İçeriğe geç

İçindekiler kısmına geç

 14. BÖLÜM

Sadece Tanrı’nın Yönetimine Vefa Göstermek

Sadece Tanrı’nın Yönetimine Vefa Göstermek

BU BÖLÜMDE

Tanrı’nın toplumu Krallığa olan vefası nedeniyle dünyadan ayrı kalıyor

1, 2. (a) İsa’nın takipçilerine günümüze kadar hangi ilke rehberlik etmiştir? (b) Düşmanlar bizi nasıl yenmeye çalıştı, sonuç ne oldu?

İSA, Yahudi ulusunun en yetkili hâkimi olan Pilatus’un önündeyken, bugüne kadar takipçilerine rehberlik eden şu ilkeyi belirtti: “Benim krallığım bu dünyaya ait değil. Krallığım bu dünyaya ait olsaydı, hizmetçilerim Yahudilerin eline verilmemem için mücadele ederdi. Fakat benim krallığım buradan değil” (Yuhn. 18:36). Pilatus onu idam ettirdi, ne var ki bu zaferi pek uzun sürmedi. İsa diriltildi. Ardından güçlü Roma İmparatorları Mesih’in takipçilerini yok etmeye çalıştı, ancak tüm çabaları boşa çıktı. İlk Hıristiyanlar Krallık mesajını o zamanki tüm dünyaya yaydı (Kol. 1:23).

2 Krallık 1914’te kurulduktan sonra tarihteki en büyük askeri güçlerden bazıları Tanrı’nın toplumunu ortadan kaldırmaya çalıştı. Ancak hiçbiri başarılı olamadı. Birçok hükümet ve siyasi grup, çatışmalarda kendi yanında yer almamız için bizi zorlamaya çalıştı. Buna rağmen bizi bölmeyi başaramadılar. Bugün dünyanın hemen hemen her ülkesinde Krallığın vatandaşları vardır. Yine de dünya siyasetinde tamamen tarafsız kalarak gerçek bir küresel kardeşlik birliği oluşturuyoruz. Aramızdaki birlik, Tanrı’nın Krallığının hüküm sürdüğüne ve Kral İsa Mesih’in toplumunu yönlendirmeye, arındırmaya ve korumaya devam ettiğine dair somut bir kanıt oluşturuyor. Şimdi Mesih’in bunu nasıl yaptığına bakalım ve “dünyaya ait” olmama çabamızı sürdürürken imanımızı güçlendiren hukuksal zaferlerden bazılarını görelim (Yuhn. 17:14).

Öne Çıkan Bir Mesele

3, 4. (a) Krallık doğduğu sırada neler oldu? (b) Tanrı’nın toplumu tarafsızlık meselesini tam olarak anlamış mıydı? Açıklayın.

3 Krallığın doğmasının ardından gökte savaş patladı, sonra Şeytan yeryüzüne atıldı (Vahiy 12:7-10, 12’yi okuyun). O sırada yeryüzünde de bir savaş sürüyordu ve bu Tanrı’nın toplumunun kararlılığını sınayan bir durumdu.  Onlar İsa’yı örnek almakta ve bu dünyaya ait olmamakta kararlıydılar. Fakat tüm siyasal meselelerden uzak durmak için neler yapmaları gerektiğini ilk başta tam kavrayamamışlardı.

4 Örneğin, Millennial Dawn (Milenyum Şafağı) dizisinin 1904’te yayımlanan VI. Cildinde * Hıristiyanlar savaşa katılmamaya teşvik edildi. Bununla birlikte, İsa’nın bir takipçisinin askere alınırsa geri hizmette görev alması gerektiği şeklinde fikir yürütüldü. Eğer bunu başaramaz ve cepheye gönderilirse kimseyi öldürmemek için gerekeni yapmalıydı. Britanya’da yaşayan ve 1905’te vaftiz edilen Herbert Senior o zamanki durumla ilgili şunları söyledi: “Kardeşlerin aklı çok karışmıştı; sadece geri hizmette bulunma koşuluyla orduya katılmanın doğru olup olmadığı konusunda net bir öğüt yoktu.”

