Kerim * şöyle diyor: “İpek bir şeye üzüldüğünde uzun uzun ağlıyor. Ne zaman oturup konuyu konuşmaya çalışsak sinirlenmeye başlıyor, hatta konuşmaktan vazgeçiyor. Sanki ne desem işe yaramıyor. Daha fazla uğraşamayacağımı hissediyorum.”

İpek şöyle diyor: “Kerim eve geldiğinde ağlıyordum. Ona neden üzgün olduğumu açıklamaya çalıştım ama sözümü kesti. Bunun o kadar da büyütülecek bir mesele olmadığını ve kendimi üzmememi söyledi. Ancak bu beni daha da üzdü.”

SİZ DE zaman zaman kendinizi Kerim ya da İpek gibi hissediyor musunuz? Onların her ikisi de iletişim kurmak istiyor, fakat genellikle hayal kırıklığına uğruyorlar. Peki neden?

Erkeklerle kadınların iletişim kurma tarzları ve ihtiyaçları farklıdır. Kadınlar hislerini açıkça ve sık sık ifade etme ihtiyacı duyabilir. Diğer yandan birçok erkek, barışı korumak için sorunları hemen çözmeye ve tartışma yaratabilecek meseleleri konuşmaktan kaçınmaya çalışır. O halde bu farklılıkların üstesinden gelip eşinizle iletişim kurmayı nasıl başarabilirsiniz? Ona saygılı davranarak.

Saygılı biri başkalarına değer verir ve onların duygularını anlamaya çalışır. Çocukken çoğumuz, bizden daha yetkili ya da daha tecrübeli insanlara saygı göstermeyi öğrenmişizdir. Ancak evlenince eşimize, yani neredeyse eşit konumda olduğumuz birine saygı göstermemiz gerekir ve bu bize zor gelebilir. Sekiz yıldır evli olan Linda şunları söylüyor: “Phil’in, onunla konuşmak isteyen kişileri sabırla dinlediğini ve onlara anlayış gösterdiğini biliyordum. Bana da aynı şekilde duygudaşlık göstermesini istiyordum.” Herhalde siz de arkadaşlarınızı, hatta tanımadığınız insanları bile sabırla dinliyor ve onlarla saygılı şekilde konuşuyorsunuz. Peki eşinize de bu kadar düşünceli davranıyor musunuz?

Saygısızlık evde gergin bir ortam yaratır ve şiddetli tartışmalara yol açar. Eskiden yaşamış hikmetli bir kral şöyle demişti: “Huzur içinde kuru bir lokma, kavga ve ziyafet dolu evden iyidir” (Özdeyişler 17:1, Yeni Çeviri). Kutsal Kitap bir kocanın ailedeki barışı koruyabilmek   için eşine ‘değer vermesi’, yani saygı göstermesi gerektiğini söyler (1. Petrus 3:7). ‘Kadın da kocasına derin saygı duymalıdır’ (Efesoslular 5:33).

Peki nasıl saygılı şekilde iletişim kurabilirsiniz? Şimdi Kutsal Kitapta bulunan bazı pratik öğütlere bakalım.

Eşiniz Konuşmak İstediğinde

Zorluk:

Birçok insan dinlemekten çok konuşmaktan hoşlanır. Siz de böyle biri misiniz? Kutsal Kitap ‘dinlemeden cevap vermenin’ akılsızlık olduğunu söyler (Özdeyişler 18:13). Dolayısıyla konuşmadan önce dinleyin. 26 yıldır evli olan Ferda şunları diyor: “Kocamın sorunlarımı hemen çözmeye çalışmasını beklemiyorum. Hatta benimle hemfikir olmak ya da sorunumun nedenini tespit etmek zorunda bile değil. Ondan tek istediğim beni dinlemesi ve duygularıma önem vermesi.”

Diğer yandan bazı erkekler ve kadınlar duygularını ifade etmekten çekinirler. Eşleri, neler hissettiklerini ısrarla sorduğunda bundan rahatsız olurlar. Yeni evli olan Lorrie, kocasının bir konudaki duygularını ifade etmesinin uzun zaman aldığını fark etti. Lorrie, “sabırlı olmalı ve eşimin bana açılmasını beklemeliyim” diyor.

