SEUL, Güney Kore—Ocak 2017’de o sırada 21 yaşında olan Lee Gyo-won büyük umutlarla Güney Koreli bir yargıcın önüne çıktı. Sözlerini çok dikkatli seçerek, yargıca, ülkenin yasalarına karşı gelmek istemediğini, insanların şiddet kullanmaması gerektiğine yürekten inandığı için askerlik hizmetini reddettiğini anlatmaya çalıştı.

Yehova’nın Şahidi olan Lee’nin aslında olumlu bir sonuç beklemesi için çok fazla neden yoktu. Lee mahkemeye çıktığında zaten hapiste 392 vicdani retçi Şahit vardı ve toplam 588 yıl ceza almışlardı. 1950’den beri 19.340’tan fazla Şahit yaklaşık 36.800 yıl hapis cezasına çarptırıldı çünkü Kore yasalarına göre, bir kişinin dini inançları askerlik hizmetini reddetmek için geçerli bir neden sayılmıyor.

Ancak bu kişileri otomatik olarak cezalandırmanın yanlış olduğunu düşünen bazı yargıçlar, 2004’ten bu yana 90 vicdani retçiyi suçsuz buldu. Örneğin, Pusan Temyiz Mahkemesi yargıcı Choi Jong-du, askerlik hizmetini kişisel olarak reddetme kararının “kişilerin dini inançlarından kaynaklanan güçlü ve samimi duygularına dayandığı” sonucuna vardı.

Haziran 2018’de Güney Kore Anayasa Mahkemesi nihayet Askerlik Kanununun vicdani retçilere alternatif sivil hizmet seçenekleri sunacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğine hükmetti. * Ama bu tarihi karar çıktığında Lee çoktan hapis cezasına çarptırılmıştı. Lee şöyle diyor: “Aldığım mahkûmiyet kararını değiştirmek için tüm hukuki yolları tükettim ama sonuç alamadım ve şu anda Daegu Tutukevindeyim.” O, aldığı 18 ay hapis cezasını çekiyor.

Kore’de Lee gibi askerlik hizmetini reddettikleri için hapsedilen birçok Yehova’nın Şahidi var. Aslında bu sorun ilk kez ülkenin Japon yönetiminde olduğu dönemde ortaya çıktı. 1939’da Japonya’da iki genç Şahit orduya katılmayı reddettiği için hapse atıldı; bu olaydan sonra da Japonya, Tayvan ve Kore’de başka Şahitler de tutuklandı. Kore’de hapsedilen 38 Şahit Japonya imparatoruna bağlılıklarını bildirmeyi ve savaşı destekleyecek herhangi bir şey yapmayı reddettiler. Bu Şahitlerin beşi insanlık dışı koşullar altında hayatını kaybetti, geri kalanların çoğu ise ancak 1945’te Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinden sonra serbest bırakıldı.

Vicdani ret nedeniyle hapis cezasına çarptırılan 19.340 Şahitten bazıları

Şahitler yüz yılı aşkın süredir vicdani nedenlerle askerlik hizmetini reddediyor. Onlar Kutsal Kitaptaki ayetleri ve ilk Hıristiyanların bıraktığı örneği dikkate alarak, başka bir insanın hayatını alma hakkına sahip olmadıklarına ve savaşmayı reddetmeleri gerektiğine inanıyorlar. Ayrıca, onlar kendilerini Tanrı’nın Krallığının ya da yönetiminin vatandaşları olarak gördüklerinden, siyasi açıdan tarafsız kalıyorlar.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, o zamanlar Uluslararası Mukaddes Kitap Tetkikçileri adıyla tanınan Şahitlerin şiddet karşıtı tutumu ilk kez ciddi şekilde sınandı. Britanya’da yaklaşık 400 Şahit askere çağrıldığı halde savaşmayı reddetti. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Amerika Birleşik Devletleri’nde Şahitler hapisteki en büyük vicdani retçi grubunu oluşturuyordu. O dönemde yaklaşık 4.440 Şahit savaşmadıkları için hapse atıldı.

Şahitlerin tarafsız kalmaya kesinlikle kararlı olduğunu kanıtlayan belki de en etkileyici örnek onların Nazi yönetimi altında yaşadıkları büyük sıkıntılardır. Naziler tahminen 400 Şahidi idam etti; onların çoğu askerlik hizmetini vicdanen reddeden kişilerdi. 1.000’den fazla başka Şahit de inançlarına bağlı kaldıkları için kamplarda ve hapishanelerde gördükleri işkence ve insanlık dışı koşullar yüzünden öldü. Tarihçi Robert Gerwarth’a göre, onlar “Üçüncü Reich döneminde sırf dinsel inançları nedeniyle zulüm gören tek gruptu.”

Şahitler birçok yerde askerlik hizmetini vicdanen reddettikleri için acı çekti, ama Kore’de bu sorun tüm diğer ülkelerde olduğundan çok daha uzun süredir devam ediyor. Sekiz yaşındayken babasını bir kazada kaybeden Lee Gyo-won, Kutsal Kitaptaki sözleri ve vicdanını dinlemenin önemini annesinden öğrendi. Lee şöyle diyor: “Neden yaratıldığımızı anladığımda bu beni doğal olarak Tanrım Yehova’yı sevmeye yöneltti. O andan itibaren Yehova’ya hayatım boyunca hizmet etmeye karar verdim ve hayattaki önceliğim bu oldu.”

Lee, er ya da geç hapse girebileceğini farkındaydı. İşverenlerin hapse girmiş birini çalıştırmak istemeyeceklerini bildiğinden, hapisten çıktıktan sonra inşaat dekorasyon alanında serbest çalışmayı planladı.

Lee mahkemeye çıktığı günü şöyle anlatıyor: “İnançlarıma ve vicdanıma dayanan samimi bir karar vermiştim, bu yüzden suçlu olmadığımı kanıtlamak için yanıp tutuşuyordum.” O, imanlarını mahkemede etkili şekilde savunmuş ilk Hırıstiyanlardan İstefanos’u ve Pavlus’u düşündü. Lee şöyle diyor: “Sanırım mahkemede, yaptığım provalardan kat kat daha iyi konuştum.”

30 Ağustos 2018’de Güney Kore Yüksek Mahkemesi halka açık bir duruşma yapacak ve Anayasa Mahkemesinin vicdani retçilerin haklarını tanıyan düzenlemeler getirme talebini ele alacak. Yüksek Mahkemenin kararı, çeşitli mahkemelerde hâlihazırda görülmekte olan 900 davayı büyük ölçüde etkileyecek. Ek olarak, Lee gibi halen hapiste olan 117 vicdani retçi Şahit, Güney Kore cumhurbaşkanından talep ettikleri özel affın çıkarılmasını bekliyor. Lee 30 Ağustos’ta muhtemelen hâlâ Daegu Tutukevinde olacak, ama Yüksek Mahkemede görülecek duruşmayı büyük ilgiyle takip edecek.

Lee hapis cezasına mahkûm edilmiş ve temyiz başvurusu reddedilmiş olsa da, diğer iman kardeşlerinin durumu için umutlu. O şöyle diyor: “Başkalarına ve en önemlisi Tanrı’ya ve O’nun ilkelerine duyduğum sevgiden ötürü hapisteyim ama umarım bu nedenle hapsedilen son kişiler arasında olurum.”

Medya İletişim:

Uluslararası: Paul S. Gillies, Basın ve Halkla İlişkiler Ofisi, +1-845-524-3000

Güney Kore: Hong Dae-il, +82-31-690-0055