“Her Türk asker doğar.” Türkiye’de bu sözler okullarda öğrencilere öğretilir, siyasi konuşmalarda ve askeri eğitim sırasında sık sık tekrarlanır. Askerlik her Türk erkeği için zorunlu bir hizmettir, hatta gençler askere kutlamalar eşliğinde gönderilir. Dolayısıyla Türk hükümetinin askerlik hizmetini vicdanen reddetme hakkını tanımamasına şaşırmamak gerekir.

Türkiye, Avrupa Konseyi’nde yer alan ve vicdani ret hakkını kabul etmeyen birkaç ülkeden biridir.

Bununla birlikte Türkiye, Avrupa Konseyi üyesidir ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini anayasasının bir kısmı olarak benimsemiştir. Bu nedenle Avrupa standartlarına uyma zorunluluğu altındadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesinin Bayatyan / Ermenistan davasında aldığı karar gereği, Türkiye vicdani ret hakkını tanımak konusunda Avrupa Konseyi’ne karşı yükümlüdür. Fakat Türk hükümeti bu hakkı kabul etmediği için bu ülkedeki vicdani retçiler birçok zorluk yaşıyor.

Geçen 10 yıl boyunca Yehova’nın Şahidi 55 erkek, Türk hükümetinden vicdani ret haklarını tanıması için talepte bulundu. Bu talepleri reddedildiğinden aleyhlerinde pek çok dava açıldı, ağır para cezalarına çarptırıldılar ve bazıları yıllarca hapse mahkûm edildi. Şu anda Türkiye’de askerlik hizmetini yerine getirmeyi reddettiği için 15 genç Şahide tekrar tekrar dava açılıyor.

‘Vicdanımın Sesini Dinlemeliyim’

“Güçlü bir devletin, itaat etmem gerektiğine inandığım Kutsal Kitapla eğitilmiş vicdanıma ve İşaya 2:4’teki sözlere aykırı şekilde hareket etmek üzere beni zorlayabileceğini kabul etmiyorum.” Bu ayetin sözleri New York kentinde bulunan Birleşmiş Milletler merkez bürosu önündeki bir duvarda yazılıdır; savaşa karşı olan insanların ‘kılıçlarını dövüp saban demiri yapacaklarını ve artık savaşı öğrenmeyeceklerini’ belirtir. Bir Türk vatandaşı olan Feti Demirtaş, askerlik hizmetini yapmaktansa, özgürlüğünden vazgeçip hapse girmeyi neden kabul ettiğini bu sözlerle açıklamıştı. O zamanlar 25 yaşında olan Feti, Kutsal Kitapla eğitilmiş vicdanının sesini dinlemesi gerektiğine inanıyordu. Bu yüzden bir Yehova’nın Şahidi olan Feti hakkında on kez dava açıldı ve bir buçuk yıldan uzun süre hapis yattı.

İlk tutuklanmasında bir başçavuş Feti’ye askeri üniforma giymesini emretti, fakat o vicdanına aykırı olduğu için bunu yapmayı reddetti. Sonra birlik komutanı onu 400 kişinin önüne çıkardı ve üniforma giymesini emretti. Feti bunu yine reddetti ve hapse atıldı. Orada hakarete uğradı, gardiyanlar başını, omuzlarını, bacaklarını tekmeledi ve yüzünü tokatladı.

Nisan 2006’da beşinci kez tutuklanıp hapse atıldığında gardiyanlar Feti’yi, askeri üniforma giymesi için iç çamaşırlarına kadar soyunmaya zorladı. Üniforma giymeyi reddettiği için onu dört gün disiplin koğuşunda tuttular. Feti’nin iradesini kırmak amacıyla onu geceleri yatağın demir çubuğuna, gündüzleri ise koğuş kapısının parmaklıklarına kelepçelediler. Feti şöyle diyor: “Gündüzleri korku içindeydim ve geceleri de bir sonraki gün yaşayabileceğim kötü muamelenin korkusundan uyuyamıyordum. Yapılan muamele nedeniyle duygusal olarak tükenmiş olmama rağmen vicdanıma göre yaşamaya kararlıydım.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Vicdani Ret Konusunu Ele Alıyor

