Mutluluğunuzu aşağıdakilerden en çok hangisi etkiler?

  • koşullar

  • genler

  • bakış açısı

BAZI kişiler bu soruya “koşullar” diye cevap verecektir. Belki şöyle diyecekler: Mutlu olabilmem için,

  •  . . .daha çok param olmalı.

  •  . . .mutlu bir evliliğim olmalı.

  •  . . .sağlığım daha iyi olmalı.

Fakat bakış açımızın mutluluğumuza, koşullarımız ya da genlerimizden daha büyük bir etkisi vardır. Böyle olması iyidir, çünkü yaşam koşullarımız ya da genlerimiz üzerinde neredeyse hiç kontrolümüz yoktur fakat bakış açımızın kontrolü bizim elimizdedir.

“SEVİNÇLİ YÜREK BEDENE ŞİFADIR”

Kutsal Kitapta şöyle bir özdeyiş yer alır: “Sevinçli yürek bedene şifadır; ruh ezikliği ise iliği kurutur” (Özdeyişler 17:22). Başka sözlerle bakış açınızın hayatınıza büyük bir etkisi vardır. Bakış açınız hedefinize ulaşmanıza ya da pes etmenize yol açabilir. Yaşadığınız acı bir olay sonucu sizdeki iyi ya da kötü yönlerin ortaya çıkmasını sağlayan etken de aynı şeydir.

Bazı insanlar bu düşünceye şüpheyle yaklaşabilir. Şöyle düşünebilirler:

  • “Bu kadar sıkıntı yaşıyorken neden iyimser rolü yapayım ki?”

  • “Ne kadar olumlu düşünürsem düşüneyim bunun durumuma bir faydası olmayacak.”

  • “Hayalperest olmaktansa gerçekçi olmayı tercih ederim.”

Bu düşünceler mantıklı görünebilir. Ancak yine de olumlu bir bakış açısı geliştirmenin yararları vardır. Bazı olası durumlara bakalım.

 Aynı iş yerinde çalışan Alp ve Barış farklı projeler üzerinde yoğun şekilde çalışırlar. Müdürleri bitirdikleri işi gözden geçirdikten sonra her iki projede de yapılan ciddi hatalara dikkat çeker.

  • Alp: “Bu proje için o kadar vakit, emek harcadım ama yine de olmadı! Bu işi asla başaramayacağım. Neden uğraşıyorum ki? Ne kadar çabalarsam çabalayayım olmuyor.”

  • Barış: “Müdürüm yaptığım işle ilgili güzel şeyler söyledi, ama birkaç önemli hata da yapmışım. Müdürümün söylediklerini dikkate alırsam bir dahaki sefere daha iyisini yapabilirim.”

NE DERSİNİZ?

  • Bundan altı ay sonra sizce Alp mi yoksa Barış mı daha verimli bir çalışan olurdu?

  • Eğer siz bir işveren olsaydınız bu iki kişiden hangisini işe alırdınız ya da hangisiyle çalışmaya devam ederdiniz?

  • Hayal kırıklığına uğradığınızda sizin tepkiniz hangisine benziyor?

Aslı ve Banu zaman zaman kendilerini çok yalnız hissediyor. Her ikisi de bu durumla farklı şekilde mücadele ediyor.

  • Aslı çoğu zaman kendisine odaklanıyor. Önce başkalarının ona bir iyilik yapmasını bekliyor, aksi takdirde başkaları için bir şey yapmak istemiyor. “Bir karşılığı olmayacaksa insanlara iyilik yaparak neden vaktimi boşa harcayayım ki?” diye düşünüyor.

  • Banu, insanlar takdir etsin ya da etmesin başkaları için bir şeyler yapmaya ve onlara kibar davranmaya özel olarak çaba gösteriyor. Altın Kuralı uyguluyor, yani başkalarının ona nasıl davranmasını istiyorsa o da onlara öyle davranıyor (Luka 6:31). Banu insanlara iyilik yapmanın başlı başına bir ayrıcalık olduğunu düşünüyor.

NE DERSİNİZ?

  • Bu iki kişiden hangisiyle arkadaş olmak isterdiniz?

  • Muhtemelen hangisinin kurduğu ilişkiler ona daha çok mutluluk verir?

  • Kendinizi yalnız hissettiğiniz zamanlarda bakış açınız Aslı’nınkine mi yoksa Banu’nunkine mi benziyor?

Herhalde Barış ve Banu gibi kişiler tanıyorsunuzdur. Hatta onlara benzediğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Eğer öyleyse bakış açınızın hayatınız üzerinde büyük bir etkisi olduğunu kuşkusuz fark ediyorsunuzdur. Peki ya daha çok Alp ve Aslı’ya benziyorsanız? Kutsal Kitaptaki üç ilke hayatın getirdiği zorluklara daha olumlu bir açıdan bakmanıza yardım edebilir.

 1 OLUMSUZ DÜŞÜNCELERDEN KAÇININ

KUTSAL KİTAP ŞÖYLE DER: “Sıkıntılı günde cesaretin mi kırıldı? O zaman gücün de olmaz” (Özdeyişler 24:10).

BU NE ANLAMA GELİR? Olumsuz düşünürseniz içinde bulunduğunuz durumu düzeltmek ya da bununla başa çıkmak için ihtiyacınız olan gücü kendinizde bulamazsınız.