Ne Yapabilirsiniz?

Eşinizle, tartışma yaratabilecek bir konu hakkında konuşmanız gerekiyorsa, konuyu her ikinizin de sakin olduğu bir zamanda açın. Peki eşiniz konuşmaya istekli değilse ne yapabilirsiniz? Unutmayın ki, “insanın niyetleri derin bir kuyunun suları gibidir, akıllı kişi onları açığa çıkarır” (Özdeyişler 20:5, Yeni Çeviri). Eğer kuyudan bir kova dolusu suyu çok hızlı çekerseniz suyun çoğunu dökersiniz. Benzer şekilde, eşinizi konuşmaya çok zorlarsanız kendini savunmaya çalışabilir ve eşinizin yüreğindekileri açığa çıkarma fırsatını kaybedersiniz. Bu nedenle ona soru sorarken kibar ve saygılı olun. Duygularını sizinle hemen paylaşmazsa sabır gösterin.

Eşiniz konuştuğunda ‘dinlemeye hevesli olun, fakat konuşmakta ve gazaplanmakta acele etmeyin’ (Yakup 1:19). İyi bir dinleyici sadece kulağıyla değil, yüreğiyle de dinler. Dolayısıyla, eşiniz konuştuğunda onun neler hissettiğini anlamaya çalışın. Eşiniz dinleme şeklinizden ona saygı duyup duymadığınızı anlayacaktır.

İsa peygamber insanları nasıl dinlememiz gerektiği konusunda güzel bir örnek bıraktı. Bir keresinde hasta bir adam yardım istemek için yanına geldiğinde, onun sorununu hemen çözmedi. Önce adamı dinledi. Sonra acısını hissetmeye çalıştı. Son olarak da adamı iyileştirdi (Markos 1:40-42). Eşiniz sizinle bir konuyu konuşmak istediğinde siz de aynı şekilde davranın. Eşinizin ihtiyacı olan şey, herhalde hemen bir çözüm bulmanız değil, kendisini anlamanızdır. Bu yüzden onu dikkatle dinleyin. Hissettiklerini hissetmeye çalışın. Eşinizin sorununu, bunları yaptıktan sonra çözmeye çalışın. Böyle yaparak eşinize saygı göstermiş olacaksınız.

DENEYİN: Eşiniz size bir şeyler anlatmak istediğinde, fikrinizi hemen söylemekten kaçının. Konuşmasını bitirene kadar bekleyin ve söylediklerini tam olarak anladığınızdan emin olun. Daha sonra, eşinize “Seni gerçekten dinlediğimi sana hissettirebildim mi?” diye sorun.

Siz Konuşmak İstediğinizde

Zorluk:

Daha önce sözleri alıntılanan Linda şöyle söylüyor: “Komedi dizileri, birinin eşi hakkında kötü konuşmasını ya da eşiyle alaylı ve aşağılayıcı bir tarzda konuşmasını normal bir şeymiş gibi gösteriyor.” Saygısızca konuşmanın normal olduğu bir ailede büyüyen bazı kişiler, evlendikten sonra kendi ailelerinde bu tutumdan kaçınmakta zorlanıyor. Kanada’da yaşayan Ivy, “Alay etmenin, bağırıp çağırmanın ve hakaret etmenin çok normal olduğu bir evde büyüdüm” diyor.

Ne Yapabilirsiniz?

Başkalarıyla eşiniz hakkında konuşurken “ağzınızdan hiçbir kötü söz çıkmasın, . . . . yapıcı sözler söyleyin”  (Efesoslular 4:29). Konuşma tarzınızla eşiniz hakkında olumlu bir izlenim yaratın.

Eşinizle baş başayken bile ona alay ya da hakaret içeren sözler sarf etmekten kaçının. Eski İsrail’de yaşayan Mikal, bir keresinde kocası Kral Davut’a sinirlenmişti. Davut’la alay etti ve onun “ahmak biri gibi” davrandığını söyledi. Mikal sözleriyle sadece Davut’u değil, Tanrı’yı da kızdırdı (2. Samuel 6:20-23). Bundan hangi dersi alabiliriz? Eşinizle konuşurken sözlerinizi dikkatle seçin (Koloseliler 4:6). Sekiz yıldır evli olan Phil, eşiyle hâlâ zaman zaman anlaşmazlıklar yaşadığını söylüyor. O, sözlerinin bazen durumu daha da kötüleştirdiğini fark etti. Şunları diyor: “Anladım ki, bir tartışmayı kazandığımda aslında kaybetmiş oluyorum. Oysa ilişkimizi güçlendirmeye öncelik verdiğimde, bu eşime ve bana daha çok yarar sağlıyor ve doyum veriyor.”