5. Gözcü Kulesi’nin 1 Eylül 1915 sayısıyla tarafsızlık konusundaki anlayışımız nasıl değişmeye başladı?

5 Ancak 1 Eylül 1915 tarihli Gözcü Kulesi ile bu konudaki anlayışımız netlik kazanmaya başladı. Dergide, Studies in the Scriptures (Kutsal Yazılar Üzerine Araştırmalar) kitabındaki tavsiyeyle ilgili şu sözler yer aldı: “Böyle bir tavrın uzlaşma anlamına gelmeyeceğini söyleyemiyoruz.” Peki, İsa’nın bir takipçisi üniforma giymeyi ve askerlik hizmeti yapmayı reddettiğinden kurşuna dizilmekle tehdit edilirse ne olacaktı? Makalede şu düşünce yer aldı: “Bizim için hangisi daha kötü bir son olur; Barış Hükümdarına vefalı kaldığımız ve onun emirlerine karşı gelmeyi reddettiğimiz için vurulmak mı, yoksa en azından görünüşte bu dünyanın krallarına destek verip Gökteki Kralımızın öğretileri konusunda uzlaşarak onların bayrağı altında vurulmak mı? Biz bu iki ölümden ilkini, Gökteki Kralımıza sadık kaldığımızdan ölmeyi tercih ederiz.” Bu etkileyici ifadeye rağmen makale şu sözlerle sona erdi: “Bu konuda ısrar etmiyoruz. Bunu sadece tavsiye ediyoruz.”

6. Herbert Senior biraderin yaşadıklarından ne öğrendiniz?

6 Bazı kardeşler meseleyi net olarak anladı ve her şeyi göze alarak tavrını ortaya koydu. Daha önce sözlerine değindiğimiz Herbert Senior şöyle dedi: “Bana göre mermileri bir yük gemisinden indirmekle [geri hizmet] silaha doldurmak arasında ilke olarak fark yoktu” (Luka 16:10). Herbert birader askerlik hizmetini vicdani nedenlerle reddetmesinin sonucu olarak hapse atıldı. O ve başka dört birader, farklı inançlardan 11 vicdani retçiyle birlikte cezalarının bir kısmını Britanya’daki Richmond hapishanesinde yatarak geçirdi; on altı kişiden oluşan bu grup daha sonra “Richmond 16” olarak tanındı. Sonra bir gün Herbert ve  diğerleri gizlice gemiye bindirilip Fransa’daki cepheye gönderildi. Orada idam cezası aldılar. Herbert’ın da aralarında bulunduğu grup idam mangasının önüne dizildi; ancak öldürülmediler. Bunun yerine cezaları 10 yıl hapis cezasına çevrildi.

“Tanrı’nın toplumunun savaş tehditleri karşısında bile herkesle barış içinde olması gerektiğini anladım” (Simon Kraker, 7. paragrafa bakın.)

7. Tanrı’nın toplumu II. Dünya Savaşı başladığında neyi kavramış durumdaydı?

7 Genel olarak Yehova’nın toplumu, II. Dünya Savaşı çıktığında artık İsa’yı örnek almanın neler gerektirdiğini ve tarafsızlığın ne anlama geldiğini net şekilde görebiliyordu (Mat. 26:51-53; Yuhn. 17:14-16; 1. Pet. 2:21). Örneğin, 1 Kasım 1939 tarihli Gözcü Kulesi’nde “Tarafsızlık” başlıklı çok önemli bir makale yer aldı. Orada şunlar söylendi: “Yehova’nın ahit ilişkisi içinde olduğu toplum artık savaşan uluslar karşısında kesinlikle tarafsızlık kuralına göre davranmalıdır.” Daha sonra Brooklyn’deki (New York) merkez büroda hizmet eden Simon Kraker bu makaleyle ilgili şöyle dedi: “Tanrı’nın toplumunun savaş tehditleri karşısında bile herkesle barış içinde olması gerektiğini anladım.” Bu ruhi gıda Tanrı’nın toplumuna tam zamanında sağlanmıştı ve Krallığa olan vefalarını hedef alan eşi görülmemiş bir saldırıya hazırlanmasına yardımcı oldu.

 Muhalefet ‘Irmağının’ Yarattığı Tehdit

8, 9. Elçi Yuhanna’nın peygamberlik sözü nasıl gerçekleşti?