Feti Demirtaş 2007’de davasını AİHM’e sundu; Türk hükümetinin kendisini hapse mahkûm etmekle, bir vicdani retçi olarak haklarını ihlal ettiğini savundu. Bunun üzerine AİHM 17 Ocak 2012’de Feti lehine bir karar çıkararak Feti’nin insanlık dışı ve aşağılayıcı bir muameleye uğradığını, bunun da ciddi bir ıstıraba ve acıya yol açtığını doğruladı. Ayrıca Mahkeme, dini inançlar gereği askerlik hizmetini yerine getirmeyi vicdanen reddetmenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle korunan bir hak olduğunu onayladı. *

Mahkemenin vicdani ret davasıyla ilgili bu açık beyanından sonra, Feti Türkiye’deki yetkili makamların ona karşı açılmış davaları sonlandırmasını bekliyordu. Aslında Türk hükümeti AİHM’in emriyle harcama ve zararları karşılaması için ona 20.000 euro ödedi. Bununla birlikte, AİHM’in Feti Demirtaş / Türkiye davasıyla ilgili kararından sadece dört ay sonra Askeri Mahkeme Feti’yi yine askerlik hizmetini yerine getirmeyi reddetmekten iki buçuk ay hapse mahkûm etti. Feti bunun üzerine temyize başvurdu ve bu dava Askeri Yargıtay Ceza Dairesinde ele alınmayı bekliyor.

Vicdani Ret Hakkını BM İnsan Hakları Komitesi de Destekliyor

Türkiye, BM İnsan Hakları Komitesi’nin bu konuda verdiği son yönergeleri de hiçe saydı. Cenk Atasoy ve Arda Sarkut adlı iki Şahide, askerlik hizmetini yerine getirmeyi reddettikleri için defalarca dava açıldı. Onlar Türk yetkililerin insan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle BM’nin bu kurumuna 2008’de şikâyet başvurusunda bulundu. BM İnsan Hakları Komitesi 29 Mart 2012’de fikir birliğine vararak şunu kararlaştırdı: “Bu kişilerin zorunlu askerlik hizmetine yönelik retleri üzerinde kuşku bulunmayan şekilde dinsel inançlarından kaynaklanmaktadır” ve “başvurucuların soruşturmalar ve mahkûmiyetlerle karşılaşması [Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin] 18. maddesi 1. paragrafının ihlali, dolayısıyla vicdan özgürlüklerinin çiğnendiği anlamına gelir.”

Türk yetkililer bu net talimatlara nasıl karşılık verdi? Onlar hâlâ bu iki vicdani retçinin dört ayda bir yapılan askerlik yoklamasına gelmesini istiyor. * Aksi halde haklarında dava açılıyor ve ağır para cezasına çarptırılıyorlar.

Türkiye’deki Yehova’nın Şahitleri komşularını sevmekle ilgili Kutsal Kitaptaki emre uygun yaşamaya kararlıdır. Askere çağrıldığında her Şahit ne yapacağına kendisi karar vermelidir. Feti Demirtaş ve başka Şahitler askerlik yapmanın Kutsal Kitabın emrine ve vicdanlarına aykırı olduğuna karar verdiler.

Bu genç Şahitler hükümetin yasal alanda verdiği sözleri tutacağına güveniyor. AİHM ve BM İnsan Hakları Komitesi de verdikleri hüküm ve kararları Türkiye’nin yerine getirmesini ve Türk yetkililerin askerlik hizmetini vicdanen reddetme hakkını kabul etmesini bekliyor. Bunu yapana kadar Türkiye, temel insan haklarına saygı duymak konusunda Avrupa Konseyi’nin standartlarına aykırı davranmaya devam ediyor olacak.

^ p. 10 AİHM’in vicdani ret konusunda Türkiye aleyhine verdiği ilk karar bu değildir. Kasım 2011’de Mahkeme, başka bir Türk Şahit olan Yunus Erçep lehinde bir karar çıkardı. Yunus Erçep askerlik yapmayı reddettiği için kendisine 14 yıllık bir dönemde 41 kez dava açılmıştı.

^ p. 14 Hükümet kısa süre önce askerlik yoklamasının üç ayda bir yapılmasına karar verdi.