Erkek: “Evlendikten sonra Seda * ve ben ailemle birlikte oturmaya başladık. Bir gün erkek kardeşimin kız arkadaşı kendisini arabamla evine bırakmamı istedi. Kabul ettim ve oğlumu da yanıma aldım. Fakat eve döndüğümde Seda öfkeden köpürmüştü. Tartışmaya başladık. Ailemin önünde beni çapkınlıkla suçladı. Kendimi kaybettim ve onu daha da kızdıran şeyler söylemeye başladım.”

Kadın: “Oğlumuzun ciddi bir sağlık sorunu var, ayrıca o sırada maddi sorunlarımız vardı. Bu yüzden Ferit kardeşinin kız arkadaşını, oğlumuzla birlikte arabayla götürünce birkaç nedenle kırıldım. Eve dönünce, neler hissettiğimi bilmesini istedim. Aramızda büyük bir tartışma oldu ve birbirimize kırıcı şeyler söyledik. Sonrasında kendimi çok kötü hissettim.”

BİR çift tartışırsa bu onların artık birbirini sevmediği anlamına mı gelir? Elbette hayır. Yukarıda sözleri alıntılanan Ferit ve Seda birbirini çok seviyor. Buna rağmen çok iyi durumdaki evliliklerde bile zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanır.

Anlaşmazlıklar neden çıkar ve anlaşmazlıkların evliliğinizi mahvetmemesi için neler yapabilirsiniz? Evlilik Tanrı’nın düzenlemesi olduğundan O’nun Sözü olan Mukaddes Kitabın bu konuda söylediklerini incelemek yerinde olur (Tekvin 2:21, 22; 2. Timoteos 3:16, 17).

Sorunların Nedenini Anlamak

Evli çiftlerin çoğu birbirine sevgiyle ve nezaketle davranmak ister. Ancak Mukaddes Kitap gerçekçi şekilde, “hepsi günah işledi ve hiç kimse Tanrı’nın yüce niteliklerini yansıtamadı” der (Romalılar 3:23). Dolayısıyla anlaşmazlıklar çıktığında duyguları kontrol etmek zor olabilir. Ve tartışma bir kez başladı mı, bazıları bağırıp çağırma ve sövme gibi kötü alışkanlıklara karşı koymakta gerçekten zorlanabilir (Romalılar 7:21; Efesoslular 4:31). Başka hangi etkenler gerginliğe yol açabilir?

Çoğu evlilikte erkeğin ve kadının iletişim tarzları farklıdır. Nilay şöyle diyor: “İlk evlendiğimizde meseleleri konuşma tarzımızın birbirinden çok farklı olduğunu fark ettim. Ben sadece ne olduğunu değil, neden ve nasıl olduğunu da konuşmak istiyorum. Kocam ise sadece sonuçla ilgileniyormuş gibi görünüyor.”

Bu sorun sadece Nilay’a özgü değil. Birçok evlilikte eşlerden biri bir anlaşmazlık hakkında uzun uzadıya konuşmak isterken, diğeri tartışmalardan hoşlanmıyor ve konuyu kapatmak istiyor olabilir. Bu yüzden de bazen biri konu hakkında daha çok konuşmak istedikçe, diğeri konuşmaktan kaçınabilir. Bu sorun sizin evliliğinizde de var mı? Biriniz   meseleyi ayrıntılarıyla konuşmak isterken, diğeriniz konuşmaktan kaçınıyor mu?

Ele alınması gereken bir diğer etken de şudur: Kişinin yetiştiği aile ortamı, evli çiftlerin nasıl iletişim kurması gerektiği konusundaki anlayışını etkileyebilir. Beş yıldır evli olan Can şöyle diyor: “Sessiz bir ailede büyüdüm, bu nedenle duygularımı açıkça ifade etmekte zorlanıyorum. Bu durum karımı üzüyor. Onun ailesi dışa dönük, bu nedenle hislerini açıklamakta hiç zorlanmıyor.”

Sorunları Çözmek İçin Neden Çaba Harcamalı?

