“Ömrümüz ancak yetmiş yıl sürer, en sağlıklı halimizle bile seksen yıl; o da sıkıntı ve kederle doludur” (Mezmur 90:10).

NE KADAR doğru değil mi? Bu dünyada yaşam gerçekten de “sıkıntı ve kederle dolu.” Belki siz de zaman zaman ‘Mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmek mümkün mü?’ diye merak ediyorsunuz.

Örneğin, Maria’nın yaşadıklarını düşünelim. O her zaman faal biriydi, fakat şu anda 84 yaşında ve evden dışarı çıkamayacak durumda. Zihni hâlâ sağlıklı olsa da, bedeni için aynı şey söylenemez. Böyle bir durumdayken mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmesi mümkün mü?

Peki sizin hayatınız nasıl? Siz de zaman zaman yaşamınızın anlamlı olup olmadığını sorguluyor olabilirsiniz. Belki monoton, yorucu ve sıkıcı bir işte çalışıyorsunuz. Ya da gösterdiğiniz çabaları kimse takdir etmiyor. İşinizde başarılı olsanız bile, geleceğiniz konusunda kaygı çekiyor olabilirsiniz. Bazen de kendinizi yalnız hissedebilir, hatta olumsuz duygulara kapılabilirsiniz. Aile ortamınız anlaşmazlıklar ve tartışmalarla dolu olabilir. Belki de sevdiğiniz birini kaybettiniz. Örneğin, André’nin çok sevdiği babası birden hastalandı ve öldü. André bu korkunç darbenin ardından, içindeki boşluğun asla kapanmayacağını düşünüyor.

Bize sıkıntı ya da keder veren olaylar farklı olsa da, hepimiz şu soruya bir cevap arıyoruz: Mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmek mümkün mü? Yaklaşık 2.000 yıl önce yeryüzünde yaşamış bir adamın, İsa peygamberin hayatına bakarak bu soruya bir cevap bulabiliriz. Karşılaştığı tüm zorluklara rağmen onun anlamlı bir hayatı vardı. Eğer onun yaşamını örnek alırsak, biz de mutlu ve anlamlı bir hayata sahip olabiliriz.