8 Elçi Yuhanna Krallığın 1914’te doğmasından sonra ejderin, yani İblis Şeytan’ın, ağzından simgesel bir ırmak fışkırtarak Tanrı’nın Krallığını destekleyenleri yok etmeye çalışacağını bildirdi * (Vahiy 12:9, 15’i okuyun). Yuhanna’nın peygamberlik sözleri nasıl gerçekleşti? Tanrı’nın toplumu 1920’lerden itibaren taşkın su gibi kabaran bir muhalefetle karşılaştı. II. Dünya Savaşı sırasında Kuzey Amerika’da yaşamış birçok birader gibi Kraker birader de Tanrı’nın Krallığına vefası nedeniyle hapse atıldı. Savaş sırasında Amerika Birleşik Devletleri’nde dini nedenlerle savaşa katılmak istemediklerinden federal hapishaneye atılanların üçte ikisinin Yehova’nın Şahidi olması kayda değerdir.

9 İblis ve onun aleti olanlar, nerede yaşarlarsa yaşasınlar Krallığın vatandaşlarının sadakatini bozmaya kararlıydı. Şahitler Afrika, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da mahkemeler ve şartlı tahliye kurulları önüne çıkarıldılar. Tarafsızlıklarından hiç ödün vermedikleri için hapse atıldılar, dövüldüler ve yaralandılar. Tanrı’nın toplumu Almanya’da, “Heil Hitler” diye selam vermeyi ya da savaşla ilgili faaliyetlere katılmayı reddettiğinden korkunç baskıyla karşılaştı. Nazi dönemi sırasında Alman ve diğer uluslardan yaklaşık 6.000 Şahit tutuklanarak kamplara gönderildi ve 1.600’den fazlası işkenceciler tarafından öldürüldü. Buna rağmen İblis, Tanrı’nın toplumuna kalıcı bir zarar veremedi (Mar. 8:34, 35).

‘Yer Irmağı Yutuyor’

10. (a) ‘Yer’ neyi simgeler? (b) ‘Yer’, Tanrı’nın toplumu lehine nasıl duruma müdahale etti?

10 Elçi Yuhanna’nın kaydettiği peygamberlik sözünde açıklandığı gibi, “yer”, yani bu sistemin daha makul davranan kısımları, zulüm ‘ırmağını’ yutarak Tanrı’nın toplumunun yardımına koşacaktı. Bu nasıl gerçekleşti? II. Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde “yer” sık sık Krallığın sadık destekçileri lehine duruma müdahale etti (Vahiy 12:16’yı okuyun). Örneğin otorite sayılan çeşitli mahkemeler Yehova’nın Şahitlerinin askerlik hizmetini ve ulusal törenlere katılmayı reddetmesinin korunması gereken bir hak olduğuna karar verdi. İlk olarak askerlik hizmeti meselesinde Yehova’nın Kendi toplumuna kazandırdığı önemli zaferlerden yalnızca birkaçına bakalım (Mezm. 68:20).

11, 12. Sicurella ve Thlimmenos biraderler hangi davalarla uğraştı, sonuç ne oldu?

11 Amerika Birleşik Devletleri. Anthony Sicurella, Yehova’nın Şahidi bir anne babanın altı çocuğundan biriydi. 15 yaşında vaftiz edildi. 21 yaşına geldiğinde asker alma dairesinde vaiz olarak kaydı yapıldı. İki yıl sonra, 1950’de kaydının vicdani retçi grubuna alınması için başvurdu. Federal  Araştırma Bürosu’nun (FBI) raporunda başvuruyla ilgili olumsuz bir görüş belirtilmediği halde Adalet Bakanlığı bunu reddetti. Birkaç mahkemeden sonra Anthony biraderin davasına ABD Yüksek Mahkemesi baktı ve alt mahkemelerin kararının tersine, biraderin lehine hüküm verdi. Bu hüküm askerlik hizmetini vicdani nedenlerle reddeden tüm Amerikan vatandaşları için emsal bir kararın oluşmasına katkıda bulundu.