Araştırmacılara göre bir evliliğin ne kadar mutlu olacağının en sağlam göstergesi, eşlerin birbirlerini sevdiklerini ne kadar sık söyledikleri, cinsel uyumları ya da maddi güvenceleri değil. Bunun yerine evliliğin başarısının en sağlam göstergesi karı kocanın çıkan anlaşmazlıkları ne kadar iyi çözdükleridir.

Bunun yanı sıra İsa, bir çift evlenince onları insanın değil, Tanrı’nın birleştirdiğini söyledi (Matta 19:4-6). Bu nedenle iyi bir evlilik Tanrı’yı yüceltir. Diğer taraftan bir koca eşine sevgi ve ilgi göstermezse, Yehova Tanrı onun dualarını işitmeyebilir (1. Petrus 3:7). Eğer bir kadın kocasına saygı göstermezse, erkeği ailenin başı olarak atayan Yehova’ya saygısızlık etmiş olur (1. Korintoslular 11:3).

Başarının Sırları: İncitici Konuşma Alışkanlıklarından Kaçının

İletişim tarzınız ya da yetiştiğiniz aile ortamı nasıl olursa olsun, eğer Mukaddes Kitap ilkelerini uygulamak ve anlaşmazlıkları çözmek konusunda başarılı olmak istiyorsanız bazı incitici konuşma alışkanlıklarından kaçınmalısınız. Kendinize şu soruları sorun:

‘İncitici sözlerle karşılık vermemek için uğraşıyor muyum?’

Hikmetli bir özdeyiş şöyle der: “Burnu sıkmak kan çıkarır; öfkeyi sıkmak da kavga çıkarır” (Süleyman’ın Meselleri 30:33). Bu ne anlama gelir? Şu örneği düşünün. Aile bütçesini dengelemek konusunda farklı görüşlerin dile getirildiği bir sohbet (“kredi kartı harcamalarımıza dikkat etmeliyiz”) birden eşlerin birbirlerinin kişiliğine saldırdığı bir tartışmaya dönüşebilir (“çok sorumsuzsun”). Eğer eşiniz kişiliğinize saldırarak bir anlamda ‘burnunuzu sıkarsa’, siz de aynen karşılık vermek isteyebilirsiniz. Ancak misilleme yapmak, öfkeye ve tartışmanın daha da kızışmasına yol açmaktan başka işe yaramaz.

Mukaddes Kitap yazarı Yakub şöyle uyarıyor: “Küçücük bir ateşin, ne büyük bir orman yangını çıkarabileceğini düşünün! Evet, dil bir ateştir” (Yakub 3:5, 6). Evli çiftler dillerini kontrol edemediklerinde, küçük anlaşmazlıklar hızla alevlenerek kontrolden çıkmış tartışmalara dönüşebilir. Böyle duygusal fırtınalarla sık sık kasıp kavrulan bir evlilik, sevginin gelişebileceği bir ortam sağlamaz.

Misilleme yapmak yerine, hakaret gördüğünde ‘hakaretle karşılık vermeyen’ İsa’yı örnek alabilir misiniz? (1. Petrus 2:23). Kızışan bir tartışmayı yatıştırmanın en hızlı yolu eşinizin haklı olabileceğini kabul etmek ve tartışmanın çıkmasındaki payınızdan ötürü özür dilemektir.

DENEYİN: Bir dahaki sefere anlaşmazlık çıktığında kendinize şöyle sorun: ‘Eşimin haklı olabileceğini kabul etmenin bana ne zararı olur? Ben bu soruna yol açacak ne yapmış olabilirim? Hatalarımdan ötürü özür dilemekten beni alıkoyan ne?’

‘Eşimin duygularını ciddiye almıyor ya da küçümsüyor muyum?’

