BAZILARI siyasi özgürlüğü ve dinsel arınmayı ancak şiddetle elde edebileceklerine, istenmeyen yöneticileri sadece bu yıkıcı gücün ortadan kaldırabileceğine inanıyorlar. Bazı hükümetler de düzeni sağlamak ve vatandaşlarını denetim altında tutmak için teröre başvuruyor. Ancak eğer terörizmin yönetmek ve sosyal reform yapmak için etkili bir araç olduğu doğru olsaydı, bunun dünyaya barış, refah ve istikrar kazandırması, bir süre sonra şiddet ve korkunun azalması gerekirdi. Peki şimdiye kadar bu sonuçları gördük mü?

Gerçek şu ki, terörizm yaşama duyulan saygıyı azaltır, kan dökülmesine ve gaddarlıklara yol açar. Kurbanlar duydukları acı yüzünden çoğunlukla intikam alırlar. Bu da baskının artmasına ve karşılığında daha fazla intikama yol açar.

Şiddetle Hiçbir Sorun Çözülmez

İnsanlar siyasal, dinsel ve sosyal sorunlarını binlerce yıldır kendi başlarına çözmeye çalışıyorlar. Ancak onların tüm çabaları boşa gidiyor. Tıpkı Mukaddes Kitabın dediği gibi: “Ya RAB, bilirim ki, insanın yolu kendi elinde değildir; adımlarını doğrultmak yürüyen insanın elinde değildir” (Yeremya 10:23). İsa da “hikmet kendi işleriyle haklı çıkar” demişti (Matta 11:19). Mukaddes Kitaptaki bu ilkeler daha geniş anlamda, terörizme ümit bağlamanın hata olduğunu gösteriyor. Terörizm özgürlük ve mutluluğa değil, ölüme, acılara ve yıkıma yol açtı. Bu kötü sonuçlar 20. yüzyıl boyunca görüldü ve 21. yüzyıla da şimdiden hâkim olmaya başladı. Birçok kişi terörizmin çözümden çok, bir sorun olduğunu düşünüyor.

“Her gün ailemden ya da arkadaşlarımdan birinin ölmemesini umuyorum. . . . . Bunun gerçekleşmesi için belki de bir mucizeye ihtiyacımız var.” Yaşadığı yer terör olaylarıyla kasıp kavrulan bir genç kız bunları yazdı. Onun sözleri birçok kişinin vardığı şu sonuca işaret ediyor: Dünyadaki sorunların çözümü insanların yeteneğini aşar. Terör de dahil şu anki tüm sorunları sadece insanın Yaratıcısı çözebilir. Peki neden Tanrı’ya güvenebiliriz?

Tanrı Neden Güvenimizi Hak Eder?

Bunun bir nedeni Yehova’nın Yaratıcı olarak bize yaşam vermiş olması ve bizim barış ve mutluluk içinde yaşayarak hayattan zevk almamızı istemesidir. Tanrı’nın peygamberi İşaya şöyle yazdı: “Ya RAB, sen Babamızsın; biz balçığız, ve sen çömlekçimizsin; ve hepimiz senin elinin işiyiz” (İşaya 64:8). Yehova Tanrı insanlığın Babasıdır ve tüm milletlerden insanlar O’nun gözünde değerlidir. Terörizme yol açan adaletsizlikler ve nefret O’nun hatası değildir. Hikmetli Kral Süleyman bir defasında şöyle demişti: “Tanrı insanları doğru yarattı, oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar” (Vaiz 7:29, ). Terörizmin kökeninde Tanrı’nın yetersizliği değil, insanların kötülüğü ve cinlerin etkisi yatar (Efesoslular 6:11, 12).

Yehova’ya güvenebileceğimizi gösteren diğer bir neden de şudur: O, insanların Yaratıcısı olduğundan insanlığın sorunlarının nedenini ve nasıl çözüleceğini herkesten daha iyi bilir. Mukaddes Kitap bu gerçeği şöyle dile getirir: “RAB dünyayı hikmetle kurdu; gökleri anlayışla pekiştirdi” (Süleyman’ın Meselleri 3:19). Tanrı’ya tam bir güven duyan, eski zamanlarda yaşamış bir adam şöyle yazmıştı: “Yardımım  nereden gelecek? Yardımım gökleri ve yeri yaratan RABDENDİR” (Mezmur 121:1, 2).