12 Yunanistan. 1983 yılında Yakovos Thlimmenos askeri üniforma giymeyi reddettiği için emre itaatsizlikten suçlu bulundu ve hapse atıldı. Serbest kaldıktan sonra muhasebeci olarak iş başvurusunda bulundu fakat sabıkalı olduğu gerekçesiyle reddedildi. Birader Yunan mahkemelerinde açtığı davayı kaybetti; bunun üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. 2000 yılında, 17 hâkimden oluşan AİHM Büyük Dairesi, biraderin lehine karar verdi; böylece ayrımcılığa karşı bir emsal karar çıktı. Bu karardan önce Yunanistan’da tarafsızlık nedeniyle hapse girmiş 3.500’den fazla biraderin sabıka kaydı vardı. Lehte verilen bu hükmün ardından Yunanistan, kardeşlerin sicillerinin suçlamalardan temizlenmesi için bir yasa çıkardı. Ayrıca tüm Yunan vatandaşlarına alternatif sivil hizmet hakkı tanıyan bir yasa çıkarıldı ve birkaç yıl sonra Yunanistan Anayasasının yeniden gözden geçirilmesi sırasında bu yasa bir kez daha onaylandı.

“Mahkeme salonuna girmeden Yehova’ya hararetle dua ettim, sonra beni sakinleştirdiğini hissettim” (İvailo Stefanov, 13. paragrafa bakın.)

13, 14. Sizce İvailo Stefanov ve Vahan Bayatyan’ın davalarından neler öğrenebiliriz?

13 Bulgaristan. 1994 yılında, 19 yaşındaki İvailo Stefanov askere çağrıldı. İvailo, orduya katılmayı ya da ordunun denetimindeki bir geri hizmette bulunmayı reddetti. Bunun üzerine 18 ay hapisle cezalandırıldı, ancak vicdani ret hakkına dayanarak kararın temyizi için başvurdu. Sonunda davası AİHM’e gitti. 2001 yılında, henüz dava görülmeye başlamadan İvailo biraderle Bulgar hükümeti arasında dostça bir çözüme ulaşıldı. Bulgar hükümeti yalnız İvailo birader değil alternatif sivil hizmeti seçen tüm Bulgar vatandaşları için de af çıkardı. *

14 Ermenistan. 2001 yılında Vahan Bayatyan’ın askerlik hizmetine elverişli olduğu tespit edildi. * Vahan vicdani nedenlerle askerlik hizmetini reddetti ancak ülkesindeki mahkemelerde tüm davaları kaybetti. 2002 yılının Eylül ayında iki buçuk yıllık cezasını çekmek üzere hapse girdi ve on buçuk ay sonra serbest bırakıldı. O sırada AİHM’e başvurmuş ve davası görülmeye başlanmıştı. Ancak bu mahkemenin 27 Ekim 2009’da verdiği karar da aleyhteydi. Söz konusu karar Ermenistan’da aynı durumda olan diğer biraderler açısından da ağır bir yenilgi gibi göründü. Fakat AİHM  Büyük Dairesi verilen hükmü yeniden ele aldı ve 7 Temmuz 2011’de Vahan Bayatyan’ın lehine karar verdi. Böylece AİHM tarihinde ilk kez kişinin dini inancına dayanarak askerlik hizmetini vicdanen reddetme hakkının din, vicdan ve düşünce özgürlüğü kapsamında korunması gerektiğini kabul etti. Bu hüküm sadece Yehova’nın Şahitlerinin değil Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde yaşayan diğer yüz milyonlarca insanın da haklarının korunması anlamına gelir. *

Ermenistan’da hapiste olan kardeşler AİHM’in lehlerine verdiği hükümden sonra serbest bırakıldı

Ulusal Törenlerle İlgili Davalar

15. Yehova’nın toplumu ulusal törenlere katılmayı neden reddeder?

15 Yehova’nın toplumu sadece askerlik hizmetini değil, ulusal törenlere katılmayı da saygılı bir şekilde reddederek Mesih’in Krallığına vefasını korudu. Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra milliyetçi duygular tüm dünyada kabardı. Birçok ülke, vatandaşlarından ant içerek, milli marşı söyleyerek ya da bayrağa selam vererek vatanlarına bağlılık  yemini etmelerini talep etti. Oysa biz Yehova’ya tam bağlılık gösteririz (Çık. 20:4, 5). Bunun sonucu olarak bir zulüm dalgasıyla karşılaştık. Yehova bu muhalefeti azaltmak için bir kez daha ‘yeri’ kullandı. Şimdi Yehova’nın Mesih aracılığıyla bu konuda bize sağladığı kayda değer zaferlerden birkaçına bakalım (Mezm. 3:8).