Tanrı’nın Sözü şöyle emreder: “Birbirinize duygudaş olarak, . . . . aynı düşüncede birleşin” (1. Petrus 3:8). Bu öğüdü uygulamanıza engel olabilecek nedenlerden ikisini görelim. Birincisi, eşinizin duygularına ve düşüncelerine yeterince anlayış göstermiyor olabilirsiniz. Örneğin eşiniz bir konuda sizden daha çok endişelenirse, hemen  “Aşırı tepki veriyorsun” diyebilirsiniz. Niyetiniz eşinizin soruna daha geniş bir açıdan bakmasına yardım etmek olabilir. Ancak bu tür sözler çok az kişiyi rahatlatır. Hem kadın hem de erkek sevdiği kişinin kendisini anladığını ve duygudaş olduğunu bilmelidir.

Aşırı gurur da bir kişinin eşinin duygularını küçümsemesine yol açabilir. Gururlu biri başkalarını sürekli küçümseyerek kendini yüceltmeye çalışır. Bunu aşağılayıcı ifadelerle ya da olumsuz karşılaştırmalarla yapabilir. İsa’nın zamanındaki Ferisilerin ve yazıcıların örneğini görelim. Bu gururlu kişiler herhangi biri, hatta bir Ferisi bile onlardan farklı bir görüş belirttiğinde, aşağılayıcı ifadelere ve sözlere başvururlardı (Yuhanna 7:45-52). İsa ise farklıydı. O, başkaları düşüncelerini dile getirdiğinde onlara duygudaşlık gösterdi (Matta 20:29-34; Markos 5:25-34).

Eşiniz endişelerini dile getirdiğinde nasıl tepki verdiğinizi düşünün. Sözleriniz, ses tonunuz ve yüz ifadeniz duygudaşlık yansıtıyor mu? Yoksa eşinizin duygularına hemen karşı çıkıp, onu ciddiye almıyor musunuz?

DENEYİN: İlerki haftalarda eşinizle nasıl konuştuğunuza dikkat edin. Eğer eşinizin söylediklerine hemen karşı çıkarsanız ya da küçümseyici şeyler söylerseniz hemen özür dileyin.

‘Sık sık eşimin davranışlarının ardındaki güdünün bencillik olduğunu mu düşünüyorum?’

“Eyub Allahtan boşuna mı korkuyor? Onun etrafına, evinin etrafına, ve nesi varsa hepsinin etrafına sen çepçevre çit çevirmedin mi?” (Eyub 1:9, 10). Şeytan bu sözlerle, sadık bir adam olan Eyub’un güdülerini sorguladı.

Eğer evli çiftler dikkatli olmazlarsa benzer bir duruma düşebilirler. Örneğin eşiniz sizin için güzel bir şey yaptığında, ardından ne isteyeceğini ya da neyi örtmeye çalıştığını mı düşünüyorsunuz? Eşiniz bir hata yaptığında bunu onun bencilliğinin ve ilgisizliğinin bir kanıtı olarak mı görüyorsunuz? Hemen geçmişte yaptığı benzer hataları hatırlayıp bunu da listeye ekliyor musunuz?

DENEYİN: Eşinizin sizin için yaptığı olumlu şeylerin ve ardında yatabilecek olan iyi güdülerin listesini çıkarın.

Elçi Pavlus şöyle yazdı: “Sevgi . . . . yapılan kötülüğün hesabını tutmaz” (1. Korintoslular 13:4, 5). Gerçek sevgi kör değildir. Fakat yanlışların listesini de tutmaz. Pavlus sevginin ‘her şeye inandığını’ da söyledi (1. Korintoslular 13:7). Bu tür bir sevgi saf olmamakla birlikte güvenmeye hazırdır. Güvensiz ve şüpheci değildir. Mukaddes Kitabın teşvik ettiği sevgi türü, bağışlamaya hazır ve başkalarının güdülerinin iyi olduğunu düşünmeye isteklidir (Mezmur 86:5; Efesoslular 4:32). Eşler birbirlerine böyle bir sevgi gösterirlerse evliliklerinde mutlu olurlar.

KENDİNİZE SORUN

  • Makalenin başında sözleri alıntılanan çift hangi hataları yaptı?
  • Evliliğimde benzer hatalar yapmaktan nasıl kaçınabilirim?
  • Makalede değinilen noktalardan en çok hangileriyle ilgili çaba harcamalıyım?

^ p. 3 İsimler değiştirilmiştir.