma yazma öğrendi.

Sia ne kadar hizmet ettiğini hesaplamak için siyah ve kırmızı ipler kullanırdı

 Bu kurslar insanların hem okuma yazma öğrenmesine hem de ruhen ilerlemesine yardım etti. Örneğin, 50 yaşında, vaftiz edilmemiş bir müjdeci olan Sia Ngallah’ın durumunu ele alalım. O ne kadar hizmet ettiğini hesaplamak için siyah ve kırmızı ipler kullanırdı. Duyuru işinde bir saat çalıştıktan sonra siyah ipe bir düğüm atardı. Bir tekrar ziyaret yapınca da kırmızı ipe düğüm atardı. Sia hemşirenin okuma yazma kursuna katılması hizmetini daha doğru şekilde kaydetmesine yardım etti. Sia hemşire kısa süre sonra vaftiz edilerek duyuru ve öğretme işinde daha etkili bir vaiz oldu.

Günümüzde Sierra Leone ve Gine’deki birçok cemaat okuma yazma kursları vermeye devam ediyor. Sierra Leone hükümetinde kıdemli bir yetkili Yehova’nın Şahitlerinin bürosundaki kardeşlere şöyle dedi: “Bu toplumdaki insanlara Kutsal Kitap eğitimi vermenin yanı sıra, onların okuma yazma öğrenmesine de yardım ederek övgüye değer bir iş yapıyorsunuz.”

‘Taşlar Bağırıyor’

Farklı etnik gruplardan daha çok insan okumayı öğrendikçe çeviri konusundaki ihtiyaç da arttı. Kabile üyelerinin çoğunun kendi dillerinde dindışı yayınları varsa bile bunların sayısı çok azdı. Sierra Leone’deki eğitimli insanlar İngilizce, Gine’dekiler ise Fransızca biliyordu. Onlara ana dillerinde Kutsal Kitaba dayalı yayınlar sağlamak için ne yapılabilirdi?

İki Gilead mezunu 1959’da bir broşürü ve bir kitapçığı Mende diline çevirdi fakat bunlar çok az sayıda dağıtıldı. On yıl sonra, “Krallığın Bu İyi Haberi” ve Living in Hope  of a Righteous New World (Adil Bir Yeni Dünya Ümidiyle Yaşamak) kitapçıkları Kissi diline çevrildi. Bu kitapçıklardan yaklaşık 30.000 adet dağıtıldı ve bunlar Kutsal Kitap tetkiklerinde kullanıldı.

Büro 1975’te Gözcü Kulesi’nin inceleme makalelerini Kissi dilinde yayımlamaya başladı. Kissi kabilesinden olan müjdeciler buna çok sevindi! Bir birader şunları yazdı: “Yehova bizim için muhteşem bir mucize gerçekleştirdi. Aslında hiç birimiz okula gitmedik. Sanki konuşamayan taşlar gibiydik. Evet, gerçekten bu durumdaydık fakat şimdi Kissi dilinde çıkan Gözcü Kulesi sayesinde Yehova’nın harika işlerini duyurabiliyoruz” (Luka 19:40). Zamanla başka birkaç yayın daha Kissi diline tercüme edildi.

Günümüzde Sierra Leone ve Gine’deki cemaat ibadetleri genellikle İngilizce ve Fransızca dillerinde yapılıyor ve insanların çoğu yayınlarımızı bu dillerde okuyor. Fakat yakın zamanda yerel dillerde hazırlanan yayınların sayısında büyük bir artış oldu. Kutsal Kitaba dayalı yayınlar artık Guerze, Kissi, Krio, Maninkakan, Mende, Pular ve Susu dillerinde de çıkıyor. Yaratıcıyı Dinleyin ve Sonsuza Dek Yaşayın ve bu yayının basitleştirilmiş hali olan Yaratıcıyı Dinleyin kitapçıkları tüm bu dillerde mevcut. Kullanımı çok kolay olan bu yardımcı kitaplar, okuma yazma yeteneği sınırlı insanların Kutsal Kitaptaki muhteşem mesajı kavramasına ve takdir etmesine yardım ediyor.

Büro Binasının İnşaatı

Freetown’daki kardeşler 1960’ların başında yeni bir Büro binası inşa etmek için arsa arıyordu. Sonunda 1965’te, Wilkinson Road’da bir arsa satın aldılar. Burası şehrin okyanusa bakan en güzel yerleşim yerlerinden biriydi.

Kardeşler bir bina inşa ettiler; bu binada bir ibadet salonu, ofisler ve görevli vaizlerin kalacağı bir ev bulunuyordu. İnşaat sırasında sürücüler ve yolcular inşaatı izlemeye  çalıştığından, Wilkinson Road’daki yoğun trafik sık sık durma noktasına geliyordu. Bu bina 19 Ağustos 1967’de Yehova’nın hizmetine adandı. Açılış programına katılan yaklaşık 300 kişi arasında, şehrin ileri gelenleri ve 1923’te “Kutsal Kitap Brown” tarafından vaftiz edilmiş birkaç yaşlı kardeş bulunuyordu.