16, 17. Lillian ve William Gobitas neler yaşadı ve siz bundan ne öğrendiniz?

16 Amerika Birleşik Devletleri. 1940 yılında ABD Yüksek Mahkemesi Minersville School District–Gobitis davasında 1’e karşı 8 oyla Yehova’nın Şahitleri aleyhinde hüküm verdi. 12 yaşındaki Lillian Gobitas * ve 10 yaşındaki kardeşi William, Yehova’ya vefalı kalmak istediklerinden bayrağı selamlamayı ve ant içmeyi reddetmişti. Bunun üzerine okuldan atıldılar. Davaları Yüksek Mahkemeye geldi ve Mahkeme okulun yaptığı işlemlerin “ulusal birliği” koruma amacı güttüğünden anayasaya uygun olduğu sonucuna vardı. Bu hüküm şiddetli bir zulmü tetikledi. Başka Şahit çocuklar da okuldan atıldı, yetişkin Şahitler işlerini kaybetti ve bazı Şahitler öfkeli kalabalıkların acımasız saldırılarına uğradı. Bir kitaba göre, “Şahitlerin 1941 ile 1943 yılları arasında gördüğü zulüm, yirminci yüzyıl Amerikası’nda dinsel hoşgörüsüzlüğün tırmandığı en büyük olaydı” (The Lustre of Our Country).

17 Tanrı’nın düşmanlarının bu zaferi fazla sürmedi. 1943 yılında Yüksek Mahkeme Gobitis davasına benzer başka bir davayı ele aldı. Bu, West Virginia State Board of Education–Barnette davasıydı. Bu kez Yüksek Mahkeme Yehova’nın Şahitlerinin zafer kazanmasını sağladı. Böylece Yüksek Mahkeme, ABD tarihinde ilk defa, bu kadar kısa süre önce verdiği bir kararın aksi yönünde karar vermiş oldu. Bu hükmün ardından, Amerika Birleşik Devletleri’nde Yehova’nın toplumuna açıkça yöneltilen zulüm büyük ölçüde azaldı. Bu hukuksal sürecin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm vatandaşların haklarına büyük katkısı oldu.

18, 19. (a) Pablo Barros güçlü kalmasına neyin yardım ettiğini söyledi? (b) Yehova’ya hizmet edenler onu nasıl örnek alabilir?

18 Arjantin. Pablo ve Hugo Barros kardeşler (ilki sekiz diğeri yedi yaşında), bayrak törenine katılmadıkları için 1976 yılında okuldan atıldılar. Okuldayken bir keresinde müdüre hanım Pablo’yu itip başına vurmuştu. Ayrıca iki kardeşi ders bittikten sonra bir saat okulda tutup törenlere katılmaları için zorlamaya çalışmıştı. Pablo o zor anlarla ilgili şunu söyledi: “Yehova’nın yardımı olmasaydı sadakatimi bozmam için yapılan baskıya dayanamazdım.”

19 Dava mahkemeye geldiğinde hâkim, Pablo ve Hugo’nun okuldan atılması kararını onadı. Ancak davanın temyizi için Arjantin Yüksek Mahkemesine başvuruldu. Mahkeme, 1979’da alt mahkemelerin verdiği hükümleri bozdu;  kararda şunlar belirtildi: “Söz konusu ceza [okuldan atılma], anayasanın kişilerin eğitim görme hakkını (14. madde) ve devletin temel öğretim sağlama yükümlülüğünü (5. madde) ifade eden hükümlerine aykırıdır.” Bu zaferden 1.000 kadar Şahit çocuk yararlandı. Bazılarının okuldan atılma işlemleri durduruldu, Pablo ve Hugo gibi bazı çocuklar da devlet okullarına yeniden kabul edildi.

Çok sayıda genç Şahit sınavlar karşısında sadakatini korudu

20, 21. Roel ve Emily Embralinag davası imanınızı nasıl güçlendiriyor?