Tanrı’ya güvenmemizi gerektiren bir sebep daha var: O, kan dökülen tüm bu şiddet olaylarına son verme gücüne sahiptir. Nuh’un zamanında da “yeryüzü zorbalıkla dolmuştu” (Tekvin 6:11). Tanrı’nın hükmü hızla ve tam olarak yerine geldi. O, Kendisinden “korkmayan bir insanlık dünyasının başına tufan getirdiğinde, o eski dünyayı cezadan” esirgemedi (2. Petrus 2:5).

Mukaddes Kitap Nuh’un günlerindeki Tufandan şu dersi almamız gerektiğini söyler: “Yehova, Kendisine bağlı insanları geçirdikleri sınavlardan nasıl kurtaracağını, fakat doğruluktan uzak insanları yok etmek için hüküm gününe dek nasıl alıkoyacağını bilir” (2. Petrus 2:9). Tanrı, içtenlikle daha iyi bir yaşam isteyen kişilerle, hayatı başkaları için çekilmez hale getiren kişileri ayırt edebilir. O, başkalarının hayatını çekilmez hale getiren kişileri “Tanrı’dan korkmayan insanların yok edileceği hüküm gününe” dek alıkoymaktadır. Barış isteyen insanlar için ise doğruluğun barınağı olacak yeni bir yer hazırlamaktadır (2. Petrus 3:7, 13).

Kalıcı Dünya Barışı!

Mukaddes Kitap yazarları “yer” ya da “dünya” ifadesiyle çoğunlukla insanlığı kastederler. Örneğin Tekvin 11:1’de “bütün dünyanın”, yani o zaman yaşayan insanların aynı dili konuştuğu yazar. Elçi Petrus da “yeni bir yer” ifadesini aynı anlamda kullandı. Yehova Tanrı insan toplumunu yenileyerek, dünyada şiddet ve öfkenin yerini, kalıcı olarak doğruluğun ve adaletin almasını sağlayacak. Mukaddes Kitap Mika 4:3’te kayıtlı peygamberlikte şöyle der: “[Tanrı] çok kavmlar arasında hükmedecek, ve uzakta olan kuvvetli milletler hakkında karar verecek; ve kılıçlarını sapan demirleri, ve mızraklarını bağcı bıçakları yapacaklar; millet millete karşı kılıç kaldırmıyacak, ve artık cengi öğrenmiyecekler.”

Bu peygamberlik gerçekleştiğinde insanların nasıl bir yaşamı olacak? Mika 4:4 şöyle der: “Herkes kendi asması altında, ve kendi incir ağacı altında oturacak; ve onları korkutan  olmıyacak.” Yeryüzündeki bu Cennette hiç kimse bir sonraki terör saldırısının endişesini ve korkusunu yaşamayacak. Bu vaadin gerçekleşeceğine güvenebilir misiniz? Evet, “çünkü bunu ordular RABBİNİN ağzı söyledi” (Mika 4:4).

Gördüğümüz gibi, terör tehdidi hızla artarken ve milletler şiddet olayları yüzünden korkudan titrerken, barışı seven insanlar için çözüm Yehova’ya güvenmektir. O’nun çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur. Yehova yaraları iyileştirecek, acıları, hatta ölümü ortadan kaldıracak. Mukaddes Kitap şöyle der: “Ölümü ebediyen yuttu; ve RAB Yehova bütün yüzlerden gözyaşlarını silecek; ve bütün dünya üzerinden kavmının utancını kaldıracak” (İşaya 25:8). Bugün terörizm yüzünden acı ve korkunun barınağı olan birçok yer çok yakında barışın meyvelerini toplayacak. “Yalan söyleyemeyen” Tanrı’nın vaat ettiği bu barış insanlığın en çok ihtiyacı olan şeydir (Titus 1:2; İbraniler 6:17, 18).