Onur: * “Her akşam aynı şeyi yaşıyorduk. Dört yaşındaki oğlum Ekin oyuncaklarını evin her yanına saçıyordu. Onu yatırmadan önce etrafı toplamasını sağlamaya çalışıyordum. Ama Ekin hırçınlaşıyor, bağırmaya başlıyor ve zaptedilmez oluyordu. Bazen öyle çileden çıkıyordum ki ona bağırıyordum, ama bu beni de onu da üzmekten başka bir işe yaramıyordu. Uyku vaktinin mutlu bir zaman olmasını istiyordum, bu yüzden pes edip ortalığı kendim topluyordum.”

Emily: “Bir gün 13 yaşındaki kızım Jenny okuldan eve geldiğinde bir saat ağladı. Çünkü öğretmeninin verdiği ödevi tam anlayamamıştı. Jenny’i öğretmeninden yardım istemeye teşvik ettim, ama bana çok sert biri olduğunu ve onunla konuşmaya korktuğunu söyledi. Öyle kızdım ki, içimden dosdoğru okula gidip o öğretmene gününü göstermek geldi. Hiç kimsenin benim kızımı üzmeye hakkı yok diye düşündüm.”

BAZEN siz de kendinizi Onur ve Emily gibi hissediyor musunuz? Birçok anne babaya, çocukları bir sorunla mücadele ederken veya mutsuzken duruma seyirci kalmak zor gelebilir. Anne babaların çocuklarını korumaya çalışması gayet doğaldır. Ancak yukarıda anlatılan durumlar o anne babaların aslında önemli bir fırsata sahip olduğunu gösteriyor. Çocuklarına sorumluluk alma konusunda değerli bir ders verebilirler. Tabii 4 yaşında bir çocukla 13 yaşında bir çocuğun öğreneceği dersler farklı olacaktır.

Ancak gerçek şu ki hayattaki sorunlar karşısında çocuğunuza her zaman siper olamazsınız. Bir çocuk eninde sonunda anne babasını bırakacak ve “kendi sorumluluğunu taşıyacak” (Galatyalılar 6:5; Başlangıç 2:24). Çocukların ileride kendi kendilerine bakabilmesi için, anne babalar onları yetiştirirken   özverili, duyarlı ve sorumluluk sahibi yetişkinler olmalarını hedeflemelidir. Bu kolay bir iş değildir!

Ne mutlu ki, anne babaların harika bir rol modeli var. İsa peygamber, öğrencileriyle ilgilenme ve onları eğitme tarzıyla anne babalara mükemmel bir örnektir. İsa’nın çocuğu yoktu. Fakat öğrencilerini seçerken ve eğitirken hedefi, kendisi yanlarında yokken bile duyuru işini sürdürebilmeleriydi (Matta 28:19, 20). İsa bu hedefine ulaştı. Anne babalar da kendi ayakları üstünde durabilen, sorumluluk sahibi çocuklar yetiştirmek ister. Şimdi İsa’nın bıraktığı örneğin üç yönüne bakalım.

Çocuğunuza Bir ‘Örnek Bırakın’

İsa yaşamının sonlarına doğru öğrencilerine şöyle dedi: “Benim size yaptığımı siz de yapın diye bu örneği bıraktım” (Yuhanna 13:15). Benzer şekilde anne babaların da sorumluluk sahibi olmanın tam olarak ne anlama geldiğini çocuklarına açıklaması ve kendi örnekleriyle göstermesi gerekir.

Kendinize şöyle sorun: ‘Sorumluluklarımdan söz ederken olumlu bir tutum sergiliyor muyum? Başkaları için gayretle çalışmaktan aldığım doyumu dile getiriyor muyum? Yoksa hep şikâyet ediyor ve kendimi, görünüşte daha kolay bir hayat süren kişilerle mi karşılaştırıyorum?’

Tabii ki hiç kimse kusursuz değil. Hepimiz zaman zaman yükümüzün çok fazla olduğunu hissederiz. Fakat sorumluluklarımızı yerine getirmenin önemini ve değerini çocuğunuzun anlamasını sağlamanın herhalde en etkili yolu ona bizzat örnek olmanızdır.

DENEYİN: İşe giderken mümkünse bazen çocuğunuzu da yanınıza alın ve ona ailenizi geçindirmek için neler yaptığınızı gösterin. İhtiyacı olan birine çocuğunuzla birlikte yardım edin. Sonra da bunu yapmaktan aldığınız doyumu dile getirin (Elçiler 20:35).

Makul Beklentileriniz Olsun

İsa öğrencilerinin, onlardan beklediği rolleri ve sorumlulukları üstlenecek duruma gelmelerinin zaman alacağını biliyordu. Bir keresinde “Aslında size daha çok söyleyeceklerim var, fakat şu anda bunları kaldıramazsınız” demişti (Yuhanna 16:12). İsa hemen tek başlarına bir şey yapmalarını beklemedi. Bunun yerine öğrencilerine zaman ayırıp pek çok şey öğretti ve ancak hazır olduklarını düşündüğü zaman onları görevleriyle baş başa bıraktı.