ÖRNEK: Juliza çok mutsuz bir çocukluk geçirdi. Fakir bir ailede büyüdü ve babası alkolikti. Ayrıca sürekli oradan oraya taşınıyorlardı. Başlarda Juliza koşulları hakkında olumsuz bir bakış açısına sahipti. Fakat bu tutumu değişti. Peki ona ne yardım etti? Juliza şunları diyor: “Anne babam yaşadıkları zorlukların üstesinden hemen gelemediler, fakat ben Kutsal Kitap sayesinde hayata daha olumlu açıdan bakmayı öğrendim. Kutsal Kitaptaki ilkeler beni olumsuz düşüncelere yenik düşmekten koruyor. Artık insanların hoşuma gitmeyen özelliklerini gördüğümde onların neden böyle davrandığını anlamaya çalışıyorum.”

Juliza’nın değindiği gibi Kutsal Kitap güvenilir ilkeler içerir. Verdiği öğütler olumsuz koşullarla başa çıkmanıza yardım edebilir. Örneğin Efesoslular 4:23 “Zihinsel eğiliminizi yenilemelisiniz” der.

Bu ayetten anlıyoruz ki, bakış açımızı değiştirmemiz mümkündür. Evet, düşünüş tarzımızı ‘yenileyebiliriz.’ Fakat bu değişikliği bir anda yapamayız, bunun için sürekli çaba göstermemiz gerekir.

2 OLUMLU ŞEYLERE ODAKLANIN

KUTSAL KİTAP ŞÖYLE DER: “Mazlumun her günü kötüdür; fakat neşeli yürek sürekli ziyafettedir” (Özdeyişler 15:15).

BU NE ANLAMA GELİR? Eğer her şeye olumsuz açıdan bakarsanız kendinizi sürekli haksızlığa uğramış biri gibi hissedersiniz. Size her gün “kötü” görünür, başka sözlerle depresif bir ruh haline sahip olursunuz. Fakat olumlu şeylere odaklanırsanız ‘neşeli bir yüreğe’ sahip olursunuz. Bu size kalmış bir seçimdir.

ÖRNEK: Beyin tümörü nedeniyle birkaç kez ciddi ameliyat geçiren Yanko’nun hareketleri ve konuşması kısıtlandı. Yanko bu durumun kendine koyduğu bazı hedeflere erişmesine engel olacağını düşündüğü için büyük bir cesaretsizliğe kapıldı ve bu duygudan yıllarca kurtulamadı. Fakat o zamanla değişti. Bunu nasıl başardığını şöyle açıklıyor: “Sınırlarıma odaklanmak yerine beni cesaretlendirecek şeyler üzerinde düşünmeyi öğrendim.”

Yanko’nun bunu yapmasına yardım eden bir etken Kutsal Kitabı okumasıydı. O şunları anlatıyor: “Bu olumlu düşünmemi sağlıyor. Uzun vadeli hedeflerimden tamamen vazgeçmedim, ama şu anda erişebileceğim daha küçük hedeflere odaklanıyorum. Aklıma cesaretimi kıracak düşünceler geldiğinde mutlu olmak için sahip olduğum birçok neden üzerinde düşünüyorum.”

Yanko gibi siz de olumsuz düşünceleri olumlu düşüncelerle yenebilirsiniz. Eğer sağlık sorunları gibi zor bir durumla mücadele ediyorsanız kendinize şunları sorun: “Durumum gerçekten de ümitsiz mi? Yolun sonuna mı geldim yoksa önümde sadece aşmam gereken bir engel mi var?” Olumsuz düşünceleri zihninizden uzak tutmak için yapıcı şeylere odaklanmaya çalışın.

 3 BAŞKALARI İÇİN BİR ŞEYLER YAPIN

KUTSAL KİTAP ŞÖYLE DER: “Vermek almaktan daha büyük mutluluktur” (Elçiler 20:35).

BU NE ANLAMA GELİR? Karşılık beklemeden başkalarına bir şeyler vermek bizi mutlu eder. Çünkü bizler sadece kendi ihtiyaçlarımızla ilgilenmek için yaratılmadık (Filipililer 2:3, 4; 1. Yuhanna 4:11). Vermekten kaynaklanan sevinci tatmak yaşamdaki olumsuz koşullarla daha kolay mücadele etmemizi sağlar.

ÖRNEK: Spina bifida hastalığı yüzünden Josué’nin omurgasında ciddi bir bozukluk var. O bu nedenle sık sık ağrı çekiyor. Fakat Josué başkalarına yardım ederek hayatını daha anlamlı kılıyor. O şunları diyor: “‘Ben bunu yapamam’ demektense, başkalarına günlük hayatlarında nasıl yardım edebileceğimi düşünüyorum. Başkaları için bir şeyler yaptığımda çok mutlu oluyorum.”

SİZ NE YAPABİLİRSİNİZ?

Özverili davranışlarda bulunmak için fırsat kollayın. Örneğin hasta bir komşunuz için yemek hazırlayabilir misiniz? Ev işlerinde yardıma ihtiyacı olan yaşlı birini tanıyorsanız ona destek olabilir misiniz?

Bakış açınızı değiştirmeniz bir bahçeyle ilgilenmeye benzer. Zehirli otlara benzeyen olumsuz düşünceleri zihninizden söküp atın. Bunun yerine zihninizi gerçekçi olan olumlu düşüncelerle doldurun ve sizde olumlu duygular uyandıracak faaliyetlerle meşgul olun. Böylece çok daha mutlu bir yaşamınız olacak. O zaman olumlu düşünmenin hayatınızı değiştirdiğini bizzat göreceksiniz.

Bazı insanlar sağlıkları için belli gıdaları tüketmekten kaçınır; siz de olumsuz düşünceler için aynı şeyi yapabilir misiniz?