Tanrı’nın Evlilik Armağanına Saygı

William Nushy, Sierra Leone’deki hizmetine başladıktan bir süre sonra, bazı müjdecilerin Yehova’nın evlilikle ilgili standartlarına uygun yaşamadıklarını fark etti. Bazı çiftler yöresel geleneklere uyarak resmi nikâh kıymadan karı koca gibi birlikte yaşıyordu. Başkaları ise soyunun süreceğinden emin olmak için eşi hamile kalana dek resmi nikâh kıymıyordu.

Dolayısıyla Büro Mayıs 1953’te her cemaate bir mektup göndererek Kutsal Kitabın evlilik konusundaki standardını net şekilde açıkladı (Başl. 2:24; Rom. 13:1; İbr. 13:4). Çiftlere resmi nikâh kıymaları için zaman verildi, aksi takdirde cemaatten çıkarılacaklardı (1. Kor. 5:11, 13).

Kardeşlerin çoğu bu düzenlemeyi sevinçle karşıladı. Ancak aşırı hoşgörülü olan bazıları bunun gereksiz bir kısıtlama olduğunu düşündü. Sierra Leone’deki iki cemaatte müjdecilerin yarısından fazlası Yehova’nın teşkilatıyla ilişkisini kesti. Fakat vefalı olanlar ruhi faaliyetlerini artırdı ve Yehova’nın onları desteklediği açıkça görüldü.

Kardeşler üzerlerine düşeni büyük bir gayretle yerine getirdikten sonra, Freetown İbadet Salonunun nikâh kıymak  için uygun bir yer olduğuna karar verildi. Salonda ilk resmi nikâh 3 Eylül 1954’te kıyıldı. Sonra hükümet yeterli durumdaki biraderlere ülkenin yedi bölgesinde nikâh kıyma yetkisi verdi. Böylece hakikate ilgi gösteren birçok kişi eşiyle birlikteliğini yasallaştırdı ve müjdeci olabildi.

İbadet Salonunda yapılan bir nikâh töreni

 Ayrıca çokeşli olmasına rağmen Tanrı’nın standartlarına uymak için gereken adımları atan birçok kişi oldu. Şu anda Bonthe’de yaşayan Samuel Cooper şunları anlatıyor: “1957’de iki eşimle birlikte ibadetlere katılmaya başladım ve kısa süre sonra Vaizlik İbadetine kaydoldum. Bir keresinde aldığım konuşma görevinin konusu Kutsal Kitabın evlilikle ilgili görüşüydü. Görevim için araştırma yaparken, ikinci karımdan ayrılmam gerektiğini anladım. Bunu akrabalarıma söylediğimde herkes bana karşı çıktı. İkinci karımdan bir çocuğum olmuştu, ama ilk karım kısırdı. Ne olursa olsun Kutsal Kitap ilkelerine sadık kalmaya karar verdim. İlginçtir ki, ikinci karım ailesinin yanına döndükten sonra ilk karım hamile kaldı. Bir zamanlar kısır olmasına rağmen şimdi ondan beş çocuğum var.”

Hakikate ilgi gösteren bir başkası ise sınırın diğer tarafında, Gine’de yaşayan Honoré Kamano’ydu. Üç eşi olan Honoré son iki eşinden ayrıldı. İlk eşi onun bu tutumundan çok etkilendi ve hakikate daha çok saygı duymaya başladı. Ayrıca eşlerinden biri kocasının kendisinden ayrılmasına üzülse de, biraderin Kutsal Kitap ilkelerine duyduğu bağlılıktan çok etkilendi. Bu nedenle Kutsal Kitabı incelemek istedi, sonra da yaşamını Yehova’ya adadı.

Yehova’nın Şahitleri evlilik düzenlemesine saygı duyan kişiler olarak tanınır

Bugün Sierra Leone ve Gine’de Yehova’nın Şahitleri evlilik düzenlemesine saygı duyan kişiler olarak tanınıyor. Şahitlerin eşlerine bağlılıkları evliliğin kurucusu olan Yehova Tanrı’yı yüceltiyor ve ‘O’nun öğretimini süslüyor’ (Mat. 19:4-6; Tit. 2:10).

 Cemaatte Çıkan Ayrılıklar

1956’da Freetown’a Gilead mezunu iki kişi daha geldi: Charles ve Reva Chappell. Görevli vaizlerin kaldığı eve doğru giderken büyük bir reklam panosunda gördükleri ilan onları çok şaşırttı. Bu, Wilberforce Memorial Hall’da yapılacak Kutsal Kitaba dayalı bir konuşmanın reklamıydı. Charles birader şunları diyor: “Konuşmayı yapacak kişi, ‘Yehova’nın Şahitlerinin Cemaati’ adlı bir grubun temsilcisi olan C. N. D. Jones’tu.”