Eski zamanlarda yaşamış yaşlı bir dul kadın gelinlerine şöyle demişti: “Her biriniz kocanızın evinde rahat edin” (Rut 1:9). Evlilikte kadın da erkek de birbirlerine saygı gösterirlerse ‘evlerinde rahat ederler.’

DENEYİN: Bu ara başlık altında ele alınan önerileri eşinizle birlikte konuşmak için zaman ayırın. Ona şunları sorun: “Ne dersin, başkalarının yanındayken senin hakkında saygılı mı, yoksa saygısızca mı konuşuyorum? Bu konuda kendimi geliştirmek için ne yapabilirim?” Duygularını dile getirirken eşinizi can kulağıyla dinleyin ve önerilerini uygulamaya çalışın.

Eşinizin Farklılıklarını Kabullenin

Zorluk:

Kutsal Kitap, evlenen kişilerin “tek beden” olacaklarını söyler. Yeni evlenen bazı kişiler bu sözden, eşlerin aynı düşünüşe ve kişiliğe sahip olması gerektiğini anlıyorlar (Matta 19:5). Ancak kısa sürede bu düşüncenin gerçekçi olmadığını fark ediyorlar, çünkü zamanla aralarındaki farklılıklar yüzünden sürekli tartışmalar çıkıyor. Linda şöyle diyor: “Phil ile aramızdaki en büyük farklılıklardan biri, onun benim kadar kaygılı biri olmaması. Bazen ben bir şeye çok kaygılanıyorum ama o sakin kalabiliyor. Bu da beni sinirlendiriyor, çünkü benim için önemli olan bir şeyin onun için önemli olmadığını hissediyorum.”

Ne Yapabilirsiniz?

Birbirinizi olduğunuz gibi kabul edin ve eşinizin bazı farklı yönleri olsa da ona saygı gösterin. Örneğin, gözlerimizle kulaklarımız farklı şekilde çalışır; yine de aralarındaki işbirliği sayesinde karşıdan karşıya güvenli bir şekilde geçebiliriz. Yaklaşık otuz yıldır evli olan Adrienne şöyle diyor: “Kocam ve ben, Tanrı’nın Sözüyle çelişmediği sürece farklı fikirlere sahip olabileceğimizi kabulleniyoruz. Sonuçta, evli olmamız birbirimizin kopyası olduğumuz anlamına gelmez.”

Eşinizin bir konudaki görüşü ya da tepkisi sizinkinden farklı olduğunda sadece kendinizi memnun etmeyi düşünmeyin, eşinizin de duygularını düşünün (Filipililer 2:4). Adrienne’in kocası Kyle şöyle diyor: “Eşimin fikirlerine katılmadığım ya da bakış açısını anlayamadığım zamanlar oluyor. Fakat böyle durumlarda kendime, eşimin mutluluğunun benim için kendi görüşlerimden daha önemli olduğunu hatırlatıyorum. Aslında o mutlu olduğunda ben de mutlu oluyorum.”

DENEYİN:Eşinizin görüşünün ya da meseleleri ele alış tarzının sizinkinden daha iyi olduğu durumların bir listesini yapın (Filipililer 2:3).

Mutlu ve kalıcı bir evliliğin sırlarından biri saygıdır. Linda şöyle diyor: “Saygı evlilikteki huzuru ve güveni artırır. Bu niteliği geliştirmek kesinlikle her çabaya değer!”

^ p. 3 İsimler değiştirilmiştir.

KENDİNİZE SORUN . . .

  • Eşimin benden farklı olan yönlerinin ailemize ne gibi katkıları oluyor?

  • Kutsal Kitap ilkeleriyle çelişmediği sürece eşimin tercihlerini kabul etmem neden iyi olur?