BM İnsan Hakları Komitesi yakın zamanda açıkladığı on farklı kararda Türkmenistan’ı insan haklarını koruma yükümlülüğünü yerine getirmeye davet etti. * 2015 ve 2016’da çıkan bu kararlarda Türkmenistan’dan, vicdani retçileri cezalandırmayı bırakıp taraf olduğu BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesine uyması istendi.

Şahitler Çözüm Arıyor

Komite bu kararları, askerlik hizmetini vicdani sebeplerle reddettikleri için cezalandırılan on Yehova’nın Şahidinin Eylül 2012’de yaptığı şikâyet başvuruları üzerine verdi. Bu kişilerin dokuzu ağır koşullarda hapsedilmişti. Onların darp edildikleri ve aşağılayıcı muamele gördükleri bildirilmişti. Çok pis ve çok kalabalık hücrelerde aşırı soğuğa, sıcağa ve bulaşıcı hastalıklara maruz kalmışlardı.

Komitenin verdiği her bir karar, Türkmenistan’ın vicdani retçilerin “düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü” ihlal ettiğine dikkat çekti. Komite Türkmenistan’ın hapsedilen bu dokuz kişiye “insanca ve onurlarını gözetecek şekilde” davranmadığını ve onları “işkenceye ve zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye ya da cezaya” maruz bıraktığını belirtti.

Komite Türkmenistan’ın ihlalleri gidermek için Şahitlerin sabıka kayıtlarını silmesini, uğradıkları zararı telafi etmesini ve “vicdani ret hakkını garanti altına almak” için yasal düzenlemeler yapmasını istedi. Ayrıca hükümetin kötü muamele şikâyetlerini tarafsız ve kapsamlı şekilde araştırmasını ve sorumlu olan herkesi cezalandırmasını talep etti.

2013’te başka beş Şahit daha askerlik hizmetini vicdanen reddettikleri için aldıkları cezalarla ilgili Komiteye şikâyet başvurusunda bulundu. Avukatları, bu başvurularla ilgili verilecek kararların önceki on kararla uyumlu olmasını bekliyor.

Navruz Nasırlayev’in Maruz Kaldığı Kötü Muamele

Navruz Nasırlayev

15 Temmuz 2016’da Komitenin çıkardığı kararlardan biri Navruz Nasırlayev hakkındaydı. O, Nisan 2009’da 18 yaşındayken ilk kez askere çağrıldı. Yetkililere vicdanının askerlik hizmeti yapmasına izin vermediğini fakat alternatif sivil hizmet yapabileceğini açıkladı. Buna rağmen askerlik hizmetinden kaçmaktan suçlu bulundu ve Seydi’deki LBK-12 Cezaevinde iki yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Cezaevinde belirli aralıklarla tecrit edildi ve maskeli gardiyanlar tarafından acımasız şekilde dövüldü.

Ocak 2012’de, serbest bırakıldıktan bir ay sonra, Navruz Nasırlayev tekrar askere çağrıldı. Alternatif sivil hizmet yapmaya hazır olduğunu tekrar belirtti, fakat yine aynı suçtan mahkûm edildi. Şartların “içler acısı” olduğu söylenen, katı kuralların uygulandığı bir cezaevinde iki yıl hapse mahkûm edildi. Daha önce olduğu gibi, gardiyanlar tarafından acımasızca dövüldü ve küçük düşürücü işler yapmaya zorlandı.

Navruz Nasırlayev’in ailesi de kötü muameleye maruz kaldı. Komite, değerlendirmesi için Nasırlayev’in şikâyetini Türkmenistan hükümetine gönderdikten kısa bir süre sonra, polis memurları Daşoğuz şehrinde yaşayan ailenin evini bastı. Aile üyelerine ve misafirlere şiddet uyguladı. Anlaşılan onların amacı misilleme yapmaktı.

Navruz Nasırlayev Mayıs 2014’te serbest bırakıldı, fakat cezaevinde yaşadıklarının etkileri hâlâ devam ediyor. BM İnsan Hakları Komitesi onun ciddi şekilde kötü muamele görmüş olduğunu belirtti. Ayrıca “vicdani nedenlerden kaynaklanan kararını sürdürdüğü” için aynı suçtan iki kez mahkûm edilmiş olduğuna dikkat çekti. Komite şu sonuca vardı: “[Nasırlayev’in] zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmek istememesi dini inançlarından kaynaklanıyor . . . , bu konuda üst üste aldığı mahkûmiyet ve cezalar onun düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü ihlal ediyor.”