Benzer şekilde anne babaların da çocuklarından yetişkinlere özgü sorumluluklar üstlenmesini beklemesi makul olmaz. Yine de çocuk büyüdükçe hangi görevlerin ona uygun olacağına karar vermeleri gerekir. Örneğin kişisel temizlik, odalarının temizliği, dakik olmak ve parayı idareli kullanmak gibi konularda sorumluluk sahibi olmayı öğretmeliler. Çocuk okula başladığında anne baba çocuktan okul ödevlerini kendi sorumluluğu olarak görmesini beklemelidir.

Anne babalar çocuklarına sorumluluk vermekten fazlasını yapmalı. Onların görevlerini yerine getirmek için gösterdiği çabaları desteklemeleri de gerekir. Daha önce sözünü ettiğimiz Onur, oyuncakları toplarken oğlunun bu kadar hırçınlaşmasının bir nedeninin, bu görevin ona çok zor gelmesi olduğunu fark etti. O şöyle diyor: “Ekin’e bağırarak oyuncaklarını toplamasını söylemek yerine, ona bu işi yapmanın yöntemini öğretmeye çalıştım.”

Onur tam olarak ne yaptı? O şöyle anlatıyor: “Her akşam için bir oyuncak toplama saati belirledim. Sonra Ekin’le birlikte odayı bölüm bölüm topladık. Bu işi bir oyun haline getirdim, hatta oyuncakları hızlı toplama yarışı yaptık. Çok geçmeden bunu her akşam yapmayı alışkanlık edindik. Ekin’e eğer oyuncaklarını çabuk toplarsa uyumadan önce fazladan bir masal okuyacağımı, ama eğer oyalanırsa daha az masal okuyacağımı söyledim.”

 DENEYİN: Her bir çocuğunuzun, ev işlerine nasıl makul şekilde katkıda bulunabileceğini gözden geçirin. Kendinize şöyle sorun: ‘Çocuklarımın kendi kendilerine yapabileceği bazı şeyleri hâlâ ben mi yapıyorum?’ Eğer böyle yapıyorsanız, o işleri tek başlarına yapabilecek duruma gelene dek onlara yardım edin. İşi yapma biçimlerinin iyi ya da kötü sonuçları olacağını belirtin. Sonra da söylediğiniz cezayı ya da ödülü verin.

Net Talimatlar Verin

Her iyi öğretmen gibi İsa da en iyi öğrenme yolunun pratik yapmak olduğunu biliyordu. Örneğin hazır olduklarını düşündüğünde öğrencilerini “kendisinin gideceği her şehre ve her yere, önü sıra ikişer ikişer gönderdi” (Luka 10:1). Ancak onları kendi başlarına bırakmadı. Öğrencilerini göndermeden önce çok net talimatlar verdi (Luka 10:2-12). Öğrenciler dönüp başardıkları şeyleri anlattığında onları övdü ve yüreklendirdi (Luka 10:17-24). Yeteneklerine güvendiğini ve onlardan memnun olduğunu dile getirdi.

Çocuğunuzun zor sorumluluklar üstlenmesi gerektiğinde ne yapıyorsunuz? Onu hayal kırıklığından ve başarısızlıktan korumak için, korktuğu şeye karşı siper mi oluyorsunuz? Aklınıza ilk gelen şey çocuğunuzu “kurtarmak” veya onun yükünü üstlenmek olabilir.

Şunu düşünün: Çocuğunuzu bir şekilde “kurtardığınız” her seferinde acaba nasıl bir mesaj vermiş oluyorsunuz? Ona güvendiğinizi ve yeteneklerine inandığınızı mı gösteriyorsunuz? Yoksa hâlâ her şey için size muhtaç bir bebek olduğu mesajını mı veriyorsunuz?

Örneğin, daha önce sözünü ettiğimiz Emily kızının sorunu karşısında ne yaptı? Olaya müdahale etmek yerine, öğretmenle kızının konuşmasının daha iyi olacağını düşündü. Emily ve Jenny öğretmene sormak için bazı sorular hazırladılar. Ardından Jenny’nin öğretmenle konuşabileceği bir zaman belirlediler. Hatta sohbetin nasıl gelişebileceğini prova ettiler. Emily şöyle diyor: “Jenny cesaretini toplayıp öğretmeniyle konuştu, öğretmeni de bunun için onu övdü. Jenny kendisiyle gurur duydu, ben de onunla.”

DENEYİN: Çocuğunuzun şu an karşı karşıya olduğu bir sorunu yazın. Sorunun yanına da duruma müdahale etmeden ona nasıl yardım edebileceğinizi yazın. Sorunu aşmak için atılması gereken adımları çocuğunuzla birlikte prova edin. Ona bunu başarabileceğine inandığınızı söyleyin.

Eğer sürekli çocuğunuzu korumaya çalışırsanız aslında onun zorluklarla başa çıkma becerisini baltalamış olursunuz. Oysa ona sorumluluklarını üstlenmeyi öğretirseniz, yaşamda karşılaşacağı zorluklara göğüs germesine yardım etmiş olursunuz. Bu ona verebileceğiniz en değerli hediyelerden biri olur.

^ p. 3 İsimler değiştirilmiştir.

KENDİNİZE SORUN . . .

  • Çocuğumdan beklediğim şeyler makul mü?
  • Sorumluluklarını yerine getirebilmesi için yapması gerekenleri hem söylüyor hem de gösteriyor muyum?
  • En son ne zaman çocuğumu övdüm veya yüreklendirdim?