Freetown’daki büro ve görevli vaiz evi (1965-1997)

Yeni Büro binası birçok kişinin gözünde Yehova’nın Şahitlerinin faaliyetinin saygınlığını artırdı. Ayrıca Yehova’nın Şahitlerinin Sierra Leone’de fazla uzun kalamayacağını söyleyenlere de bir cevap oldu. Bu bina Yehova’nın Şahitlerinin orada kalıcı olacağına dair güçlü bir kanıttı.

Gayretli Görevli Vaizlerin Desteği

Tarla hizmetindeki bir grup kardeş pirinç tarlasından geçmeye çalışıyor

1970’lerin ortalarından itibaren, Sierra Leone ve Gine’ye birbiri ardına gönderilen görevli vaizler oradaki işi  destekledi. Onlardan bazıları daha önce başka Afrika ülkelerinde hizmet ettiğinden yöresel koşullara hemen uyum sağladılar. Bazıları ise bu kıtaya ilk defa geliyordu. Onlar “beyazların mezarı” denen Afrika’ya alışabilecek miydi? Şimdi bazılarının sözlerine bakalım.

“İnsanlar alçakgönüllüydü ve hakikat bilgisine açtı. Hakikatin onların yaşamını nasıl değiştirdiğini görmek bana büyük doyum verdi” (Hannelore Altmeyer).

“Tropikal iklim ve hastalıklarla mücadele etmek zordu. Fakat doğruluğu seven insanların Yehova’ya hizmet etmesine yardımcı olmak buna değer” (Cheryl Ferguson).

“Sabır geliştirmeyi öğrendim. Örneğin bir hemşireye misafirlerinin ne zaman geleceğini sorduğumda şöyle cevap verdi: ‘Belki bugün. Belki yarın. Belki de ertesi gün.’ Çok şaşırmış olmalıyım ki, sonra şunları da ekledi: ‘Ama mutlaka gelecekler!’” (Christine Jones).

“Freetown’daki görevli vaizlerin kaldığı evde farklı kültürel ve etnik geçmişleri olan on dört kişi birlikte yaşıyorduk. İki tuvalet, bir banyo, bir çamaşır makinesi ve bir mutfağı paylaşıyorduk. Yiyecek kısıtlıydı ve gıda malzemeleri pek kaliteli sayılmazdı. Elektrik hiç beklenmedik bir zamanda kesilir, bazen günlerce gelmezdi. Çoğumuz sıtma ya da başka tropikal hastalıklara yakalandık. Tüm bunlar hizmeti bırakmamıza neden olabilirdi, ama biz bir arada yaşamayı, affetmeyi ve zor durumlarda bile gülecek bir şey bulmayı öğrendik. İyi haberi duyurmak bizim için bir zevkti ve aramızda yakın bir dostluk bağı oluştu” (Robert ve Pauline Landis).

Pauline Landis bir tetkik idare ederken

“Sierra Leone’de hiç unutamayacağımız günler geçirdik. Yaşadıklarımızdan hiç pişmanlık duymuyoruz ve  şikâyetçi değiliz. O günleri çok özlüyoruz” (Benjamin ve Monica Martin).

“Bir keresinde hakikate ilgi gösteren bir kadının evinde kaldık. Kadın sofraya garip bir yemek getirdi. Şöyle dedi: ‘Bu engerek yemeği. Merak etmeyin zehirli dişlerini çıkardım. Biraz alır mısınız?’ Onu kibarca reddetmemize rağmen, yememiz için çok ısrar etti. Böyle değişik tecrübeler yaşasak da, ev sahiplerimizin sıcak konukseverliğini çok takdir ediyor ve onları çok seviyorduk” (Frederick ve Barbara Morrisey).

“Görevli vaiz olarak hizmet ettiğim 43 yıl boyunca 100’den fazla görevli vaizle birlikte yaşadım. Farklı kişilikleri olsa da aynı hedefe sahip bu kadar çok kardeşi tanımış olmak benim için büyük bir ayrıcalık! Tanrı’nın iş arkadaşı olmak ve insanların Kutsal Kitaptaki hakikati benimsemesine yardım etmek de büyük bir sevinç!” (Lynette Peters).

‘Tanrı’nın iş arkadaşı olmak ve insanların Kutsal Kitaptaki hakikati benimsemesine yardım etmek büyük bir sevinç!’

1947’den itibaren Sierra Leone’de 154 ve Gine’de 88 görevli vaiz hizmet etti. Duyuru işine yardımcı olmak için başka birçok Şahit de geldi. Günümüzde Sierra Leone’de 44 ve Gine’de 31 görevli vaiz hizmet ediyor. Onların tükenmeyen çabaları ve özverili hizmetleri sayesinde sayısız insanın yaşamı değişti. Uzun zamandır Temsil Heyetinde bulunan Alfred Gunn şunları söylüyor: “Onları hep güzel duygularla hatırlıyoruz.”