Gürcistan’daki Yehova’nın Şahitlerinin bugün sahip olduğu din özgürlüğü bundan birkaç yıl önceki durumlarının tam tersidir. Şahitler şimdi yasal olarak tanınmış durumda ve hükümet onların serbestçe ibadet etmelerine izin veriyor. Fakat koşullar 1999 ila 2003 yılları arasında bundan oldukça farklıydı, o zamanki hükümet dinsel fanatiklerin Yehova’nın Şahitlerine şiddetle saldırmalarına müsaade etti ve suçlular hakkında yasal işlem başlatmayı reddetti.

O karanlık günlerde gördükleri zulüm Yehova’nın Şahitlerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) birkaç başvuru yapmasına neden oldu. Tsartsidze ve diğerleri/Gürcistan davası olarak geçen başvuruya konu olan ve Gürcistan’da 2000 ila 2001 yılları arasında meydana gelen üç olay ayaktakımı saldırılarını, dini toplantıların bölünmesini, binalara zarar vermeyi ve polisler tarafından yapılan fiziksel ve sözlü tacizi içeriyor.

17 Ocak 2017’de AİHM Tsartsidze davasını karara bağladı ve Yehova’nın Şahitlerinin haklarının ihlal edildiği sonucuna vardı. AİHM Gürcü polislerin ya olaylara doğrudan karıştığını ya da mağdurları korumak için müdahale etmediğini fark etti. Ayrıca, Gürcistan’daki mahkemelerin ve hâkimlerin kendi kişisel önyargıları ve gerçekleri yüzeysel olarak incelemeleri nedeniyle, Yehova’nın Şahitlerine karşı yapılan saldırıları engellemede başarısız oldukları sonucuna da vardı.

Hükümet Destekli Zulmü Kınayan Üçüncü Karar

Bu karar, AİHM’in Gürcistan aleyhinde verdiği ve 1999 ila 2003 yılları arasında meydana gelen olayları “Yehova’nın Şahitlerine karşı ülke çapında dinsel şiddet” olarak nitelediği üçüncü karar oldu. Her üç kararda da AİHM, Gürcistan’ın Yehova’nın Şahitlerinin din özgürlüğünü koruyamadığı ve onlara ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal ettiği sonucuna vardı.

Mahkeme Gürcistan’da o süre içerisindeki şartları şu sözlerle tarif etti: “Gürcü yetkililer, Yehova’nın Şahitlerine karşı yapılan saldırılara ya doğrudan katılan ya da onlara karşı bireylerin yaptığı yasadışı faaliyetleri onaylayan ve suçun işlenmesine göz yuman ajanlarının vasıtasıyla bir dokunulmazlık ortamı yarattı, bu da tüm ülke çapında Yehova’nın Şahitlerine yönelik başka saldırıların olmasını teşvik etti.”

AİHM Hukukun Üstünlüğünü ve Din Özgürlüğünü Koruyor

AİHM’in Tsartsidze davasında incelediği her üç saldırıda da mağdurlar polislerin ya eylemlerinden ya da bizzat suça iştirak etmelerinden dolayı haksızlığa uğramışlardı.

  • 2 Eylül 2000’de Kutaisi kentinde polisler Gia Dzamukov’u alıp karakola götürdüler. Dini içerikli yayınlarına el koydular ve hakaret edip dövdüler. Ertesi gün bir polis memuru, Vladimer Gabunia’ya saldırıp midesini yumrukladı ve yanındaki dinsel içerikli yayınları yırttı.

  • 26 Ekim 2000’de Marneuli kentinde polisler ibadet yapıldığı sırada bir salona saldırdılar ve dinsel içerikli yayınlara el koydular. Konuşma yapan Alexander Mikirtumov ve toplantının yapıldığı evin sahibi Binali Aliev’i karakola götürdüler. Polisler daha sonra Alexander Mikirtumov’u zorla bir arabaya bindirip şehrin dışına çıkardılar ve bir daha geri dönmemesini emrettiler. Binali Aliev’e de evinde bir daha Yehova’nın Şahitlerinin toplantılarını yapmamasını emrettiler.

  • 27 Mart 2001’de Rustavi kentinde Ortodoks dinsel aşırılıkçılardan oluşan bir ayaktakımı dini bir buluşmanın yapıldığı sırada Jimsher Gogelashvili’nin evini bastı. Buluşmaya katılanlara hakaret edip orayı terk etmeye zorladılar. Dinsel yayınlara el koydular ve ertesi gün yakındaki bir pazar yerinde herkesin önünde yayınları yaktılar. Polisler müdahale edip mağdurları korumayı reddetti.

Her olayda mağdurlar yardım için Gürcistan mahkemelerine başvurdu ancak sonuç alamadılar. AİHM Gürcü hâkimlerin önyargılarından dolayı polislerin tarafını tuttuklarını ve mağdurların kanıtlarını uygun bir şekilde incelemediklerini gözlemledi. Yerel hâkimlerin bu gibi davalarla ilgili tutumu hakkında AİHM şu tespitte bulundu:

Davanın böylesine yüzeysel ve tek taraflı ele alınması, bununla bağlantılı olarak da güvenlik görevlilerine körü körüne inanma ve olaylara başvuranların açısından bakmanın sebepsiz yere reddedilmesi, Mahkemeye göre, başvuru sahiplerine yapılan şiddet eylemlerine yargı organlarının göz yummasıdır.

AİHM başvuru sahiplerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. maddesinin (din özgürlüğü) ve 14. maddesinin (ayrımcılık) sağladığı haklarının ihlal edildiği kararına vardı, zarar için toplamda 11.000 euro (11.840 dolar) ve mahkeme masrafları için de 10.000 euro (10.762 dolar) tazminat ödenmesine hükmetti.

Bu Kararın Rusya ve Azerbaycan Üzerinde Daha Kapsamlı Sonuçları Olacak mı?

Kararın sonunda AİHM önceki Gldani ve Begheluri (Gürcistan) ve Kuznetsov ve Krupko (Rusya) davalarındaki kararlarını tekrarlamış oldu. Gürcistan hükümeti daha önceki hükümleri kademeli olarak uyguladı ve Gürcistan’daki Yehova’nın Şahitleri daha iyi korundukları için minnettarlar, bu sayede huzurlu ve güvenli bir şekilde ibadet edebiliyor ve inançlarını paylaşabiliyorlar.

Hem Gürcistan’daki yerel duruşmalara hem de AİHM başvuru hazırlıklarına katılmış olan uluslararası insan hakları avukatı André Carbonneau şu yorumu yaptı: “Bu mükemmel kararla AİHM, kendi yargı yetkisi dahilindeki hükümetlerin, vatandaşların din özgürlüğüne baskı uygulamalarının teşvik edilmesine veya desteklenmesine müsamaha etmeyeceğini açıkça göstermiş oldu. Yehova’nın Şahitleri Gürcistan hükümetinin kararları uygulama konusunda ilerleme katetmesine seviniyor, bu sayede özgürce ibadet edebiliyorlar. Ümit ederiz ki, Rusya gibi diğer Avrupa Konseyi ülkeleri de bunu dikkate alır.”

Bu en son AİHM kararı, çok değer verilen ibadet etme ve dinsel inançları komşularla rahatça paylaşma özgürlüğünü koruyor. Yehova’nın Şahitlerinin küresel topluluğu AİHM’in bu güçlü kararının, aynı konularda Rusya ve Azerbaycan’a karşı yapılan ve beklemekte olan başvurular üzerinde bir etkisinin olacağını ümit ediyor.