Meshedilmişlerden olduğunu iddia eden Jones, Freetown’da birkaç yıl önce cemaatten ayrılan isyankâr bir gruba önderlik ediyordu. Bu grup Yehova’nın “gerçek” şahitleri olduklarını ileri sürüyordu. Ayrıca görevli vaizlere ve teşkilatın temsilcilerine vefalı kalan kişilere “sahtekârlar” ve “şuursuz Gileadcılar” ismini takmışlardı.

Jones ve onun bazı destekçileri cemaatten çıkarılınca durum daha da kötüleşti. Chappell birader şunları anlatıyor: “Bu ilan, cemaatte bölücü etkisi olan bu kişilere hoşgörü gösterilmesi gerektiğini düşünen kardeşleri çok şaşırttı. Bazıları memnuniyetsizliğini konuşmalarıyla açıkça belli etti. Onlar hakikate isyan eden kişilerle görüşmeye devam etti. Hatta ibadetlerin ve tarla hizmetinin düzenini bozmaya çalıştılar. Ayrıca ibadetlerde ‘muhaliflerin sırası’ diye adlandırdıkları koltuklarda bir arada oturdular. Onların çoğu, zamanla hakikatten uzaklaştı. Fakat bazıları görüşlerini düzeltip gayretli müjdeciler oldular.”

Çoğunluğun hakikatin yanında tavır alması sayesinde Yehova ruhuyla cemaati bol bol desteklemeye devam etti. Sonraki yıl bölge gözetmeni Harry Arnott, Freetown’u ziyaret ettiğinde şunları söyledi: “Yıllardır Sierra Leone’de ilk kez bu kadar büyük bir artış görülüyor. Bu, geleceğe iyimser bakmamızı sağlıyor.”

 Hakikat Kissilere Ulaşıyor

Harry biraderin ziyaretinden kısa süre sonra Charles Chappell komşu ülke Liberya’daki bir biraderden mektup aldı. Mektupta birader, Sierra Leone’deki akrabalarına iyi haberi duyurmak istediğini söylüyordu. O, Kissi kabilesindendi. Bu kabilenin halkı Sierra Leone, Liberya ve Gine sınırlarının birleştiği bölgedeki ormanlık tepelerde ve vadilerde yaşıyordu. Kissi dili konuşan birçok kişi, Kutsal Kitabı öğrenmeye hevesliydi.

Kissilerin çoğu okuma yazma bilmediğinden, Kutsal Kitaptaki temel hakikatleri öğrenebilmeleri için Koindu’da okuma yazma kursları düzenlendi. Bu sınıflarda yüzlerce öğrenci eğitim gördü. Charles birader şunları anlatıyor: “Kısa sürede gruptan 5 kişi müjdeci oldu, sonra bu sayı 10’a, 15’e ve 20’ye çıktı. İnsanlar hakikate o kadar hızlı geliyordu ki, samimi olduklarından kuşku duyuyordum. Ama yanılmışım. Bu kişilerin çoğu hem sadık hem de gayretliydi.”

Bu gayretli yeni müjdeciler kısa sürede iyi haberi Koindu kasabasının dışındaki insanlara da duyurdu. Sonunda iyi haber komşu ülke Gine’ye kadar ulaştı. Kardeşler engebeli arazilerde saatlerce yürüyerek tarlalarda ve köylerde insanlara şahitlik ettiler. O zamanki bir çevre gözetmeni Eleazar Onwudiwe “Haftalarca, bazen aylarca motorlu bir aracın sesini duymadığımız olurdu” diyor.

Kissi kabilesinden olan kardeşler Krallık tohumunu dikip suladıkça, Yehova da bu tohumları büyütüyordu (1. Kor. 3:7). Örneğin gözleri görmeyen genç bir adam hakikati duyduktan sonra 32 sayfalık “Krallığın Bu İyi Haberi” kitapçığını ezberledi. O duyuru işindeyken ya da Kutsal Kitabı başkalarıyla incelerken paragrafların hepsini hatırlayıp ezbere anlatabiliyordu. Herkes ona hayran  kalırdı. Hakikati kabul eden işitme engelli bir kadın hayatında öyle büyük değişiklikler yaptı ki, görümcesi de onunla birlikte ibadetlere katılmaya başladı. Bunun için 10 kilometreden fazla yol yürüyorlardı.

İyi haber Kissiler arasında hızla yayıldı. Ardı ardına cemaatler kuruldu. Yaklaşık 30 müjdeci öncülük hizmetine başladı. Koindu kasabasındaki kabile şefi hakikate ilgi gösterdi ve İbadet Salonu inşa edilmesi için bir arsa bağışladı. Kailahun’da yapılan çevre ibadetine 500’den fazla kişi katılınca orada da bir cemaat kuruldu. Artık Sierra Leone’deki Şahitlerin yarısı Kissilerdendi. Oysa bu Kissi kabilesi ülke nüfusunun yüzde ikisini bile oluşturmuyordu.

Fakat bu artış özellikle Kissi kabilesinin din adamlarının hoşuna gitmedi. Kıskançlıkla doldular ve otoritelerini tehlikeye atan bu tehdidi ortadan kaldırmaya karar verdiler. Acaba bunu nasıl ve ne zaman yapacaklardı?