20 Filipinler. 1990’da Roel Embralinag, * (9 yaşında), ablası Emily (10 yaşında) ve 65’ten fazla Şahit öğrenci bayrağa selam vermedikleri için okuldan atıldı. Roel ve Emily’nin babası Leonardo okul yetkililerine durumu anlatmaya çalıştı ancak bir sonuç alamadı. Sorun büyüyünce Leonardo Yüksek Mahkemeye dilekçe verdi. Leonardo’nun parası yoktu ve vekalet verebileceği bir avukat da yoktu. Bütün aile kendilerini yönlendirmesi için Yehova’ya hararetle dua etti. Bu sırada çocuklar alay ve hakaretlere maruz  kalıyordu. Leonardo, hukuk eğitimi olmadığından davayı kazanma ihtimalinin bulunmadığını düşünüyordu.

21 Derken, ülkenin en saygın avukatlık bürolarından birinde çalışmış olan Felino Ganal ailenin avukatlığını üstlendi. Dava görüldüğü sırada Felino çalıştığı işyerinden ayrılmış ve Yehova’nın Şahidi olmuştu. Yüksek Mahkeme davaya baktı ve oybirliğiyle Şahitlerin lehinde karar vererek okuldan atılma emirlerini geçersiz kıldı. Tanrı’nın toplumunun sadakatini bozmaya çalışanlar bir kez daha başarısız olmuştu.

Tarafsızlık Birliğe Yol Açar

22, 23. (a) Neden bu kadar çok sayıda hukuksal zafer kazandık? (b) Küre çapındaki barışçı kardeşlik birliğimiz neyin kanıtıdır?

22 Yehova’nın toplumunun hukuksal alanda çığır açan bu kadar çok sayıda dava kazanmasının sebebi nedir? Siyasi nüfuz sahibi değiliz. Yine de ardı ardına, farklı ülkelerin mahkemelerinde tarafsız hâkimler bizi inatçı muhaliflerin saldırıları karşısında korudu ve bu sayede anayasa hukukunda emsal oluşturan kararlar çıktı. Bu zaferlerin kazanılması için çabalarımızı destekleyenin Mesih olduğuna şüphe yok (Vahiy 6:2’yi okuyun). Neden böyle hukuk mücadeleleri veriyoruz? Amacımız hukuk sisteminde reform yapılmasını sağlamak değil. Bir engellemeyle karşılaşmadan Kralımız İsa Mesih’e hizmet edebilme hedefiyle bunu yapıyoruz (Elçi. 4:29).

23 Hüküm süren Kralımız İsa Mesih, siyasi çekişmelerle bölünmüş ve köklü nefretlerin etkisiyle yoldan çıkmış bu dünyada takipçilerinin tarafsız kalmak üzere gösterdiği çabayı destekliyor. Şeytan’ın bizi bölmek ve alt etmek için harcadığı çabalar işe yaramadı. Krallık, ‘savaşı öğrenmeyi’ reddeden milyonlarca kişiyi bir araya topladı. Küre çapındaki barışçı kardeşlik birliğimizin varlığı başlı başına bir mucizedir ve Tanrı’nın Krallığının hüküm sürdüğüne dair karşı konulmaz bir kanıttır! (İşa. 2:4).

^ p. 4 Bu cilt The New Creation (Yeni Yaratılış) adıyla da bilinir. Millennial Dawn (Milenyum Şafağı) ciltleri daha sonra Studies in the Scriptures (Kutsal Yazılar Üzerine Araştırmalar) olarak adlandırıldı.

^ p. 8 Bu peygamberlik sözüyle ilgili bilgi almak için Vahiy—Görkemli Doruğu Yakındır! kitabı, bölüm 27, sayfa 184-186’ya bakın.

^ p. 13 Bu uzlaşma Bulgar hükümetine tüm vicdani retçiler için sivil idare yönetiminde alternatif sivil hizmet sunma zorunluluğu getirdi.

^ p. 14 Daha fazla ayrıntı için 1 Kasım 2012 tarihli Gözcü Kulesi’nde yer alan “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Vicdani Ret Hakkını Koruyor” başlıklı makaleye bakın.

^ p. 14 Ermenistan hükümeti 20 yılı aşkın bir süre boyunca 450’den fazla genç Şahidi hapse attı. Hapiste kalan son kardeşler Kasım 2013’te serbest bırakıldı.

^ p. 16 Mahkeme kayıtlarında soyadı hatalı yazılmıştır.

^ p. 20 Mahkeme kayıtlarında soyadı yanlışlıkla Ebralinag olarak yazılmıştır.