Türkmenistan Yehova’nın Şahitlerine Karşı Tutumunu Değiştirecek mi?

Komite 2012’de yayımladığı Türkmenistan’daki insan haklarını ele alan raporunda, Türkmenistan’dan “vicdani sebeplerle askerlik hizmetini yerine getirmeyi reddeden kişilere karşı açılan tüm davaları düşürmesini ve hapiste olanları serbest bırakmasını” istemişti. Bunun üzerine Türkmenistan hükümeti Şubat 2015’te vicdani ret sebebiyle hapiste olan son Şahidi de serbest bıraktı. O zamandan beri, hiçbir Şahit askerlik hizmetini vicdanen reddettiği için hapis cezasına mahkûm edilmedi.

Ne var ki, Türkmenistan insan haklarını koruyan uluslararası anlaşmaları çiğneyerek, vicdani retçilere davalar açmaya ve onları cezalandırmaya devam ediyor.

  • 2014 yılının sonundan beri Türkmenistan hükümeti vicdani retçi olan Yehova’nın Şahitlerine çalışma cezası veriyor. Bu cezayı alanların maaşlarının yüzde 20’sini bir ila iki yıl boyunca Hazineye devretmesi talep ediliyor. Şu anda iki Yehova’nın Şahidi bu cezaya çarptırılmış durumda.

  • Bazen de yetkililer, sıkı sıkıya bağlı oldukları inançlarından vazgeçirmek için vicdani retçilere ciddi şekilde baskı uyguluyor.

Artur Yangibayev

Örneğin, 16 Haziran 2016’da yerel polis şefi ve Askeri Komiserlikten iki yetkili, alternatif sivil hizmet için dilekçe veren Yehova’nın Şahidi Artur Yangibayev’in evine gitti. Memurlar onu savcılığa götürdüler ve o kadar ağır bir psikolojik baskı uyguladılar ki Yangibayev daha önceki dilekçesini geri çeken bir yazı yazmak zorunda kaldı. Daha sonra kendisine uygulanan bu baskıyla ilgili şikâyette bulundu. Üç hafta tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Yangibayev’e iki yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildi. *

Devam Eden Diğer İnsan Hakları İhlalleri

Türkmenistan vicdani retçilere yaptığı kötü muamelelere ek olarak dini faaliyetleri de kısıtlıyor ve cezalandırıyor. BM İşkenceye Karşı Komite, Ocak 2017’de yayımladığı bir raporunda Türkmenistan’dan “Yehova’nın Şahidi olan Bahram Hemdemov’un Mayıs 2015’te tutukluyken işkence gördüğü iddiasını ve Yehova’nın Şahidi olan Mansur Masharipov’un Temmuz 2014’te bir uyuşturucu bağımlılığı merkezinde acımasızca dövülmesini ve zorla tutulmasını bir an önce tarafsız şekilde araştırmasını” istedi. Masharipov bir yıl cezaevinde yattıktan sonra serbest bırakıldı. Yasadışı dinsel faaliyette bulunmakla suçlanan Hemdemov da, dinsel faaliyetlerinden dolayı sahte suçlamalarla hapsedilen Masharipov da aslında suçsuzdur.

Türkmenistan’daki Yehova’nın Şahitleri, hükümetin din ve vicdan özgürlüğünü koruyarak bu sorunları çözmek için bir an evvel adımlar atacağını umuyor. Türkmenistan bu şekilde vicdani kararlara saygı duyduğunu ve insan hakları sicilini gerçekten düzeltmek istediğini göstermiş olacak.

^ p. 2 Uluslararası hukukta askerlik hizmetini vicdani sebeplerle reddetmek temel bir insan hakkı olarak görülüyor ve birçok ülke bu hakkı gözetmek için yasal düzenlemeler yapıyor. Ne var ki Türkmenistan, Azerbaycan, Eritre, Singapur, Güney Kore ve Türkiye bu hakkı tanımayı reddediyor ve vicdani sebeplerle askerlik hizmetini reddeden Yehova’nın Şahitlerine karşı davalar açmaya devam ediyor.

^ p. 18 Şartlı tahliye kişinin şartlı olarak serbest bırakılmasıdır. Şartlı tahliye hapis cezasını erteler ya da kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakan cezanın yerine geçer. Hapis cezasına çarptırılmayan Yangibayev düzenli olarak polis denetiminde tutuluyor.